+ Konuyu Cevapla
Toplam 2 sonuçtan 1 ile 2 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Ajda Pekkan Gayleri hiç anlamadı

  1. #1
    Çaylak
    Üyelik tarihi
    06.12.2007
    Yaş
    24
    Mesajlar
    26

    Standart Ajda Pekkan Gayleri hiç anlamadı

    AHMET TULGAR ''GAYLER AJDA PEKKAN'I ÇOK SEVER, AMA O BUNU HİÇ ANLAYAMADI''

    Gazeteci-yazar Ahmet Tulgar’ın ‘Birbirimize’ adlı öykü kitabı eşcinsellerin dünyasına derinden giriyor..

    Ahmet Tulgar’ın kitabının tanıtımı vardı radyoda. Arabadayken o kuru tanıtıma takıldım ve hemen en yakındaki kitabevinden “Birbirimize” adlı kitabınını aldım Ahmet’in. Kısa bir tatile çıkmadan hemen önce Ahmet’in kitabını çantama koyup mutlu oldum, ama tatilde kitabın ilk 5 öyküsünü okuduktan sonra biraz durma ihtiyacı hissettim. Kırılganlık, duygusallık, acı, haz... Bunlar bana özellikle de tatilde fazla geldi. Belki de Ahmet’i çok yakından olmasa da tanıdığım için çok etkilendim.
    Ahmet Tulgar çoğumuzun röportajcı kimliğiyle tanıdığı bir isim. İtiraf etmem gerekirse rakip gazetede röportaj yaptığı dönemde ilk onun röportajlarını okurdum. Birikimiyle, kalemiyle farklıdır Ahmet. Aradım ve “Kitabını okudum, senle konuşmak istiyorum” dedim. “Ne zaman istersen gel” dedi. Röportaja başlamadan önce yazmak isterim. Her öyküsünden sonra durdum ve düşündüm. O kısa öyküleri okuma süremden çok daha fazla bir süre beynimde dalgalanmalar oldu. Öykülerin tümünde eşcinsellik var ve Ahmet hem biz heteroseksüellerin hem de eş cinsellerin yüreğinden ta içimizden çok şey söylemiş. Bu arada Ahmet 50 yaşındaymış. Fotoğraflardaki adama bi bakın, hiç 50 yaşındaki bir adama benziyor mu? Son söz: “Birbirimize”yi okumanızı çok ama çok tavsiye ederim.


    Babamın aşkını anneme ihbar etmiştim

    Başlarken sana Ahmetciğim demek istiyorum... Ahmetciğim sen ne kadar kırılgan, ne kadar duygusal bir adammışsın. Yarattığın kahramanların ortak yanları kırılganlık...
    Öyleyim aslında, doğru bir tespit. Sahiden çocukluktan beri ben ağır yaşadım. Kırılganım ben.

    Nasıl bir çocukluk geçirdin?
    Eskiden televizyon bu kadar hayatımızda değildi. Fındıklı ile Gümüşsuyu arasında bir yerde oturuyorduk biz. Tam bir mahalleydi. Zengini, dar gelirlisi aynı ortamdaydı. O dönemde büyükler Cumartesi Toplantısı diye bir şey yapardı. Ben o toplantılarda koltuğun arkasında otururdum. Mesela bir kabak tatlısı vermişlerdi, o kabak tatlısını ezip yememiştim... Böyle anılar var aklıma gelen. Ben hep yetişkinlerin arasındaydım. Çok uyanık bir çocuktum. O kadar uyanıktım ki babamın bir kadından hoşlandığını ilkokula başlamadan anlamış, anneme ihbar etmiştim ve doğru çıkmıştı.

    Ne oldu sonra?
    Annem ve babamın evliliği gerçek bir aşk evliliğiydi. Annem tiyatro sanatçısı. Babam annemi sahnede görüyor ve aşık oluyor. Tartıştılar, ama gerçekten de birbirlerine aşık oldukları için evlilik devam etti. Mahalledeki Zerrin Abla faktörü, babam için de erkek milleti, ne diyelim...

    Kaç kardeşsiniz?
    Aynı babadan 2 kardeş. Annemin ilk evliliğinden de bir abim var. Abilerimle çok yakın değiliz, ama annemle ilişkimiz çok iyidir.



    Doğa eşcinsellere hiçbir şeyi hazır vermemiş

    Eşcinsellerin yaşantısında ne gibi farklılıklar var?
    İki heteroseksüel karşılaştıklarında birbirlerinden hoşlandıklarını belli edebilir, ama bir eşcinsel hoşlandığı biriyle karşılaştığında zor belli eder. Çünkü çok büyük dış etkenler var. Çok zihninde yaşıyor eş cinseller. Doğa eşcinsellere hiçbir şeyi hazır vermemiş.

    Bu yüzden mi daha yaratıcılar? Ünlü tasarımcıların çoğu eşcinsel....
    Evet. Her şeyi ağırlıklı olarak zihinsel yaşamak zorunda eş cinseller. Zihinsel olarak zevk alması gerekiyor. Ayrıca eşcinseller kullanılmaya çok açık. Bir öyküde var. Şoförle gidip yatıyor kahraman ve evinde başka odada, başka biri var. Ve o arkadaşı için “Onun da senin gibi biriyle sevişmesini isterdim” diyor. Acaba onunla yatmaya zorladı mı? Bunu bilmiyoruz. İki kişi gelip “Nasıl olsa gay, ikimizle de yatar” diye düşünenler var. Çok fazla gay cinayeti var. Eşcinselliğin acı yanları var öykülerde...


    Çocukken ağlayarak pencereden Zeki Müren şarkıları söylerdim


    Yazmaya nasıl başladın?
    Kendi kendime köşelere çekilir, şiirler yazardım. Bana “Arap çocuk” derlerdi. Çok küçükken camdan çıkıp tüm sokağa hüngür hüngür ağlayarak Zeki Müren’in “Mavi gözlü sarışın kız, gel gidelim Ada’ya, çamlar altı bizi bekler, bu kadar naz etme gel” diye şarkısını söylerdim. Şarkıcılığı teğet geçmişim! 4.5 yaşında gazete okurdum anneme.

    Öykülerin bana bir bardak suda fırtına koparan bir adam karakteri portresi çizdi. Hepsindeki ortak noktalardan biri şu: Hamle yapacak ama o hamleyi çok ama çok düşünüyor, kurguluyor. Arzu, kavuşma isteği var, ama eylem yapma noktasına gelme konusunda inanılmaz tutuk...
    O dediğin doğru. Bir bardak suda kopan fırtına gibi. Bir öyküden örnek vereyim. Kahramanın bir futbol teknik direktörünü yakından görmek istemesinin nelere neden olabileceğini anlattım. Adamı o kadar beğeniyor ve arzuluyor ki külodunu kokluyor. Bir eş cinsel olarak daha ötesini zaten düşünemiyor. Onu çıplak görmek, külodunu ellemek o kadar büyük bir zafer ki onun için... Sonuçta aslında onu da yapamadığını fark ediyor. Kitabın anlatıcısının da kahramanlarının da çok yaşadığı bir şey bu.


    Birlikte oldukları kişiyle kurumsal bir hayat planlamazlar


    Eşcinsel alt kültürü çok farklı. Çok kopuk yanları var...
    İki tür gay tanıdım. Biri gerçekten de duyarlılıkları çok fazla olanlar, diğeri de vur patlasın çal oynasın tarzı olanlar. “İnadına mutlu olalım” diyenler de var. Dünyada en çok eğlenilen yer eşcinsel kulüpleridir.

    Kitapta eşcinsel ilişkilerde sınıfsal farlılık olmadığını örneklemişsin. Gerçekten de böyle bir genelleme yapılabilir mi ve bunun nedeni ne?
    Birlikte olduğu kişiyle kurumsal bir hayat planlamıyorlar. Sınıfsal geçişkenlik var gay ilişkilerde. Bir gay hiçbir zaman evlilik gibi bir hedef kurmaz. Sevgilisiyle sosyal durumum aynı olsun diye de düşünmez, zaten bu ilişkilerin çoğu saklıdır.

    Estetik kaygılar ön planda. Bu yüzden mi?
    Spor salonlarının en iyi müşterileri gaylerdir. Gayler kendilerine çok özen gösterir. Kadın ve erkek anatomik olarak çok farklı. Diğerinde anatomik fark yok. Gay ilişkilerde nüanslar ön planda.


    Gay ilişki sınıfsal bilinci yükseltir

    Ne gibi?
    Bıyıksız bir gayle asla birlikte olamayan gayler var. Kimi de 35 yaş üstüyle asla olmaz kimi de 35 yaşın altını çocuk görür. Bir gay kulüpte bakarsın bir bankanın genel müdürünü bir elektrikçi çırağıyla ya da tesisatçıyla saatlerce konuşur. Eşcinseller aslında sınıflar arası haberci. Genç bir eş cinsel garson bir bakarsın acayip felsefi laflar eder. Nedendir bu? Bir bakarsın 6-7 ay bir üniversite hocasıyla birlikte olmuştur. Gay ilişki sınıfsal bilinci yükseltir.

    Eğlence sektöründe çok fazla gay var. Ama çoğu kimliğini saklıyor. Yazar çizer kesim eşcinsel kimliğini bu derecede gizlemiyor. Neden böyle oluyor?
    Bu beni aslında kızdırıyor. Ben kimseye “Eşcinsel kimliğini açıklasın” demem, ama bütün bir meslek hayatını bunun üzerine kurup bunu yaşayıp, yanında gezdirdiğin kızlara para ödeyeceksin ya da “Sesim genetik olarak ince aslında maçoyum” diyeceksin, bunlar kötü geliyor bana. Ama bu tamamen onların bilinç düzeyi ve hayran kitleleriyle ilişkisi. Hayran kitlelerinin kendilerini aşağılayacağını sanıyorlar. Onlar bazen gerçekten beni üzerlerinde konuşma yönünde provoke ediyor.


    Ajda Pekkan gayleri hiç anlamadı

    Hayran kitlesinin çoğunluğu gay olanlar da var....
    Gayler önemli bir tüketici kitle. Çoluk çocuk olmadığı için kazandıklarını harcıyorlar. Türk pop müziğini çok seviyorlar. Hande Yener bunu keşfetti. Demet Sağıroğlu yeni albümünün tanıtımını gay barda yaptı. Ajda bunu hiç anlamadı. Oysa gayler çok sever Ajda’yı. Gaylerin eğlenmeye daha çok zamanı var. Akşamları kocalarının gönlünü yapmak için yemek yapmak zorunda değiller ya da çocuklarını okuldan almıyorlar. O nedenle daha çok okuyor ve geziyorlar.

    “Birbirimiz” için bir eşcinsel kitabı mı demek lazım?
    Kahramanlarının çoğu eşcinsel, anlatılanların çoğu da eşcinsellerin ilişkileri. Ama ben şunu da görüyorum, heteroseksüellerin de aşk hayatları bu ülkede ekonomik zorluklar ve politik nedenlerle çektikleri hiç de az değil.


    İlişkilerin çoğu internete kaydı


    Eşcinsel ilişkilerde şiddet de çok farklı boyutta. Saldırılar oluyor, cinayetler işleniyor. Çoğu da örtülüyor.
    Buna sistem meydan veriyor. Adam evine gidiyor misafir diye, “Beni sapık ilişkiye zorladı” diyor. Eşcinselle tanışıyor, evine gidiyor, “Ben bunu soyarım, bu polise gitmeye korkar” diye düşünüyor. Polise gidenler buzdağının küçük parçası.

    İnternette tanışarak başlıyor ilişkilerin çoğu. Bu da riski artırmıyor mu?
    Gay ilişkilerin onda biri internete kaymış durumda ama internet aynı zamanda gizlenmek için de çok uygun. Kendinizi bambaşka tanıtabilirsiniz. Bazı kişiler heteroseksüel ve para için bunu yapıyor.

    Nasıl?
    Gaylerden nefret ediyor, ama biri “Bu gaylerde çok para var” diyor. Adam Anadolu’dan gelmiş, İstanbul’da para kazanıp ailesine bakacak. Parayla gaylere gidiyor. Sahiden buna inanıyorlar, zenginlikten bunlar sapıtmışlar diye düşünüyorlar. Gelip gördüğü yer garip bir bekar evi olunca şaşırıyor ve kızıyorlar: “Çık cebindeki son parayı” diyor ya da yaptığından o kadar tiksiniyor ki öfkeden öldürüyor, saldırıyor.

    Beyin farklı çalışıyor, sonradan olunacak bir şey değil

    “Gaylerin sayısı artıyor, eskiden sokakta gay görmezdik, şimdi her yerdeler, çocuklara kötü örnek oluyorlar, bunların hayatlarına özeniyorlar” diyenler var. Sonradan gay olunur mu?
    Gay olduğunu gizleyenler çok. Bu çok derinde bir şey. “Aa gayler çok tatlı, ben de gay olacağım” demek mümkün değil. İnsan beyni böyle çalışmıyor.


    Ailemle bir kez konuştuk

    Eşcinsel olduğunu ailenle nasıl paylaştın?
    Aile içinde bu benle bir kez konuşuldu, sonra kapatıldı konu. Ama akrabalar arasında yayıldı. İlişki kesme olmadı, ama hiçbir zaman konuşulmadı. Avusturya’daki bir arkadaşım paylaştığında, annesi “Git garaja ve intihar et” demiş.

    alıntıdır: JooGay.com - Ajda Pekkan Gayleri hiç anlamadı

  2. #2
    Çalışkan Üye just4love - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.02.2010
    Mesajlar
    1,445

    Standart Cevap: Ajda Pekkan Gayleri hiç anlamadı

    ben ajdayı severim ama asla idol olamaz bence
    sezen varken hele hiç olamaz çünkü bi misyonu bi vizyonu yok
    sahnede kalabilmek için ısıtııp duruyor sanki kendini
    hande bi tane ona da laf söyletmem cevremde

+ Konuyu Cevapla

Bu Konuyu Paylaşın !

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46