http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=196281
Eşcinseller 'aşk'ı anlatıyor (1)
İki çocuk babası bir biseksüel. .. Ailesi onun için kutsal. Karısıyla uyumlu bir cinsel beraberliği var. Zaman zaman erkeklerle farklı heyecanlar yaşıyor, ama büyük gizlilik içinde
20/08/2006 (4645 kişi okudu)
ŞULE ÇİZMECİ (Arşivi)
BAŞLARKEN
6 Ağustos'ta Bursa'da 1. Türkiye Eşcinseller Buluşması'nda eşcinseller, lezbiyenler, travestiler ve transseksüeller az kalsın linç ediliyordu. 'Eşcinsellere karşı bu düşmanlık niye?' diye düşündüğünüz olur mu hiç? Bu öfkenin asıl kaynağını merak eder misiniz? Bir insan neden kendisinden farklı olanı dışlamak, aşağılamak, hatta yok etmek ister? Kendize sorular sorar mısınız? Mesela bir gün çocuğunuz karşınıza 'Ben eşcinselim' diye çıksa ne yaparsınız? Çocuğunuzu bağrınıza mı basarsınız, yoksa lanetler misiniz? Biliyor musunuz doktor doktor dolaşan aileler var. Ancak ne hormon tedavileri, ne terapiler işe yarıyor. Belki de sizin homofobinizle yüzleşmeniz gerekecek. Belki o zaman çevrenizdeki saklanmış eşcinselleri fark edeceksiniz. Her gün alışveriş ettiğiniz çoluk çocuk sahibi bakkalınız, manavınız, kasabınız da eşcinsel olabilir. Aslında herkes herkesten korkuyor. Topyekûn açık olmaya, korkularla yüzleşmeye, önyargılarla hesaplaşmaya ne kadar çok ihtiyacımız var. İşte o zaman 'demokrasi', 'insan hakları' gibi kavramlar ağzımıza yakışacak. İşte bu nedenle, bu yazı dizisinde lezbiyen, gay, biseksüel, travesti ve transseksüel kahramanlarımızla birlikte hem eşcinselliğin bilinmeyen yönlerini konuştuk, hem de ikiyüzlü yaklaşımları sorguladık.
Alper doğma büyüme İstanbullu, Bakırköy'de oturuyor. Şu an için bakkal. Ama daha önce, uzun süre bir mağazada yöneticilik yapmış. Ekonomi okumuş, neden bakkallık yaptığını "Şartlar öyle gerektirdi" diye açıklıyor. 35 yaşında, sekiz yıldır evli, bir oğlu bir kızı var.
Ne zamandır 'Eşcinselim' diyorsunuz?
16 yaşımdayken bu cümleyi kurabildim. 18 yıldan beri devam eden bir ilişkim var. Hâlâ ilişkimiz devam ediyor. Aşk bu! Ne derseniz deyin. Sonra eşimle evlendik.
Kamufle olmak için mi evlendiniz?
Zaten biseksüelim... Öyle istedim. Ben hep yuva kurmak isterdim. Kamufle amaçlı evlenmedim, öyle olsaydı ülkemi terk edip Almanya'ya yerleşirdim. Öyle bir şansım vardı.
Aile baskısı yüzünden mi?
Hayır hayır... Kendi irademle. Aile yapısını çok seviyorum. Hep çocuklarım olsun istedim. Sevgilimle bunları konuştuk, tabii o evlenme kararı aldığımı duyunca çok üzüldü, o evli değil çünkü. Ama o da saygı duydu, Türkiye'nin şartlarında böyle bir evliliğin de gerekebileceğini söyledi. Neticede ilişkimiz bozulmadı, devam ediyor. Sevgilim yabancıydı, yurtdışından. Alman. İlk kez onunla uzun süreli beraberliğim oldu. Aslında gözümü açtım onu gördüm. Bir arkadaşımın evinde tanıştık. Misafir gelmişti.
O benden 16 yaş büyük. Güven arıyor insanlar, onun için sizden daha büyük, daha deneyimli birini istiyorsunuz. O dönemde bana kötü gözle bakarlar mı korkusu taşıyordum. O yüzden güvenebileceğim, bunu deşifre etmeyecek insanlarla beraber olmak istedim. Aramızda mektuplaşmalar oldu. O Türkiye'ye gele gide dilimizi öğrendi, ben de Almancayı...
Karınız bu ilişkiyi hissetmedi mi?
Karım geçmişte yaşadığım bir ilişki diye biliyor. 'Bitti' diye biliyor. Evlenmeden önce oturup konuştum Bu defteri kapatıp yepyeni bir sayfa açacağımı söyledim. Genelde biseksüel bir arkadaş çevrem var. Hepsi iş güç sahibi insanlar. Biz öyle bilinen mekânlarda pek görünmüyoruz, öne çıkamıyoruz. Çünkü hepimizin korkuları var. O dönemde (1987'ler) daha çok ev toplantıları olurdu, şimdiki kadar çok gay kulüpler yoktu. O zamanlar daha elit bir tabaka vardı; akademisyenler, hukukçular... İbrahim
Eren çevresinde toplanılırdı. O zamanlar ben bu toplantılardan çok zevk alıyordum, entelektüel konuşmalar olurdu.
Aileniz durumu biliyor mu?
Hiçbiri yüzüme karşı bir şey demedi. Belki biliyorlardır, ama hissiyat söze dökülmedi. Erzurumluyuz, ama modern bir ailem var. Orta gelirliyiz, herkes kendi işi gücünde. Benim meselem hiç konuşulmadı, çünkü ben onların yüzünü kızartacak hiçbir şey yapmadım. Özellikle hareketlerime çok dikkat ettim. Eşim benim ilk aşkım değil, ama ben onun ilk aşkıyım. Evlenme kararını üniversite bittikten sonra verdim.
Karınızla cinsel ilişki yaşıyor musunuz?
Tabii tabii, hem de çok mutluyuz. O anlamda herhangi bir sorunumuz yok. Karım çok zeki, akıllı bir kadın. O liseyi bitirir bitirmez evlendik. Onu mutlu etmek için elimden geleni yaparım. Kendini geliştirmiş bir kızdır, çok güzeldir, çok tatlıdır. Herkes bizim evliliğimize gıpta eder. Mutlu bir aile yapım var, eve koşa koşa giderim. Karımın yeri ayrı...
İkiye bölünmüş bir adam mısınız?
Yooo. Kendimle barışığım. Zaten şu an Alman sevgilimle olan ilişkimde cinsellik çok az. Ben evlendikten sonra o benden daha genç olanlarla birlikte olmaya başladı. Onunla cinselliğin ötesinde bir ilişkimiz var; düşünsel diyebilirim. Hayatı paylaşıyoruz. Birbirimize saygı duyuyoruz. O benim her şeyim. Herhangi bir şey olduğunda ilk onu düşünüyorum, karımdan ve çocuğumdan önce. Daha sonra diğerleri arkasından geliyor. Karımla olan ilişkime gelince, bunca zamandır bir kez bile tartışmamışızdır. Onu çok iyi anlıyorum, aynı ruh hali bende de var çünkü. Bir kadının hoşuna gidebilecek her şeyi ona veriyorum. O benimle çok mutlu. Bizim aile yapımız bu. Karım dünya tatlısı. Hatta gay arkadaşlarım 'Ya bundan bir tane de bize bulsana' diyorlar. Evlilikte cinsellik bir yere kadardır. Önemli olan eşinle konuşup konuşamadığındır. Hayatı paylaşabilmektir. Karım her anlamda, cinsel anlamda da beni mutlu edebilen bir yapıya sahip. Ama zaman zaman beğendiğim insanlarla cinsel ilişki yaşıyorum. Ancak, karımdan başka hiçbir kadın tanımadım. Karımdan başka hiçbir kadına da ilgi duymadım. Karıma o tür şeyleri asla söyleyemem, onu mutsuz etmeye hakkım yok. Karım zaten zaman gay arkadaşlarımla buluştuğumu biliyor. Benim gay ilişiklerim hep oldu. Bu giderilmesi gereken bir heyecan, bir ihtiyaç. Yatakta yaşadıklarımı sosyal hayatıma yansıtmıyorum. Sonuçta bir erkekle yataktan kalkıp hayata karışıyorum.
Gizlilik kolay olmamalı.
Güven çok önemli. Hayatın içinde o kadar gay, o kadar biseksüel var ki... Birbirimizi buluyoruz. Birbirimizi gözlerimize bakıp tanıyabiliyoruz kolaylıkla. Lezbiyen arkadaşlar da kendilerini böyle ifade ediyorlar. Normal heteroseksüellerin göremediklerini biz görebiliyoruz. Bu farkındalıkla ilgili. Belli kodlar var. Senelerdir hiçbir kötü insanla karşılaşmadım, inşallah bundan sonra da karşılaşmam.
Gençleri mi tercih edersiniz?
Genelde olgun insanlarla olmaya dikkat ediyorum. Gençlerin hayat tecrübeleri olmadığı için yanlışlara düşebiliyorlar. Ama genç biriyle de oldum, 17 ay sürdü. Evliliğimle birlikte öyle bir ilişkinin yürümeyeceğini düşündüm. Ama o genç sevgilimi de üzmek, kırmak istemedim. Yavaş yavaş kendimden uzaklaştırdım. Onda ilkgençlik yıllarımdaki halimi gördüm. Doğru insanın ben olmadığımı ona izah etttim. Benden çok şey öğrendiğine inanıyorum.
Beraber olduğunuz kişilere kimliğinizi kolayca deşifre eder misiniz?
Yok, genelde söylemem. Zaten iki hat kullanıyoruz, bir hazır kart bir genel hat. Hazır kart her zaman kullanılmaz, arada sırada mesaj var mı diye açılır. Evli olmanın getirdiği zorluklar var. Birini iyice tanımadan birlikte olmam.
Erkeklerle birlikte olduğunuzda karınızı aldattığınızı düşünüyor musunuz?
Bu aldatma değil. Bazen farklı tenlere dokunmak, farklı heyecanlar istersin. Biriyle yatmışım kalkmışım, güzel bir beraberlik yaşamışım.
Ama aileme zarar veren bir şey değil. Ailem benim için kutsal bir şey. Erkeklerle yaşadığım ilişki tarzımını hiç karımla denemedim. Bu tarz bir ilişkiyi kutsal evliliğe karşı görüyorum.
Çocuğunuz 'Baba ben eşcinselim' derse?
Hayat kendi hayatı, kabulleneceğiz. Ona deneyimlerimi, bilgilerimi aktarırım. Türkiye'de eşcinsellik hep yanlış algılandı. Medya 80'lerin başından beri kavramları karıştırarak, zorunlu seks işciliği yapan travesti ve transseksüelleri 'Eşcinseller', 'Homolar' olarak lanse etti, hem de onları kriminal, edepsiz, ahlaksız olarak göstererek... Dolayısıyla, insanların kafasında eşcinsel kimliğe dair net şeyler oluşamadı, oluşsa bile, eşcinsel olan feminen, seks düşkünü, dedikoducu, terbiyesiz biri olur gibi bir tipleme ortaya çıkartıldı. Eşcinseller kadın kıyafeti giyip sokaklarda fuhuş karşılığı seks yapan insanlar değiller. Hayatın içinde eşcinseller. Benim çevremde birçok insan eşcinsel olduğunu söyleyemiyor. 18 yaşımdaydım, bir gün beni Aksaray'da Değirmen diye bir yere götürdüler-burası hâlâ faaliyette.. Orada o güne kadar hiç rastlamadığım bir şeyle karşılaştım: Posbıyıklı, palabıyıklı, 'Külhanbeyi' diyeceğiniz adamlar vardı. Biri bana bira gönderdi, görüntü insanı yanıltabiliyor.
Yarın: 'Baba ben eşcinselim'
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=196363
Eşcinseller 'aşk'ı anlatıyor (2)
17'sindeyken 'Ben eşcinselim' diyen Tolga'yı ailesi dışlamadı. Annesiyle birlikte terapiye gittiler. Albay baba oğlunun ilk sevgilisine 'Ona zarar vermeyeceksin' diye tembih etti. Tolga, rahat ve mutlu bir genç
21/08/2006 (7557 kişi okudu)
ŞULE ÇİZMECİ (Arşivi)
Tolga ve Aslan iki yıla yakındır birlikteler. İkisi de üniversitede sanat eğitimi görüyor. Tolga, eşcinsel olduğunu 17 yaşındayken ailesine söylemiş. Aslan ise henüz ailesine açılamamış. Tolga'yla ailesinin yaklaşımını ve birlikte neler yaşadıklarını konuştuk.
Nasıl geçti okul yıllarınız?
Çok alay ediliyordum. İlk mastürbasyonumu 14'ümde yaptım ki bu bir erkek çocuk için geç sayılabilecek bir yaş. Seksüel dürtülerimle yüzleşmeyi olabildiğince geciktirdim. Hep erkeklerle ilgili fanteziler kuruyordum. Orta 2'de benimle ilgili bir tahtaya bir tekerleme yazmışlardı, sınıfa girince erkek çocuklar hep bir ağızdan bunu söyleyip bana güldüler. Bunu yapan çocuğun üzerine yürüdüm, yumruklaştık. Eşcinsel olduğunu hissettiğim bir arkadaşımla birbirimizi korur kollardık. Başka sınıflardan sırf beni görmek için gelenler olurdu, 'Top Tolga burada mı?' diye...
Ne zaman 'Eşcinselim' dediniz?
İnternetle birlikte hayatım değişti, erkek bedenlerine bakıyor ve etkileniyorum. Ama suçluluk duygusuyla hemen kapatıyorum. İnterneti babam da kullanır korkusuyla... Çok çelişiyordum kendimle, acaba benim duygularım mı hatalıydı, yoksa toplumun dayattığı ve meşru saydığı sadece karşı cinsle birlikte olunma zorunluluğu mu? Bir partiye gittim, orada bir kızla el ele tutuştum. Aslında 'Heteroseksüel olmak istiyorum' diye diretiyorum. Ama okulda çocuklar yanında mastürbasyon yapıyor, penis görüyor ve haz alıyorsun. O gece partideki o kızla öpüştüm ama hiçbir şey hissetmedim. Bir hafta sonra annem bana gelip 'Bir kızla öpüşmüşsün, niye bana söylemedin?' diyor. Tüm seks olaylarını annemle konuşurum, çünkü babamın benimle bu tür konuları konuşacak cesareti hiç olmadı. Bir gün annemin yanında eşcinselliği savunan bir konuşma yaptım. Ertesi gün eve gelince 'Tolga konuşmamız lazım' dedi babam. 'Bize anlatacağın bir şey var mı?' diye başladılar, soru üstüne soru. Beş saatlik sorgunun sonunda 'Eşcinselim' dedim. Katıla katıla ağlıyorum.
Babanızın tepkisi ne oldu?
Babam albay!.. 'Ne yapacağız şimdi?' dedi. 'Birinden yardım almalıyız' dedi annem. Psikolağa hep birlikte gittik. Acayip bir yabancılaşma var evde. Hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalışıyorlar, ama karmakarışık kafaları. Daha ilk görüşmede psikolog bana ailemin önünde mastürbasyon yapıp yapmadığımı sordu. Yaptığımı söyleyince 'Mastürbasyon yaparken erkekleri mi düşünüyorsun, kadınları mı?' diye sordu. 'Erkekleri' deyince odadan çıkmamı istedi. Daha sonra beni çağırdı ve 'Annen ve babanla konuştum. Sana hiçbir şekilde karışmayacaklar' dedi. Sadece ben değil, annem de terapiye başladı.
Evde neler değişti?
Beni aşırı derecede kontrol etmeye başladılar. Sürekli koruma ve kollama hali. Terapiye iki yıla yakın devam ettim. O sırada üniversite sınavlarına hazırlanıyorum. Sınavı kazandım, şimdi resim eğitimi görüyorum. Annem, hayalinde kurguladığı oğlunu bir müddet geri istedi. Aslında annemin istediği, her erkek annesine toplum tarafından dayatılan anneliğe dair arzulardı; askerlik, evlilik, çocuk sahibi olma... Annem çok zorlandı kendi içinde, kişisel gelişimle ilgili kitaplar okumaya başladı. Bir gün psikoloğumun önerisiyle babamla ben bira içmeye gittik. 15 dakikanın sonunda babam 'Sakın anal ilişki yapma, ben buna dayanamam' dedi. Şu an bildiği halde kendini rahatlatmaya çalışıyor. Sonra maskeler düştü. Annem ne kadar kontrolcü olduğunu anladı ve bana 'Artık seni bugüne kadar kafamda kurduğum oğlum Tolga olarak değil, seni bir birey olarak kabul ediyorum. Sen benim hayal ettiğim oğlum değilsin' dedi. Beni yeniden keşfetti. Babam ise 'Sen beni bu düşünceyle öldüreceksin' dedi. Babamın bu tepkisini şimdi anlayabiliyorum. Çünkü eşcinsel bir çocuğu olması onun erkekliğini zedeliyordu. Aslında kendinde, kendi erkekliğinde arıyordu hatayı. Babam annemi beni koruduğu için çok suçladı. Annem babama 'Oğlunun eşcinsel olduğunu kabullenemiyorsun' dedi.
İlk cinsel deneyimi kiminle yaşadınız?
2000'de internette biriyle tanıştım. Ozan, benden 10 yaş büyüktü. Taksim'de buluştuk. Erkeksi birini arıyordum. Görüntüsü iyiydi. Deneyimli olduğu için onunla rahat edebileceğimi düşündüm. Tanışmamızın haftasında bizim eve geldi. Bir şirkette ihracat müdürü, iyi bir ailesi var. Babam onunla yalnız konuşmak istedi. 'Kesinlikle Tolga'nın kılına zarar gelmesini istemiyorum' diye öğütler vermiş. Şu an ona hem acıyorum, hem çok kötü oluyorum. Ona çok haksızlıklar yaptım. Bir ara intihara kalkıştım. Artık babama hiç tepki vermiyorum, çünkü kalp hastası. Ozan'la bir buçuk ay bir şey yaşamadık. Çünkü vücudumu paylaşmaktan, çıplak kalmaktan korktum. İlk gecemiz çok güzeldi, her yer mumlarla doluydu. Ona teşekkür borçluyum o gece için. Ama ilişkimiz giderek zorlaştı. Homofobikti. Suçluluk duyuyordu eşcinsel olduğu için.
Eşcinsel olduğunu gizlemiş mi?
Eşcinsel olduğu anlaşılmasın diye kızlarla çıkmış. Maskülen bir tip. Her erkeksi gördüğünüzü heteroseksüel zannetmeyin. Zaten iki adı vardı. Birinci adı dışardaki hayatı kontrol ediyordu, Ozan'ı eşcinseller arasında kullanıyordu. Ancak benimle yan yana yürümekten hoşlanmıyordu. Çünkü insanların feminen hareketlerimden dolayı beni, dolayısıyla onu da eşcinsel olarak nitelendirmelerinden korkuyordu. Kendini kadınsı bulmayan birçok eşcinselin homofobik olmasının nedeni de budur zaten. Ülkemizde sokakta eşcinsel yok, yatakta eşcinsel var. Ozan, bana 'Elini kolunu düzelt' dedi, 'Sesini kalınlaştır' dedi. Ancak ailem benim hareketlerime hiç karışmamıştır. İlişkimiz tükenmeye başladı. Kavgalar kıyametler. Üç yılın sonunda eften püften bir nedenden dolayı ayrıldık. Aslan'la tanışana kadar önemsiz ilişiklerim oldu.
Aslan'la ilişkiniz nasıl başladı?
Tolga: Aslan'ı ilk kez bir gaybarda gördüm. Çok hoşlandım. Yakışıklı. Tam bana uyan biri, hem feminen hem de maskülen olabilen, ikisinin ortası da olabilen, rengârenk yani... Onunla erkeksi sevgili arama düşlerimden de vazgeçtim. Kafamdaki duvarlar artık yıkılıyordu. Hem kendimi yeniden keşfediyor, hem de deneyimlediğim her şeyi eleştiriyor, neyi neden yaptığımın hesabını kendime veriyordum. Amacımız günlük hayatta gördüğümüz kadın-erkek rollerini ilişkimize sokmamaktı. Eşcinselliğini kendine itiraf edeli daha yeniydi değil mi Aslan?
Aslan: Tolga'dan 11 ay önce ilk kez beraber olduğum gencin annesi bizi yatakta yakaladı. Çocuk benden hemen ayrıldı. Ben çok kötü üç ay geçirdim. Daha sonra bir başkasıyla oldum ve yine tokat yedim. Tolga bana güven verdi, dünya görüşümüz uyuşuyordu.
'Artık bana top diye laf atıldığında üzülmüyorum'
Ailenizin Aslan'a yaklaşımı nasıl?
Tolga: Babam bugüne kadar eve giren arkadaşlarımın hepsinin eşcinsel olduğunu biliyor, hepsini çok seviyor. Ama Aslan'ı çok daha fazla seviyor. Babam belki bir kızla beraber olurum ihtimalini yaşıyor. Ama o onun ihtimali. Annem ise bana 'Sen bana bir hediyesin' der. 'Sen olmasan transfobimi, homofobimi yenemeyecektim' der. Annemin sadece düşüncelerinin değil, cinsel hayatının değiştiğinden eminim.
Aslan: Haftada iki üç gün onlarda kalırım.
Tolga: Aynı odada kalıyoruz. Annem Aslan'ın evinde bu ilişkiyi yaşayamayacağımızı biliyor. 'Keşke babama söylemeseydim' dediğim zamanlarda annem 'İyi ki söyledin, iyi ki kafasını karıştırdın. Sakın sen üzülme' der. Eskiden biri bana 'top' diye laf attığında üzülüyordum. Oysa Aslan 'Üzülmeyeceksin' dedi. Çünkü o hakaretler aynı zamanda cinsel kimliğinizi kabul etmenizde, 'Evet ben eşcinselim' demenizde size mani olan toplumsal ikazlar...
Aslan: Bir baba için erkekliğine saldırıdır çocuğunun eşcinsel olması... 'Ben ne hata yaptım?' diye düşünüyorlar. Eğer eşcinsellik bir tercih olsaydı, onların hataları yüzünden eşcinsel olmuş olabilirdik, ama eşcinsellik bir yönelim. İki yüzlü kurallar uygulanıyor.
Bursa'da olan olaylarda bize küfreden insanlar iki yüzlü. Travestilere sorun yattığınız birlikte olduğunuz insanlar kimler diye... 'Ülkücüler, dinciler'. Bu adamlar sokakta eşcinsele tahammül edemiyorlar. İki yüzlülüğümüz, bizim baskıcı, totaliter, demokratik olmayan ahlaki değerlerimizden kaynaklanıyor bence. Kimse kimsenin eşcinsel olabileceğini düşünmüyor.
O yüzden en yakınınızdaki oğlunuz 'Eşcinselim' dediğinde inanılmaz bir travma yaşıyorsunuz.
3 4 5 6 ve 7 ye asagidaki linkten ulasabilirsiniz
http://www.radikal.com.tr/arama.php?...ŞULE%20ÇİZMECİ
çok güsel eline emeğine sağlık arkadaşım. Her eşcincelin okuması gereken bi yazı dizisi diye düşünüyoru m.
Geçen sene kaos-gl nin çıkardığı bir kitaptı sanırım.oldukçada güzeldi.
STREET FİGHTİNG MAN
Tolga'nın başından geçen olay bana umut verdi açıkcası . Belki bir gün bende "Eşcinselim" Deyip de sokakta yanımda sevgilim , göğsüm dik , kimsenin ne dediğini sallamadan ve sadece günü yaşayarak yürüyebilirim ..
I Keep On Comin' Back For More..
Bu Konuyu Paylaşın !