Toplam 14 sonuçtan 1 ile 14 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Geriye Dönüş Yok Ama Etkilerini Durdurabiliriz!!

  1. #1
    Üye Sofistike - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23.01.2008
    Yaş
    24
    Mesajlar
    483

    Exclamation Geriye Dönüş Yok Ama Etkilerini Durdurabiliriz!!

    Tehditin Boyutları!

    WWF tarafından yapılan araştırmaya göre, küresel ısınma bu yüzyılın sonunda bitki ve hayvan habitatının üçte birini tehdit ediyor. Nadir görünen türler ve bölünmüş ekosistemler şimdiden kirlilik ve ormanların yok edilmesinden dolayı tehdit altında ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.1990′lar geçen yüzyılın en sıcak yıllarıydı. Küresel ısınmanın etkileri en yüksek zirvelerden, okyanusun derinliklerine, Ekvator’dan kutuplara kadar hissediliyor.Küresel ısınmanın etkileri gezegenin her yanında görülüyor, milyonlarca insanı sel, kuraklık ve susuzlukla karşı karşıya bırakıyor.


    Avustralya’da 2002 yılında yaşanan şiddetli kuraklığın ana nedeni küresel ısınmaydı. Kuzey Pasifik’te somon popülasyonunda, bölgedeki sıcaklığın normalden 6 derece artması yüzünden büyük düşüş görüldü.

    Kalifornia kıyılarında yüzlerce deniz kuşunun, denizlerin ısınması yüzünden besin kıtlığı yaşamalarının sonucunda, öldüğü görüldü. Okyanuslardaki ısının artmasıyla mercan kayalıklarının büyük zararlar gördüğü belirlendi.

    Avustralya’daki Great Barrier Reef, sürdürülebilir olmayan balıkçılık yöntemleri, yapılaşma ve iklim değişikliği yüzünden çok yakında kaybedilme tehlikesiyle karşı karşıya.

    Şikago, Atina ve Yeni Delhi gibi şehirlerde ölüm çanları artarak çaldı, sıcak hava dalgalarından bunaldılar. Yükselen deniz seviyesi Pasifik adaları ve Hint Okyanusu’ndaki adaların çoğunu tehdit ediyor.

    Büyük kasırgalar, seller, kuraklık ve sıtma gibi hastalık salgınları bizi bekliyor. Küresel ısınma, çevre felaketlerin etkilenen mültecilerin zorunlu göçleri yüzünden bölgesel çatışmalar yaşanabilir. Küresel ısınma yüzünden dünya ormanların ve hayvan türlerinin üçte biri tehdit altında.

    Türkiye’de hava 3-3.6 derece ısınacak
    Bilimadamları sadece 11 Avrupa ülkesinde 2001 yılında 80 kişinin seller yüzünden hayatını kaybettiğini belirtirken, sıcak dalgasından geçtiğimiz yıl 20 bin kişinin öldüğüne dikkat çekiyor. Son 5 bin yıldır Avrupa’daki buzulların şu an en alçak durumunda olduğuna da dikkat çeken Avrupalı bilimadamları, bu yaşanan ani iklim değişikliklerinin 600 bin kişiyi etkilediğini ve sadece geçen yıl 18.5 milyar dolarlık zarara yol açtığını kaydetti. Bilimdamlarının çıkardığı haritaya göre; Türkiye’de 3 ila 3.6 derece oranında ısınacak. Özellikle güneyde artış daha fazla görünüyor.

    Grönland’da orman varmış
    ABD’nin saygın üniversitelerden Colorado Üniversitesi Prof Dr. James White başkanlığında yürütülen Greenland Ice Core Project çerçevesinde yapılan araştırmalar, Grönland’ın da eskiden “ormanlık bir alan” olduğunu ortaya çıkardı. White ve ekibinin adayı kaplayan buzullar üstünde yaptığı araştırma, tam “3 kilometre” derinlikte sonuç verdi. Ekip elde edilen sonuçlar içinde çam tipi iğneli ağaçlarınkine benzeyen dikensi yaprakların, buğdaya benzeyen bitkilerin ve otların olduğunu tespit etti. 2003 yılı yazında 3085 metre derinlikte bir kayaya ulaştı ve araştırmalarını o derinlikte devam ettirmeye karar verdi. Yapılan özel işlemler sayesinde de son 123 bin yıldır adada meydana gelen değişiklikleri tespit edebildiler.

    Küresel Isınma Tarihi ve Uluslararası Önlemler!
    Toplumun ilgisini son 20 yıl içinde çekmeye başlayan artan sera etkisi ve küresel ısınma, yaklaşık 100 yıldır bilinmekte ve incelenmektedir. Atmosferdeki CO2 birikiminin değişmesine bağlı olarak, iklimin değişebilirliği ilk kez 1896 yılında Nobel ödülü sahibi İsveçli S. Arrhenius tarafından öngörülmüştür. Ancak, ilk kez 1979 yılında Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) öncülüğünde “Birinci Dünya İklim Konferansı” düzenlenmiş; fosil yakıtlardan ve CO2 birikiminden kaynaklanan küresel iklim değişikliği vurgulanmıştır. Yapılan ilk ciddi konferans, 5-12 Haziran 1992 tarihindeki Rio Konferansı’dır.


    Bu konferans sonucunda Rio Deklarasyonu yayımlanmış; Birleşmiş Milletler ve Avrupa Topluluğu ülkelerinin de içinde bulunduğu 184 ülkenin taraf olduğu Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 21 Mart 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir.Bu sözleşmeye göre iki çalışma grubu oluşturulmuştur. Birinci çalışma grubunda ülkelerin CO2 ve öteki sera gazı emisyonlarıyla ilgili yükümlülükler; ikinci çalışma grubunda ise yasal ve kurumsal mekanizmalar ele alınmıştır.
    Çalışma gruplarının yaptığı araştırmalar sonunda, gelişmiş ülkelerin önceki süreçte atmosfere yaydığı sera gazları dikkate alınmış ve bu ülkelerin emisyonlarında derhal indirim yoluna gitmeleri belirtilmiştir. Gelişmekte olan ülkelere ise; sanayileşme süreçlerinin devam ettiği vurgulanarak gaz emisyonu indiriminde esneklik sağlanmıştır. Bu tespitlerden yola çıkılarak gelişmekte olan ülkelere tanınan sera gazı salınım esnekliğinin istenilen seviyede tutulabilmesi için gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelerin sanayileşmesine maddi kaynak ve teknolojik destek sağlamaları gerektiği belirtilmiştir.Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin en önemli amacı “Atmosferdeki sera gazı birikimlerini iklim sistemi üzerindeki tehlikeli antropojen (insan kaynaklı) etkileri önleyecek bir düzeyde durdurmak” biçiminde tanımlanmıştır. Ancak gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler arasında uzlaşma sağlanamamıştır. Anlaşmazlığa yol açan ana konular şunlardır:
    ·CO2 ve öteki sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik yükümlülüklerin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki paylaşımı.
    ·Gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere maddi kaynak ve teknoloji transferi
    ·Gelişmekte olan ülkelere yapılacak olan kaynak aktarımının biçimi.
    Sonuç olarak, fikir birliği sağlanamamış ve üzerinde tartışılan konular bir sonraki toplantı için ana madde olarak belirlenmiştir.Rio Deklarasyonu sonrasında imzalanan diğer bir önemli belge de 1997 Kyoto Protokolüdür. Bu protokole göre taraf ülkeler insan kaynaklı CO2 ve öteki sera gazı salınımlarını 2008-2012 döneminde 1990 düzeylerinin en
    az %5 altına indireceklerdir. Avrupa Birliği hem üye olarak hem de tek tek üye ülkeler açısından %8′lik azaltma yükümlülüğü almıştır. Protokolde Amerika Birleşik Devletlerinin belirlenmiş salınım azaltma yükümlülüğü %7′dir. Ancak dönemin Amerika Başkan Yardımcısı Al Gore bu yükümlülüğü kabul etmenin mümkün olmadığını ve kendi halkının çıkarları doğrultusunda değiştirmek için için elinden geleni yapacağını açıklamıştır. Uluslararası Önlemler
    Daha sonraki süreçte ABD, Buenos Aires’te gerçekleştirilen Taraflar Konferansı’nın (COP-4) sonunda Kyoto Protokolü’nü imzaladığı ancak Çin, Hindistan gibi gelişmekte olan anahtar ülkeler sera gazı salınımlarını sınırlandırma konusunda herhangi bir yükümlülük almadıkça protokole taraf olmayacağını ilan etmiştir.
    Bilindiği gibi ABD’nin dünya siyasi arenasındaki gücü ekonomik üstünlüğünden ileri gelmektedir. Bu gücün önemli bir kısmını da “petrol tekelleri” dediğimiz Amerikan petrol şirketleri oluşturmaktadır. ABD’nin insan kaynaklı sera gazı salınımlarını sınırlandırma sürecinde almış olduğu tutum insan hayatı pahasına da olsa, kendi ekonomik çıkarlarından vazgeçmek istemediğinin belirgin bir kanıtıdır.Sonuç olarak, fikir birliği sağlanamamış ve üzerinde tartışılan konular bir sonraki toplantı için ana madde olarak belirlenmiştir.Sonuç olarak taraf ülkelerin anlaşmazlıkları sebebiyle Kyoto Protokolü herhangi bir yaptırım gücü ya da geçerliği olmayan bir metin olarak kalmıştır.Daha sonraki süreçte, küçük bünyeli çeşitli konferanslar yapılmış ancak daha önce alınan kararlar bir türlü hayata geçirilemediğinden Hollanda’da 35 ülkenin katılımıyla 13-24 Kasım 2000 tarihinde Taraflar Konferansı 6 (COP-6) düzenlenmiştir. La Haye Konferansı olarak bilinen bu toplantının gündemi Kyoto Protokolü’nde alınan kararların hayata geçirilme yolları olmuştur. Bu amaçla konferans başkanlarına bazı görevler ve denetleme yetkileri verilmiştir. Ancak tüm bunlara rağmen protokolün işleyişi tam olarak sağlanamamış ve anlaşmazlıklar bir sonraki toplantıya ertelenmiştir.Görüldüğü gibi Avrupa Birliği ülkeleri, ABD ve daha birçok ülkenin katılımı ile gerçekleştirlen tüm bu konferanslar hiçbir somut adıma dönüşememiştir. Bu çözümsüzlüğün nedeni; başta ABD olmak üzere bazı gelişmiş ülkelerin “ulusal çıkarlarımız” dedikleri ancak esasen ekonomik temelli olan çıkarlarından vazgeçmek istemeleridir. Yayımlanan ve hatta imzalanan hiçbir protokol “insanlığın çıkarları” adına somut önlemler alamamış sadece siyasi arenadaki metin kalabalığına birkaç yaprak daha eklemiştir.



    Küresel Isınma Karşısında Yapmamız Gerekenler!



    Tehlike büyük bir hızla yaklaşıyor. Ne yapmamız gerektiğini biliyor muyuz? Yapmamız gerekenleri bildiğimiz halde umursamayıp, kirletmeye, yok etmeye ara vermeksizin devam mı ediyoruz? Okuyalım, öğrenelim, uygulayalım.



    Devlet Olarak küresel ısınmaya karşı yapılabilecekler :


    Öncelikle Türkiye’nin gerçekçi bir sera gazı değerlerini belirlemek
    Hidrolik enerjiden en fazla yararlanmak.
    Rüzgar enerjisi, güneş enerjisi, jeotermal enerji ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarını teşvik etmek.
    Boş arazileri ağaçlandırmak.
    Orman yangınlarını kontrol etmek.
    Termik santrallerde, iyi yakma metotlarını geliştirmek ve kaliteli yakıt kullanmak.
    Isınma amaçlı yakıtları kontrol etmek.
    Halkı bilinçlendirmek.
    Tarım politikasını gözden geçirmek.
    Turizm planlamasını yeniden yapmak.



    Yerel Yönetimlerin küresel ısınmaya karşı yapabilecekleri :


    İklim değişiminin etkilerini çocuklarımız ve onların çocukları daha çok yaşayacaklar. Bu nedenle, okullarda iklim değişimi konusunda eğitici programlar düzenlemek.
    Enerji ve su tasarrufunu projelendirerek uygulamaya sokmak.
    Yeni su kaynakları ve yenilenebilir enerji kaynakları bulmak.
    Sera gazlarını azaltacak önlemleri ve denetimleri artırmak.
    Altyapı ve yerleşim planlamalarında iklim değişimi etkilerini göz önüne almak.
    Büyük şehirlere göçü cazip halden çıkartmak, geri göçü özendirmek.
    Birey Olarak küresel ısınmaya karşı yapabileceklerimiz :
    Evde en çok kullanılan 5 ampülü en az enerji tüketen cinslerle değiştirmek. 2.5 milyon evde yapılan bu uygulama ile 1 yılda 800.000 aracın atmosfere verdiği sera gazına eşdeğer tasarruf yapmış oluyoruz. Aynı zamanda elektrik faturamız da düşük gelecektir.
    Evlerdeki 2. televizyonları teke indirmeliyiz. Klimaların filtrelerini 3 ayda bir değiştirmeliyiz. Kirlenen filtreler hava akışını yavaşlatacağından cihaz daha fazla enerji harcayacaktır.
    İşyerinize veya evinize alacağınız yeni ekipmanların mutlaka enerji tasarrufu fazla olanlarını tercih edin.
    Su kullanımındaki savurganlık, hem enerji tüketimini, hem de su tüketimini artırmaktadır. Örneğin, diş temizliğinde ve traş olurken musluklar mutlaka kapatılmalıdır.
    Tuvaletlerin sifonları, sızıntılara karşı gözden geçirilmelidir.
    Ekili hobi bahçenizi mutlaka küçültün. Sulama gerektirmeyen alanları büyütün. Az sulama gerektiren bitkiler dikin.
    Aracınızı hortumla değil de kova su ile yıkayın.
    Evinizde ve işyerinizde, kullanmadığınız zamanlarda, TV, radyo, bilgisayar gibi elektronik cihazların fişlerini çekin.
    Yaz aylarında evinizin güneş alan penceresine beyaz perde takın ve gün boyu kapalı tutun.
    Ağaç dikin. Her ağaç atmosferden önemli ölçüde sera gazı (CO2) emer.
    Yakın mesafelere yürüyün. Uzun mesafeler için metro ve tramvayı tercih edin.
    Tüketimi azaltın.
    Aracınızı düşük hızda kullanın. “Para sizin olabilir ama dünya hepimizin.”


    DEĞERLİ DOSTLAR;BU FORUMA YAKLAŞIK 8.000 DOSTUMUZ ÜYE. http://www.tema.org.tr ; http://www.greenpeace.org/turkey/ ADRESLERİNDEN EDİNECEĞİMİZ BİLGİLERLE BU 8.000 ÜYE ARKADAŞIMIZ SADECE 1O YTL VEREREK BİR FİDAN BAĞISINDA BULUNSA,8.000 FİDANLIK ORMANIMIZ OLUR...SİZCE KENDİMİZ İÇİN DAHA ÖNEMLİ NE YAPABİLİRİZ????
    Ne bir kürk ister bu şen gönlüm,
    Ne bir han ne de saray ..(addicted to Nostalgia)
    Sophisticated

  2. #2
    Çalışkan Üye serinsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03.08.2007
    Mesajlar
    622

    Standart

    Dünyayı yıkıma götüren kar hırsından başka bir şey değil.üretim sadece ihtiyaca göre yapılırsa,demokratik merkeziyetçi bir planlamayla dünya tertemiz bir yer olarak kalır.
    STREET FİGHTİNG MAN

  3. #3
    Üye Sofistike - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23.01.2008
    Yaş
    24
    Mesajlar
    483

    Standart

    kesinlikle katılıyorum serinsu
    Ne bir kürk ister bu şen gönlüm,
    Ne bir han ne de saray ..(addicted to Nostalgia)
    Sophisticated

  4. #4
    şeker portakalı
    Ziyaretçi

    Standart

    Korkunç.Hemde çok korkunç.Ben doğayı çok severim,yeşilliği,çi çekleri,dağları....U marım böyle bir facia olmaz.Herşey yeri ve zamanında güzel,sıcakta soğukta...Korkuyorum açıkçası.

  5. #5
    Üye PurpleHaze - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10.10.2007
    Mesajlar
    262

    Standart

    Alıntı serinsu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Dünyayı yıkıma götüren kar hırsından başka bir şey değil.üretim sadece ihtiyaca göre yapılırsa,demokratik merkeziyetçi bir planlamayla dünya tertemiz bir yer olarak kalır.
    Evet katılıorum tabi de... Ek olarak, kapitalizmin temel bunalımlarından biri olan; kar amacıyla ihtiyaçtan fazla üretimden kaynaklı üretim fazlasının nasıl değerlendirileceği ile alakalı bişey bu. Kirlenme ve iklimsel bozukluğun en büyük nedeni bu aslında.
    Yakın gel gülen mor yel...

  6. #6
    Üye Sofistike - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23.01.2008
    Yaş
    24
    Mesajlar
    483

    Standart

    Alıntı PurpleHaze Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Evet katılıorum tabi de... Ek olarak, kapitalizmin temel bunalımlarından biri olan; kar amacıyla ihtiyaçtan fazla üretimden kaynaklı üretim fazlasının nasıl değerlendirileceği ile alakalı bişey bu. Kirlenme ve iklimsel bozukluğun en büyük nedeni bu aslında.
    Şüphesiz kapitalizm çok zarar verdi...peki ona tepki olarak ortaya çıkan sosyalist görüş çok mu masum?sovyet rusya da bilim adamlarının çalışmalarının,bulguların ın devlet menfaatleriyle asla çatışmaması gerektiğini biliyor musunuz??? hem siz ağaç diktiniz mi bakiim?????
    Ne bir kürk ister bu şen gönlüm,
    Ne bir han ne de saray ..(addicted to Nostalgia)
    Sophisticated

  7. #7
    Üye PurpleHaze - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10.10.2007
    Mesajlar
    262

    Standart

    Alıntı Sofistike Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Şüphesiz kapitalizm çok zarar verdi...peki ona tepki olarak ortaya çıkan sosyalist görüş çok mu masum?sovyet rusya da bilim adamlarının çalışmalarının,bulguların ın devlet menfaatleriyle asla çatışmaması gerektiğini biliyor musunuz??? hem siz ağaç diktiniz mi bakiim?????
    "Sovyetlerde devlet menfaati" dediğin şey hakkında bir daha düşün bence. Zira SSCB kapitalist bir ülke olmadığından (1950'lerin ortalarına kadar) devlet menfaati de halk menfaatiyle çelişmez. Oysa kapitalist ülkelerde bilim halk için değil, hakim burjuva sınıfı için üretilir ve halka hizmette kullanılmaz. Kapitalizmin küçük bir zümre elinde tutulan bilimi ile, sosyalizmin "poli-teknik eğitim" yöntemiyle halka indirilen bilimi arasında ciddi farklar var.

    Soruya gelince... Evet ağaç diktim Çam fidesi dikmiştim geçen yıl. Bu yıl da dikeceğim... Herkes de dikmeli bence.
    Yakın gel gülen mor yel...

  8. #8
    Çalışkan Üye serinsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03.08.2007
    Mesajlar
    622

    Standart

    Çocukken diktiğimiz ağaçlar orman oldu,şimdi o ormanları keserek yerine kentsel dönüşüm projesi adında ucube bir şey yapıyorlar.
    STREET FİGHTİNG MAN

  9. #9
    Üye Sofistike - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23.01.2008
    Yaş
    24
    Mesajlar
    483

    Standart

    Alıntı PurpleHaze Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    "Sovyetlerde devlet menfaati" dediğin şey hakkında bir daha düşün bence. Zira SSCB kapitalist bir ülke olmadığından (1950'lerin ortalarına kadar) devlet menfaati de halk menfaatiyle çelişmez. Oysa kapitalist ülkelerde bilim halk için değil, hakim burjuva sınıfı için üretilir ve halka hizmette kullanılmaz. Kapitalizmin küçük bir zümre elinde tutulan bilimi ile, sosyalizmin "poli-teknik eğitim" yöntemiyle halka indirilen bilimi arasında ciddi farklar var.

    Soruya gelince... Evet ağaç diktim Çam fidesi dikmiştim geçen yıl. Bu yıl da dikeceğim... Herkes de dikmeli bence.
    kişisel olarak teşekkür ediyorum) ağaç diktiğin için..umarım tek ağaçla bi ömrünü geçirmezsin ve gerisi gelir aslında tam olarak sosyalizm ilkelerini benimsemiş bir devlet de yok..hepsinin kuralları bi şekilde delinmiş..dediklerin belki sosyalizm in temelini düşünürsek doğrudur..ama sovyetler için doğru değil ya da profesörlerimiz yalan söylüyor
    Ne bir kürk ister bu şen gönlüm,
    Ne bir han ne de saray ..(addicted to Nostalgia)
    Sophisticated

  10. #10
    Üye Sofistike - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23.01.2008
    Yaş
    24
    Mesajlar
    483

    Standart

    aslında sosyalizm de kesinlikle devletin çıkarlarıyla halkın çıkarları çatışmaz cümlesine katılmıyorum..sosyalizmi n temelinde su görüş vardır: Devlet çıkarıyla bireyin çıkarı çatışırsa,birey devleti için kişisel çıkarından vazgeçmelidir...yani çatışabilen durumlar sözkonusu..konu dağılıyo!!!!
    Ne bir kürk ister bu şen gönlüm,
    Ne bir han ne de saray ..(addicted to Nostalgia)
    Sophisticated

  11. #11
    Üye PurpleHaze - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10.10.2007
    Mesajlar
    262

    Standart

    Alıntı Sofistike Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    kişisel olarak teşekkür ediyorum) ağaç diktiğin için..umarım tek ağaçla bi ömrünü geçirmezsin ve gerisi gelir aslında tam olarak sosyalizm ilkelerini benimsemiş bir devlet de yok..hepsinin kuralları bi şekilde delinmiş..dediklerin belki sosyalizm in temelini düşünürsek doğrudur..ama sovyetler için doğru değil ya da profesörlerimiz yalan söylüyor
    Tam olarak sosyalist olabilmiş bir ülke yok evet doğru. Sadece SSCB'de 1917'den 1950'lerin ortalarına kadar kısa bir süre yaşayabilmiştir. Ki bu gerek teorik, gerek pratikte de mümkün değildir zaten. Yani kapitalist bir dünyada elbette tek bir sosyalist ülke yaşayamaz. Tıpkı sosyalist bir dünyada kapitalizmin yaşayamayacağı gibi... SSCB'de olan da budur temelde. Kapitalist abluka altındayken sosyalist inşayı tamamlayamazsınız. Neyse çok teoriye dalmayalım...

    Alıntı Sofistike Nickli Üyeden Alıntı
    aslında sosyalizm de kesinlikle devletin çıkarlarıyla halkın çıkarları çatışmaz cümlesine katılmıyorum..sosyalizmin temelinde su görüş vardır: Devlet çıkarıyla bireyin çıkarı çatışırsa,birey devleti için kişisel çıkarından vazgeçmelidir...yani çatışabilen durumlar sözkonusu..konu dağılıyo!!!!
    Önceki cevabımda da söylemiştim. Devlet, bir sınıfın çıkarlarını diğer sınıfa karşı koruyan ve iktidardaki sınıfı diğerine karşı bir baskı mekanizması olarak kullanmaya yarayan bir aygıttır. Kapitalist bir devlet, üretim araçlarını özel mülkiyetinde bulunduran burjuvazinin çıkarlarını savunur, kollar. Sosyalist bir devlet ise işçi sınıfının iktidarı elinde bulundurduğu, üretim araçlarının ortak mülkiyetini sağlamış ve burjuvaziye karşı "proletarya diktatörlüğü" adı verilen bir yapıdır. Her ikisi de temelde ekonomik ama aynı zamanda da toplumsal sistemlerdir. Şimdi, iktidarın zaten halkın, işçi sınıfının elinde olduğu, bilimden sanata her alanda bir kamulaştırmanın sistematikleştirldiği, sağlık, eğitim, barınma, iş gibi ihtiyaçların devlet tarafından karşılandığı bir düzen halkın çıkarıyla çelişmez. Ama "devletle çıkarı çelişen birey"den kastın burjuvazi ise dediğin doğru. Proletarya diktatörlüğü burjuvazinin ne ekonomik olarak ne de sosyal olarak varolmasına izin vermeyecektir. Tıpkı burjuvazinin günümüzde proletaryayı sömürmesi gibi.

    Yani mesele aslında sınıf savaşımının ve uzlaşmaz sınıf çıkarlarının çelişkisidir temelde. Tarih bundan örülmüştür. (...ve evet konuyu çok dağıttık özür dilerim kendi adıma)

    Tekrarlıyım; geçen yıl çam fidesi dikmiştim, bu yıl ve her yıl da dikeceğim...
    Yakın gel gülen mor yel...

  12. #12
    Çalışkan Üye serinsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03.08.2007
    Mesajlar
    622

    Standart

    Alıntı Sofistike Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    aslında sosyalizm de kesinlikle devletin çıkarlarıyla halkın çıkarları çatışmaz cümlesine katılmıyorum..sosyalizmin temelinde su görüş vardır: Devlet çıkarıyla bireyin çıkarı çatışırsa,birey devleti için kişisel çıkarından vazgeçmelidir...yani çatışabilen durumlar sözkonusu..konu dağılıyo!!!!
    Elbette amacım bir tartışma yürütmrk değil.Sosyalizm demek sınıfsız bir toplum demektir,devletin sönümlenmeye başladığı dönen.Devlet sınıflar üstü bir yapı değildir,aksine sınıfların iktidarını korumak için geliştirdikleri çatı örgütüdür.Sosyalist devlet diye bir kavram yoktur,sovyetler birliği bir işçi devleti idi.Lenin'in ölününden sonra hızla bürokrasi tarafından iktidar yozlaştırılmıştır.Devrimi n dünya çapına yayılmasının önü kesilerek,milli komünizm denilen bir ucube yaratılmıştır.Bu sistem işçi sınıfını özgürleştireceğine baskı altına almıştır.Karl Marx "devlet işçi sınıfına sadece düşmenlarından kurtulmak için lazım"demiştir.

    Yukarıda senin bahsettiğin "devletle bireyin çıkarı çatışırsa, birey devleti için kişisel çıkarlarından vazgeçmelidir" önermesi faşist rejimlerde geçerlidir.Devleti onlar kutsar.Sosyalizmde ise sömürücüler yok olduktan sonra sınıflara gerek kalmaz,her kesin çıkarları ortaklaşır.Devletede gerek kalmaz.umarım meramımı anlatabilmişimdir.
    STREET FİGHTİNG MAN

  13. #13
    Üye Sofistike - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23.01.2008
    Yaş
    24
    Mesajlar
    483

    Standart

    görüşler ve bilgiler için teşekkürler.umarım farklı bir başlıkta bu konular üzerinde bilgi alışverişi yapma imkanı buluruz.
    Ne bir kürk ister bu şen gönlüm,
    Ne bir han ne de saray ..(addicted to Nostalgia)
    Sophisticated

  14. #14
    Üye Sofistike - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23.01.2008
    Yaş
    24
    Mesajlar
    483

    Standart Cevap: Geriye Dönüş Yok Ama Etkilerini Durdurabiliriz!!



    Ne bir kürk ister bu şen gönlüm,
    Ne bir han ne de saray ..(addicted to Nostalgia)
    Sophisticated

Benzer Konular

  1. barlara geri dönüş yaptım :)
    Konuyu Açan: visine, Forum: Kim? Kiminle? Nerede? Ne zaman?.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 14.01.2007, 10:20

Bu Konuyu Paylaşın !

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39