İzmir Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde toplanan 50 kişilik topluluk çeşitli sloganlar atarak protesto eylemi gerçekleştirdi. "Derneğimize dokunma, katilleri yakala", "Eşcinseller susmayacak, saklanmayacak", "Homofobiye karşı ses çıkar", "Derneğimle uğraşma katilleri yakala" sloganları ve pankartları açarak yürüdü. Cadde sonundan başlayıp, cadde başına gelince eylemi bitiren grup adına Deniz San açıklama yaptı. Deniz San, "Son 10 gün içinde İzmir'de cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini hedef alan 3 ayrı nefret saldırısı gerçekleştirildi. 17 Temmuz tarihinde bir gay evinde bıçaklanarak öldürüldü. 19 Temmuz'da İzmir Kemalpaşa'da transseksüel bir kardeşimizin cesedi naylona sarılmış halde gömülü olarak bulundu. Kimliği hala saptanabilmiş değil ve son olarak 24 Temmuz Cuma akşamı Alsancak'ta transseksüel arkadaşımız Zirve bıçaklanarak yaralandı. Eşcinsel ve transseksüel bireylere yönelik bu saldırılar, eşcinsellere ve transseksüellere yönelik bilinen ayrımcı uygulamaların fiziksel şiddete dönüşmesidir. LGBTT bireylerin yaşama haklarının pervasızca ellerinden alındığı, savcı ve kolluğun etkili bir şekilde soruşturmadığı, yargının da -haksız tahrik- indirimleri ile katillerin adeta sırtlarının sıvazlandığı bir ortamda, LGBTT'lerin örgütlenme özgürlüğünün, genel ahlak ve ailenin korunması gibi bahanelerle engellenmesi, bu ülkeyi biz LGBTT bireyleri için adeta bir can pazarına çevirmektedir. Kaygılıyız, çünkü öldürülüyoruz. Genel ahlaka aykırılık bahanesiyle eşcinsellere yapılan baskıya son verilmesini talep ediyoruz" şeklinde konuştu.
Protesto eylemine LGBTT Hakları Platformu, Kaos GL Derneği, Lambada İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği, Mor El Eskişehir LGBTT Oluşumu, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, Piramit Diyarbakır LGBTT Oluşumu, Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği, Alakasızlar, Amargi İzmir, Çeviri Eylem Kolektifi, İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi İnsan Hakları Gündemi Derneği, Nefret Cinayetlerini Duyuruyoruz İnisiyatifi, Yeşiller İzmir ve Sosyalist Demokrasi Partisi İzmir İl Örgütü üyeleri de destek verdi.
SİYAHPEMBEÜÇGENİZMİR KAPATILAMAZ İNİSİYATİFİ, eylemlerine “SESSİZ” bir şekilde başladı.
Türkiye’de kurulan 5. LGBTT derneğinin “Genel Ahlaka ve Türk Aile yapısına” aykırı olduğu iddiası ile kapatılmak istenmesine karşı SiyahPembeÜçgenİzmir Kapatılamaz İnisiyatifi, eylemlerine başladı.
9 Şubat 2010 tarihinde kapatılma talebi ile yargılanacak olan dernek, bu davayı protesto etmek amacıyla hazırladığı eylem serisine 9 Ocak’ta SESSİZ EYLEM ile başladı.
Yaklaşık 20 kişiden oluşan inisiyatif gönüllüsü, ellerindeki harflerden oluşan dövizlerle sloganlar yazdı. Diğer bir grup da manifesto ve broşür dağıttı. Eylem günün çeşitli saatlerinde İzmir’in farklı mekânlarında tekrarlandı.
“GENEL AHLAK KİMİN AHLAKI”
Türkiye’de kurulan 5. LGBTT derneği olan SiyahPembeÜçgenİzmir, “Genel Ahlaka ve Türk Aile yapısına” aykırı olduğu iddiası ile kapatılmak isteniyor.
İnisiyatif gönüllüleri “GENEL AHLAK KİMİN AHLAKI”, “SİYAHPEMBEÜÇGEN KAPATILAMAZ”, “GELSİN VALİ, GELSİN SAVCI, GELSİN POLİS İNADINA SİYAH PEMBE İNADINA ÖRGÜTLEN”, “ÖRGÜTLEN GÜÇLEN SİYAHPEMBEÜÇGEN” Sloganları ile tepkilerini SESSİZ ama dikkat çekici bir şekilde dile getirdiler.
İzmirlilerin yoğun ilgisi ile karşılaşan inisiyatif, duruşma gününe kadar her hafta sonu farklı eylemlerle Örgütlenme Özgürlüğü kampanyasına devam edecek.
20 Şubat’ta kuruldu
Kaos GL ile başlayan LGBTT’lerin dernekleşme sürecinde İzmir’de kurulan Siyah Pembe Üçgen Derneği, 20 Şubat 2009’da tüzük ve gerekli evrakları İzmir İl Dernekler Müdürlüğüne sunarak kanuna göre resmen dernekleşmişti.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Valilik ve Dernekler Dairesinin talebiyle, LGBTT derneği olan Siyah Pembe Üçgen Derneğine kapatma davası açmıştı.
Kapatılma kararının ardından Dernek’ten yapılan açıklamada, karar, “keyfi ve maksatlı” bulunmuş ve idarenin “LGBTT’leri bıktırmak ve örgütlenme özgürlüğünü kullanılamaz hale getirmek” istediği belirtilmişti.
LGBTT Derneği İçin Ege Kampüsünde Gökkuşağı Bayrağı Açıldı
Perşembe, 01.14.2010, 09:40am (GMT)
Siyah Pembe Üçgen İçin Ege Kampüsünde Gökkuşağı Bayrağı Açıldı
İzmir'den Ezgi Ege'nin haberi.
Siyah Pembe Üçgen İzmir Kapatılamaz İnisiyatifi, 6-7 Ocak tarihlerinde Ege Üniversitesi’ndeydi. Kampüste gökkuşağı bayrağı açan İnisiyatif, 3000’e yakın manifesto dağıttı.
Türkiye’nin 5., İzmir’in ilk LGBTT derneği olan Siyah Pembe Üçgen İzmir’e açılan kapatma davasını duyarlı, hak savunucusu öğrencilere duyurmak ve dayanışmayı üniversiteye de yaymak için Siyah Pembe Üçgen İzmir Kapatılamaz İnisiyatifi 6-7 Ocak tarihlerinde Ege Üniversitesi’ndeydi. Stantlarda “Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği Kapatılamaz!” brandası ve gökkuşağı bayrağı açıldı ve üzerinde sloganların yer aldığı pankart ve dövizler asıldı.
Açılan stantlara üniversiteden destek büyüktü. 3000’e yakın manifesto dağıtıldı, çok sayıda öğrenci ve öğretim görevlisi kapatma davası öncesi yazılan fanzin ve basılan rozetlerden alarak ve kampanyayı desteklediklerini söylediler. Ayrıca stantlarda bulunan “LGBTT Bireylerin İnsan Hakları Raporu”, “Homofobi Karşıtı Buluşma Kitabı”, “Eşcinsel ve Biseksüel Bireylerin Aileleri ve Arkadaşları İçin Rehber”, “Eşcinsellikle İlgili Sıkça Sorulan Sorular” gibi kitaplar da ilgi gördü.
Bazı öğrenciler kişisel olarak kampanyayı nasıl destekleyebileceklerini ve kapatma davasını nasıl protesto edebileceklerini sorup, imza kampanyası başlatmayı önerdiler.
Yoğun ilgi üzerine Siyah Pembe Üçgen Kapatılamaz İnisiyatifi, sonraki haftalarda, imza kampanyasıyla birlikte yeniden Ege Üniversitesi’nde stant açabileceklerini duyurdu.
II. Baki Koşar Nefret Suçları ile Mücadele Günleri, 6 Şubat Cumartesi günü saat 14:00’te, “Derneğimle Uğraşma, Katilleri Yakala” yürüyüşü ile İzmir’de başlıyor.
II. Baki Koşar Nefret Suçları ile Mücadele Günleri etkinlikleri, 6 -20 Şubat tarihlerinde İzmir’de gerçekleşecek.
Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneğince düzenlenen etkinlikler, 2006 yılında bir nefret cinayeti ile katledilen gazeteci Baki Koşar'ın adına "Baki Koşar Nefret Suçlarıyla Mücadele Haftası" adı altında geçtiğimiz yıl başlamıştı.
2006 yılından bu yana Kaos GL İzmir olarak faaliyet gösteren ve geçen yıl Baki Koşar Mücadele Haftası ile birlikte dernekleşme sürecini tamamlayan Siyah Pembe Üçgen İzmir, bu yılki mücadele günlerinde derneğe yönelik kapatma davasını da karşılıyor.
“Derneğimle Uğraşma, Katilleri Yakala”
II. Baki Koşar Nefret Suçları ile Mücadele Günleri, 6 Şubat Cumartesi günü saat 14:00’te, “Derneğimle Uğraşma, Katilleri Yakala” yürüyüşü ile başlayacak.
İzmir Valiliği'nin başvurusuyla, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği'nin tüzüğünün 2. Maddesinin "genel ahlaka ve ailenin korunmasına aykırılığı” iddiası ile İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde derneğin feshi (kapatılması) talebi sonucu açılan davanın ilk duruşması 9 Şubat Salı günü başlıyor.
“LGBT Örgütleri Neden Kapatılmak İsteniyor?”
Dernek, kapatma davasına karşı, “LGBTT bireylerin kendilerini özgürce ifade edebilmeleri, yaşamsal haklarının güvence altına alınması ve sosyal, kültürel, ekonomik varoluşlarını gerçekleştirirken, ayrımcı uygulamalara maruz kalmamaları amacıyla kurulan bir dernek neden kapatılır” diye soruyor.
“Eşcinsel, biseksüel ve transeksüellerin gizlenmeye, korkmaya, işsiz kalmaya, bölünmüş hayatlar yaşamaya, manevi ve fiziksel saldırıya uğramaya ve yasal mercilerde haklarını aramaktan çekinmeye devam etmeleri için mi?”
Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği, yaptığı açıklamada, “Nazi soykırım kamplarında eşcinsellere takılan siyah ve pembe üçgenler artık ayırmanın ve yok etmenin değil; farklılıklarımızla bir arada yaşamaya dayalı bir mücadelenin sembolleri olmalıdır.” diyor.
Dernek, “her tür ayrımcılığa, eşitsizliğe karşı eşitlik ve özgürlük diye haykıran tüm hak savunucularını LGBTT örgütlülüğüne yöneltilen bu saldırıya karşı” dava süreci boyunca kendileriyle birlikte olmaya ve dayanışmaya çağırıyor.
“Derneğimle Uğraşma, Katilleri Yakala” yürüyüşünün ardından başlayacak II. Baki Koşar Nefret Suçları ile Mücadele Günleri etkinlik programı:
II. Baki Koşar Nefret Suçları ile Mücadele Günleri - 6 Şubat -20 Şubat 2010
6 ŞUBAT CUMARTESİ
14:00 Yürüyüş & Basın Açıklaması
“Derneğimle Uğraşma, Katilleri Yakala”
16:00 Panel: “Nefret Suçları ve Hukuk Üzerine”
Konuşmacılar:
Asuman Aytekin İnceoğlu, İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Öğretim Üyesi
Senem Doğanoğlu, LGBTT Hakları Platformu Avukatı
Bora Bengisun, Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği Gönüllüsü
Erdal Doğan, Avukat
Kolaylaştırıcı: Av. Elif Ceylan Özsoy
Yer: Fransız Kültür Merkezi
19:30 Ödül Töreni: Nefret Suçları ile Mücadele Ödülleri
Heykeltıraş Ali ÖZSAN tarafından yapılan ödüller bu sene Hukuk ve Medya Alanında verilecektir.
Ressam (Güncel Sanatçı) Serpil Odabaşı’nın “Kat(i)li Mübah” sergisi de yer alıyor. Goethe Institut - Alman Kültür Merkezi-deki sergi, “Transfobi, Homofobi, Nefret Cinayetleri ve Toplumsal Cinsiyetçilik” başlıklarında enstalasyon ve illüstratif işlerden oluşuyor. Sanatçı, güçlü ironik biçemiyle; “mutlu yuvalar”ın temellerinden, "kat(i)li mübah" sayılanların unutturulmak istenen suretlerine uzanan geniş bir yelpazede, günümüz Türkiye’sinin sosyal ilişkilerini eleştirel bir mercekten geçiriyor
Yer: Goethe Institut - Alman Kültür Merkezi
7 ŞUBAT PAZAR
14:00 Panel: Nefretin 3.Sayfa Hali
“Nefret Söylemi ve Medya Üzerine”
Konuşmacılar:
Eser Aygül, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans
Öğrencisi
Özlem Dalkıran, Uluslararası Hrant Dink Vakfı
Levent Şensever, Sosyal Değişim Derneği
Pelin Kalkan, Morel Eskişehir LGBTT Oluşumu
Kolaylaştırıcı: Umut Güner
Yer: Fransız Kültür Merkezi
16:30 Panel: Çoğu “Karar” Azı “Zarar” Mı?
“Nefret Söylemi ve Azınlıklar Üzerine”
Konuşmacılar:
Sebahat Tuncel, Barış ve Demokrasi Partisi Milletvekili
Meriç Eyüboğlu, Sosyalist Feminist Kolektif -Avukat
Özcan Çelebi, Ege Roman Dernekleri Federasyonu Başkanı
Feray Salman, İnsan Hakları Ortak Platformu Genel Koordinatörü
Kolaylaştırıcı: Erdem Gür
Yer: Fransız Kültür Merkezi
8 ŞUBAT PAZARTESİ
17:00 Film Gösterimi&Söyleşi
“Militarizm Üzerine”
Film: “Trilemma: Çürüğüm Askerim Reddediyorum” – Aydın ÖZTEK
Konuşmacılar:
Mehmet Tarhan, Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği Gönüllüsü
Coşkun Üsterci, Barış ve İnsan Hakları Aktivisti
Yer: Sosyal Ekoloji ve Karşılıklı Yardımlaşma Derneği
9 ŞUBAT SALI
09:15 Yargılanıyoruz
SiyahPembeÜçgenİzmir LGBTT Derneği hakkında açılan kapatma (fesih) davasının ilk duruşması.
Yer:İzmir Adliye Sarayı-Bayraklı -İzmir
10 ŞUBAT ÇARŞAMBA
17:00 Atölye: Öfke ve Nefret Üzerine
Kolaylaştırıcı: Deniz Özer Eryılmaz - Psikolog
Yer: Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği
13 ŞUBAT CUMARTESİ
16:00 Panel: Nefret Suçları Kimin Sorunu?
“Ayrımcılığın Temelleri ve Nefret Suçları üzerine”
Konuşmacılar:
Nilgün Toker, Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi
Melek Göregenli, Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi
Devrim Sezer, İzmir Ekonomi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği
Bölümü Öğretim Üyesi
Kolaylaştırıcı: Yavuz Cingöz
Yer: Fransız Kültür Merkezi
15 ŞUBAT PAZARTESİ – 17 ŞUBAT ÇARŞAMBA
“Ayır-mıyoruz!” Ayrımcılık Karşıtı Film Günleri
15 ŞUBAT PAZARTESİ
14:00 Kısa Film Gösterimleri
“Trilemma: Çürüğüm Askerim Reddediyorum”
“İrmik Helvası”
“Beyaz Atlı Prens Boşuna Gelme”
“Yürüyoruz”
Yer: Ege Üniversitesi Kültür Sanat Evi
16 ŞUBAT SALI
14:00 Belgesel-Film Gösterimi:
Baki Koşar’ın Ardından…
Dicle’nin Gözyaşları – Yapımcı: Reyhan YILDIZ
Yer: Ege Üniversitesi Kültür Sanat Evi
17 ŞUBAT ÇARŞAMBA
18:00 Kısa Filmler Seçkisi
“Bütün İnsanlar Özgür ve Eşit Doğar “(Goethe)
Goethe Institut Özel Seçkisi
Yer: İzmir Alman Kültür Merkezi
18 ŞUBAT PERŞEMBE
17:00 Atölye: “Türcülük Üzerine”
Sunum: Merve Arkun
Yer: Sosyal Ekoloji ve Karşılıklı Yardımlaşma Derneği
19 ŞUBAT CUMA
17:00 Atölye: Kim Korkar LGBT’den?
Kolaylaştırıcı: Sinem Malkoç -Psikolog
Yer: Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği
20 ŞUBAT CUMARTESİ
14:00 Forum: Nefret Suçları ve Yerel Mücadele
Konuşmacılar:
Derya Özgüzel, Yeşiller Partisi
Deniz San, Siyah Pembe Üçgen İzmir Gönüllüsü-Kolaylaştırıcı
Yeliz Ergün, Sosyalist Demokrasi Partisi İzmir Şubesi
Orçun Ulusoy, Mülteci-Der
Özlem Arkun, İzmir Sosyal Ekoloji ve Karşılıklı Yardımlaşma Derneği
Selda Ustabaş, İzmir Amargi
Nazan Sakallı, ÇHD İzmir Şubesi Cinsiyetçilik/Cinsel Yönelim Ayırımcılığına Karşı Çalışma Grubu
Yer: Fransız Kültür Merkezi
18:00 Tiyatro: Çirkin İnsan Yavrusu
Tiyatro Oyun Deposu
Bilet&rezervasyon için: 4644459
Yer: Tepekule Kültür Merkezi
“LGBTT bireylerin örgütlenme hakkının kısıtlanmasının hiçbir dayanağı olamaz. Dernekler Daire Başkanlığı ve İzmir Valiliği, Türkiye’de ne yazık ki alışkın olduğumuz türden ideolojik bir tutum içindeler.”
Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’ne açılan fesih davasının ilk duruşması 9 Şubat Salı günü İzmir Adliyesinde, saat 09:15’te görülecek.
Avukat Elif Ceylan Özsoy ile dava sürecini konuştuk.
Türkiye’nin son LGBT derneği de öncekiler gibi kapatılmak isteniyor. Mülki amirlerin derdi ne sizce?
Mülki amirlerin hepsi Ankara, Bursa, İstanbul ve İzmir’de istisnasız LGBTT derneklerin kapatılmasına yönelik girişimlerde bulundular. Bu durum bende merkezi bir tavır hissiyatı uyandırıyor. Ankara, Bursa, İstanbul ve İzmir’deki LGBTT derneklerinin tüzükleri de aynı. Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel kelimelerini görünce, tüzükleri derhal Ankara’ya gönderdiklerini ve Ankara’da bulunan Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın hazırladığı rapordaki tavsiyesine göre Valiliklerin hareket ettiklerini düşünüyorum.
İzmir Valiliği yetkisini kullanırken daha önce Ankara, Bursa ve İstanbul mülki amirlerinden farklı bir yol izledi mi? Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’nin kapatılması talebinde bulunurken hangi aracı kullandı?
İzmir Valiliği farklı bir yol izlemedi. Tüm bu saydığınız Valiliklerle tamamen aynı şekilde davrandı. Ancak çok önemli olarak İzmir Valiliği tüzüğümüzü onaylamak ya da düzeltilmesini istemek için kendilerine yasanın verdiği 60 günlük süreyi aştılar. Biz tüzüğü teslim ettikten, 90 gün sonra tüzüğümüzün 2. Maddesinin düzeltilmesi taleplerini ilettiler. Bu konuya ilişkin dilekçemiz mevcut İzmir İl Dernekler Müdürlüğünde.
Dernekler Daire Başkanlığının İzmir Valiliğine sunduğu rapordan bahseder misiniz? Cumhuriyet Savcılığı derneğe dava açtığına göre bu raporu olduğu gibi kabul mü ediyor; savcılığın iddiası ne tam olarak?
Dernekler Daire Başkanlığı SiyahPembe’nin amaçlarını düzenleyen tüzüğün 2. Maddesinin Türk medeni Kanunu 56. Maddesi, Anayasa 33/3 ve 41. Maddelerine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 11/2 örgütlenme hakkının kısıtlanabileceği durumların kapsamına girdiğini ve değiştirilmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak bu 2. Madde a-z’ye uzanan oldukça uzun bir madde ve hangi paragrafının hangi nedenle aykırılık teşkil ettiğine ve ne şekilde değiştirilmesi gerektiğine ilişkin bir bildirimleri olmadı.
Cumhuriyet Savcılığının iddianamesi ise; Valilik dernekten tüzüğünü düzeltmesini istemiş ancak Dernek bu düzeltimi yapmamış, bu nedenle kapatılmalıdır üzerine kurulmuş diyebiliriz en basit anlatımla.
Ankara’da Kaos GL dernekleştiğinde, Cumhuriyet Savcılığı, Valiliğin kapatma talebini reddetmişti. Ardından yine Ankara ve Bursa’da da mülki amirlerin LGBT derneklerinin kapatılması talepleri Savcılıklar tarafından reddedildi. İstanbul’da, Valilik sonradan ısrarcı olsa da, Lambdaistanbul’un kapatılmasına dair ilk talep de Savcılık tarafından reddedilmişti. Öncelikle şunu merak ediyorum; İzmir Valiliği tam olarak ne istiyor ve kapatma talebini nasıl gerekçelendiriyor?
Cumhuriyet Savcısı hiçbir şekilde, derneğin tüzüğü gerçekten aykırı mı değil mi; örgütlenme özgürlüğünün kısıtlanacağı durumlara dahil mi değil mi gibi sorularla uğraşmamış bile. Bir başka deyişle, dernek, Valiliğin talebini yerine getirmemiş o halde kapatılmalı dışında bir irdelemesi yok ne yazık ki. Bu talebini Türk Medeni Kanunun 60. Maddesinin 2. bendine dayandırıyor. Türk Medeni Kanunu 60/2. Maddesi de Valilik derneğe şu maddeden “kanuna ve ahlaka aykırı” diye bildirim yaptıktan sonra Derneğin 30 gün içerisinde bu değişikliği yapması gerektiğine ilişkin bir düzenleme içeriyor.
Kısacası Cumhuriyet Savcılığı 2. Maddemizi değiştirmememize dayandırdığı fesih talebi ile dava açmış.
Peki, daha önce yaşanan benzer süreçlerin hukuken bir anlamı bulunmuyor mu? Kapatılma gerekçesi olarak gösterilen yasa maddeleri ve tüm bu derneklerin tüzüklerinin ilgili maddeleri madem aynı, her LGBT derneği sürecinde aynı şeylerin yaşanması ne anlama geliyor?
Daha önce de söylediğim gibi tüm LGBTT derneklerinin tüzükleri aynı ve bu derneklerin bulundukları illerin Valilikleri de Ankara’da bulunan Dernekler Daire Başkanlığı’nın düzenlediği rapora göre hareket ediyor.
Burada, İçişleri Bakanlığı’na bağlı Dernekler Daire Başkanlığının LGBTT derneklerine yönelik sabit, yerleşmiş ve bir o kadar da ayrımcı bir tutumunun söz konusu olduğu açık. Çünkü gerek Ankara’da Kaos GL’nin ve Pembe Hayat’ın yaşadığı yasal süreci gerek Bursa ve en son da İstanbul’da Lambda’nın yaşadığı sürece hâkimler.
Dernekler Daire Başkanlığının idari pozisyonu gereği, tüm bu bilgiler bir havuz gibi orada birikiyor çünkü merkez orası. Bu nedenle tüm bu yasal engellere rağmen Kaos GL ve Pembe Hayat’ın Ankara İl Dernekler Müdürlüğü kütüğüne kayıtlı dernekler olduklarını ve Lambdaistanbul hakkında Yargıtay 7. Hukuk dairesinin tüzüğün kanuna ve ahlaka aykırı olmadığına ilişkin kararından da haberdarlar.
İlginç ve manidar olansa tüm bu gelişmelerin ardından SiyahPembe’nin aynı tüzükle yaptığı başvurusuna İzmir İl Dernekler Müdürlüğüne yani İzmir Valiliği’ne tüzüğün kanuna ve ahlaka aykırı olduğuna ilişkin bir rapor düzenlemeleri ve ayrımcılıkta ısrarcı bir tutum sergilemeleridir.
Aslında belirttiğin gibi tüm bu benzer süreçlerin yasal bir anlamı olmalıydı. Yargıtay daire kararları genel-geçer bağlayıcılığa sahip olmasa da emsal teşkil ediyor. Yüksek Yargı’nın, kanunu Lambda davası vesilesi ile yorumlamasının, İdare; yani Dernekler Daire Başkanlığı ve İzmir Valiliği tarafından dikkate alınmaması Türkiye’de ne yazık ki alışkın olduğumuz türden ideolojik bir tutum. Benim kanaatime göre idarenin tutumu kısaca şöyle özetlenebilir; yasaklayamıyorsak da zorlaştıralım.
Yasalar mülki amirlere bu yetkiyi veriyor denir. Peki mülki amirler yetkilerini kötüye kullandıklarında, diyelim başka yasaların verdiği özgürlükleri kısıtladıklarında, ilgili dava haricinde bir itiraz için kanunlar bir yol ve araç sunuyor mu?
Bu konuda Cumhuriyet Savcılıklarına şikâyet gibi bir yol izlenebilir ancak sonuç almak tahmin edeceğiniz üzere pek mümkün değil. Ayrıca Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kuruluna da bildirilebilir ve bu konuda bir soruşturma yürütülmesi sağlanabilir.
9 Şubat’ta Siyah Pembe Üçgen Derneğine açılan davanın ilk duruşması görülecek. Bu dava için nasıl bir savunma hazırladınız; itirazınız ne olacak?
Bizim en temel itirazımız Valiliğin bu denetim yetkisinin Anayasa’ya aykırı olduğu.
03.10.2001 tarihinde yapılan AB’ye uyum değişiklikleri ile Anayasa’nın derneklerin kuruluşuna ilişkin 33. maddesinden Mülki Amirliğin tüzüğü ön denetim yetkisi kaldırılmıştır ve Dernekler Kanunu da bu anayasa değişikliğine uygun olarak düzenlenmiş ve mülki amirliğin ön denetim yetkisine yer verilmemiştir.
Ancak Anayasa’dan kaldırılan bu yetki Türk Medeni Kanununda yer almaya devam ettiğinden mülki amirlerin Medeni Kanunu dayanak göstererek devam ettikleri bu öndenetim Anayasa’ya aykırı hale gelmiştir. Biz öncelikle Türk Medeni Kanunu 60. Maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle Somut Norm denetimi ile Anayasa Mahkemesine gönderilmesini talep ettik umarız kabul edilir.
Usulen de yukarıda da bahsettiğim üzere 60 günlük kanuni sürenin Valilik tarafından aşılmasına itiraz ettik.
Esasa yönelik itirazlarımız ise LGBTT bireylerin örgütlenme hakkının kısıtlanmasının hiçbir dayanağının olamayacağı gibi; Homofobi ve Transfobi kaynaklı nefret suçlarının bu kadar yoğun yaşandığı bir coğrafyada LGBTT’lerin örgütlenmesiyle değil homofobi ve transfobiyle uğraşılmasının gerektiğine vurgu yaptık.
Tüzük aynı zamanda Anayasa madde 41 ile korunan Türk Aile Yapısına da aykırı bulunması hususunda da; eşcinsellik ve ailenin de birine aykırılık teşkil edecek şekilde değil, ancak ve ancak eşcinsellerin de heteroseksüellerle eşit medeni hak ve kurumlara sahip olabilmesi yönünde ele alınabileceğini belirttik. Dilekçemiz oldukça uzun ama bu şekilde özetleyebildim umarım…
Öngörünüz ne yönde diye sorsam erken mi olur… Daha önceki talepler savcılıklardan döndü, Lambdaistanbul davası Yargıtay’dan döndü; Siyah Pembe Üçgen davasının seyri neye bağlı?
Aslında Türkiye’de yargısal sürecin gidişatını kestirmek hukukçu olmakla pek ilintili değil ne yazık ki… Hukuk bilgisi olması gerekenlerden ibaret ama ne kadar olmaması gereken varsa birer birer yaşandı. Dava aşamasına gelmemesi gerekirdi. Ben yine de iyimser bir yorum yapacağım; Mahkemenin fesih talebini reddedeceğini düşünüyorum.
Bir aktivist olarak ne dersiniz; sizce nasıl kırılacak bu kısırdöngü?
Bu kısırdöngü, LGBTT bireylere yönelik yasal düzenlemelerin yapılmasıyla mesela Anayasa’nın 10. Maddesine yani eşitliğin düzenlendiği maddeye cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibarelerinin eklenmesi ile bir nebze aşılabilir diye düşünüyorum ve en önemlisi de her alanda görünürlüğü arttırmakla…
İzmir Valiliği’nin başvurusuyla, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Tüzüğünün 2. Maddesinin “Genel Ahlaka ve Ailenin Korunmasına Aykırılığı” iddiası ile Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’nin feshi (kapatılması) talebiyle açılan davanın, SiyahPembe, İzmir Amargi, Dsip,İnsan Hakları Gündemi Derneği,Mülteci-Der,Uluslararası Af Örgüt'ünün de izleyici olarak katıldıkları bugünkü,30.04.2010 tarihli ,üçüncü duruşmasında reddedildi.
Siyah Pembe Üçgen İzmir LGBTT Derneği bu kararın üzerine bir açıklama yayınladı:
“Siyah Pembe Üçgen İzmir LGBTT Derneği hakkında kapatma davası açılması bile; İzmir’deki LGBTT (lezbiyen, gey, biseksüel, travesti, transeksüel ) bireylerin, örgütlenme özgürlüğünün engellenmesidir. Oysa örgütlenmek, ayrımcılığa uğrayan gruplar için nefes alabilmenin olmazsa olmazıdır... Cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleri yüzünden, sosyal yapılar tarafından baskı altına alınan eşcinsel, biseksüel ve transeksüellerin, dışlanma-yalıtılma düzeneğine karşı direnebilmelerinin mümkün tek yolu; dayanışmak ve bir araya gelebilmektir. Kamusal alandaki ayrımcı uygulamalara, homofobik ve transfobik söylemlere ve nefret suçlarına karşı mücadele etmenin, keşfedilmiş başkaca yolu yoktur.
Bu hafta içerisinde transeksüel arkadaşımız Azra'nın vahşi bir cinayet sonucu hayatını kaybetmesi, üzücü bir şekilde tekrar göstermiştir ki; onca baskı ve cinayetler karşısında LGBTT bireyler için örgütlenmek hayati öneme sahiptir. Tıpkı Ahmet Yıldız gibi, öldürülen pek çok eşcinsel ve transeksüelin yaşam hakkı dahi garanti altına alınmamışken, sistemin lgbtt örgütlere yasal engel çıkarmasını oldukça manidar buluyoruz.
Bugünkü 3. celsede ,Cumhuriyet Savcısı mütalaasını ; “......İl Dernekler Müdürlüğünün dernek tüzüğünün Anayasa'ya aykırı olup bunun düzeltilmesini içeren bildirimi sadece dernek denetimi ile görevlendirilen kişilerin subjektif ,şahsi görüşlerini içermekte, davalı dernek yöneticilerinin bildirimi ise Yüksek Yargıtay Kararlarına dayanmaktadır ....... Dernek yöneticilerinin dayandığı husus, bu tip ihtilafları sonlandıran mahkeme ve yüksek yargıtay içtihatlarına dayandığından uyulması gereken bir kesinleşmiş karar niteliğinde olduğundan mahkeme kararının tercih edilmesi gerektiği de nazara alınarak bu davanın açılmasındaki amacı da dernek denetçilerini teşkil eden il dernekler müdürlüğünün süreye uyulup uyulmadığı hususunda itirazı mümkün savcılıkca verilecek bir karar yerine mahkemeden geçmiş bir karar içtihat oluşturulması olduğundan açılan davanın REDDİNE karar verilmesi talep ve mütalaa olunur “ şeklinde verdi.
Her İnsan Gibi Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel Kişilerin De Dernek Kurma Özgürlüğü Vardır
Mahkeme Hakimi,“Her insan gibi lezbiyen, gey, biseksüel, transeksüel ve travesti kişilerin de dernek kurma özgürlüğüne sahip olduklarından davalı Derneğin Fesih isteminin REDDİNE” karar verdi.
Bu özgürlükler lehine verilen kararı, LGBTT özgürlük mücadelesi açısından çok önemli bir kazanım olarak görüyoruz. Ancak SiyahPembeÜçgenİzmir ve daha önce kurulan diğer lgbtt derneklerin karşılaştığı yasal engellemelerin; yeni kurulacak, diğer lgbtt derneklerinin de önüne çıkartılmamasını umut ediyoruz. Aksi takdirde, her kurulan lgbtt derneğinden tüzük değişikliği istenilmesi, fesih davası açılmasının; Lgbtt Bireylerin, Örgütlenme Hakkını kullanılmasını elden geldiğince zorlaştırma gayreti olacağını düşünüyoruz. Şimdiye kadar izlenen bu ayrımcı yöntemin terk edildiği, eşit ve özgür bir dünya dileği ile dayanışma sergileyen tüm dostlarımıza teşekkür ediyoruz…
Bu kararı, henüz geçen hafta kaybettiğimiz ilk üyemiz Sevgili Azra'nın kıymetli hatırasına atfediyoruz.
Bu Konuyu Paylaşın !