Sanirim donemin ozelliklerine bakinca buna cok sasirmamak gerekir , herseyden once Islam ve Hristiyanligin tersine seks kutsal kabul ediliyor ve kucuk oglanlar kadinlar ve erkekler tarafindan bu konuda egitiliyor.
Ogretmen ogrenci arasindaki iliski gunumuzdeki ogretmen ogrenci iliskisinden cok usta-cirak , abi kardes iliskisine benziyor (abi kardes pek uymadi buraya gerci ama daha iyi birsey bulamadim)
Her erkek bisexuel sayiliyor , yani bir erkegin kadinlarla ve erkeklerle beraber olmasi normal karsilaniyor.
Tabiki donemlde kucuk yas , resitlik gibi kavramlar yok
Dolayisiyla antik yunandaki ogretmen ogrenci kavramlari su anki ogretmen ofrenci kavramlarindan cok farkli
Evet, "usta-çırak" ilişkisi ama pek de abi-kardeş ilişkisi değil.. Belki koruma kollama anlamında... Ustanın (yaşlı) bilgi ve deneyimine karşılık çırağından / öğrencisinden aldığı cinsel haz.. başka bir deyişle "oğlancılık" hayli yaygın.. O dönemin önemli felsefi tartışma konularından biri... Bugünkü kadar olmasa bile o dönemde de bunu etik bir sorun olarak ortaya koyanlar var.
Donemde `oglancilik` kavrami yok,malum Hz. Muhammedin kendine ** olarak sectigi kisi bile 13 yasinda (yada onun gibi birsey ) hatta cok cinsellik hazdan cok kutsal kabul ediliyor. Donemde cinselligin gayet acik yapildigi ve tabular arasinda olmadigi acikca biliniyor. Bunun etik bir sorun olusturduguna dair doneme ait bir yaziya simdiye kadar hic okumadim. Kaynak gosterirsen cok sevinirim.
Daha önce de nudism üzerine açılan başlıkta okunmasını önerdiğim aşağıdaki kitaba referansla yazdım..
Foucault, Michel, (Fr. Çev: Hülya Uğur Tanrıöver) Cinselliğin Tarihi,,(2007, Ayrıntı yayınları, İstanbul) ,
Kitabın orijinal adı da aynı: Histoire de la sexualité,
Rahatlıkla İngilizce çevirisini de (The History of Sexuality) bulabilirsin. Kütüphanede de vardır ama almanı öneririm.. Son derece ilgini çekebilecek çok önemli bir kitap.
Foucault, 1976-1984 yılları arasında üç ayrı kitap olarak yazmış Cinselliğin Tarihini.. Yukarıda ki kitap (ve bulacağın çeviri de) üç kitabın birlikte (tek olarak) basılmış hali.
Birinci Kitap: (dolayısıyla kitabın birinci bölümü diyebiliriz) “Bilme istenci” başlığını taşıyor. İkinci Kitap; Hazların Kullanımı, Üçüncü ; kitap ise “Kendilik Kaygısı”
Ben, ikinci kitapta (yani ikinci bölümden) okuduklarımdan hareketle söyledim. Bu kısım tamamen Antik Yunan ve Roma dönemindeki sex rollerle ilişkili. İkinci kitabın 4.chapter ı “Erotizm Bilgisi” başlığını taşıyor. Toplum içindeki rolleri itibariyle yeniyetmelerle oğlanlarla eşcinsel ilişkiyi ve buna bakışı ele alıyor. Üç alt başlık var: Bunlar şöyle; A)Sorunsal nitelikli bir ilişki, / B) Oğlanın onuru,/ C) Hazzın nesnesi
Buradan konuyla ilgili bir iki önemli noktayı aklımın erdiğince özetleyerek aktarmak istiyorum aslında ama birbiriyle ilintili ve bir arada değerlendirilmesi gereken hayli çok şey var.. Anlaşılır, doğru düzgün bir aktarım yapabilmem için biraz uğraşmam lazım anlayacağın..
Michel Foucault’a gelince çağımızın en önemli düşünürler inden biri. Kendisi de eşcinsel.. Hatta bir erkek öğrencisiyle de uzun süreli bir ilişkisi oldu. Yanlış değilse Aids den (1984) öldü diye biliyorum..(öğrencis i ne oldu acaba?) İlgini çekebilecek küçük bir bilgi daha sana.. Rahmetli de Freud’dan pek haz etmezdi.. Felsefe, psikoloji ve psikopataloji alanlarında eğitim gördüğü için diğer çalışmaları da sosyal bilimler açısından hayli önemli ve ilginç …Hatta en önemli başvuru kaynağı.. Akıl hastalığının, tıbbın ve hapishanenin tarihine felsefi açıdan yaklaşan çok önemli çalışmaları var. “Deliliğin Tarihi,”, “Hapishanenin Doğuşu”, vb…
Foucault’a göre cinsellik “ baskıcı bir iktidarın altında özgürleşme mücadelesi veren doğal bir güdü değil, yeni bir iktidar biçiminin işleyişinde merkezi konumda bulunan bir tertibattır. Bu tertibat,kendimizi birer “özne” olarak kurmamızda vazgeçilmez işlevler yüklenir seks etkinliğimizinbizdeki en “doğal”, en “temel”, dolayısıyla da en “öznel” boyut olduğunu tekrar tekrar anımsatır. Bu tertibata göre bir “özne” olarak kendimizi tanımak istiyorsak, cinsellik denen şey üzerine kafa yormalı, onu alabildiğine anlaşılır kılmalı, söyleme dökmeli ve ne olduğumuzu ona sormalıyızdır” (aynı kitabın, arka kapak yazısından alıntı)
Konu Hayal Ali tarafından (05.04.2009 Saat 15:31 ) değiştirilmiştir.
Ben de zaten antik/Yunan Roma döneminden söz ettim.. ve sorun üzerine de kaynak hakkında ve de yazarı hakkında buranın sınırları çerçevesinde açıklama yaptım... İç içe geçen ve bütün olarak değerlendirilmesi gereken bir konu o dönem için.. ki bunu da özellikle belirttim... İlginç ve önemli noktası şu, eşcinsel ilişkinin reddedilmediği, doğal karşılandığı o dönemde "genç erkeğin" oğlanın konumuna ilişkin o dönemdeki görüşler, değerler, tartışmalar.. Bu noktada o güne özgü "etik" değerleri de açmak gerekiyor. Yoksa bugünkülerden söz etmiyorum. , Aşk, aşkın kutsallığı, güzelliğe olan tutku ... önemli kavramlar.. Özellikle de genç erkeğin güzelliği... Özgür vatandaşlar ve kölelerin olduğu bir toplumdan da söz ediyoruz aynı zamanda.. Dolayısıyla farklı yaklaşılan iki grup... Aşk ve cinsel istismar meselesinin ayrıştırıldığını görüyoruz... Bugünle olan önemli bir benzerlik de var. O dönemde de edilgenlik, pasiflik, feminenlik ayıplanıyor, aşağılanıyor, alay konusu oluyor.. Özellikle de özgür vatandaşlara yakıştırılmıyor... "Özgür oğlanlar", aynı zamanda geleceğin de yöneticisidirler... Oğlana genel bakış ise şöyle anlatılmaktadır.
Bu "oğlan" özel bir konuma sahiptir. Kuşkusuz, cinsel haz "nesnesi" olarak yasaklanmış değildir. "Atinada kimi yasalar özgür çocukları korur (en azından belli bir süre zarfında okullara girme hakkından mahrum bırakılan yetişkinlere, bu çocukları kötüye kullanmaya çalıştıklarında ölüm cezasına çarptırılan kölelere ve onları fuhuşa ittikleri taktirde ceza görecek olan baba ya da vasilere karşı) ama hiç bir şey yeniyetmenin herkesin gözünde bir erkeğin cinsel partneri olmasını engellemez ve yasaklamaz.Ama bu rolde de neredeyse gizli bir güçlük mevcuttur. Bu, hem cinsel ilişkide söz konusu rolün açıkça tanımlanmasını ve tam olarak ne olduğununbelirlenmesini engelleyen, hem de buna rağmen dikkati bu noktaya çeken ve bu bağlamda olması ya da olmaması gerekene büyük bir önem verenbir şeydir.Burada hem kör bir nokta, hem de bir aşırı değer verme noktası bir arada yer alır. Oğlanın rolü pek çok belirsizlikle yoğun bir ilginin birleştiği bir ögedir"
(a.g.e : s 279-280)
Havam yerinde olursa bu konuda okuduklarımı ayrı bir başlık açarak anlatmaya çalışırım... Sizin de havanız yerinde olursa Konuşuruz, üzerinde hep birlikte düşünürüz... Hatta bu ya da buna benzer kitapları okuyanlar da varsa daha da hoş olur
Umarım bir birimizin dediğini de anlamaya çalışırız....
evlilik işin içindeyse bencede olmaması gerekn birşey... öğrenci öğretmen ilişkisine birşey diyemem ama evlilik ayrı...
Beni Islah Et
mesajı atan legolas okulu bitirdi. Aralarındada hiç birşey geçmemiş haberiniz ola.
Ben bu "istismar etme" konusuna anlam veremiyorum.Eğer bir ilişkiye gireceksek ve diyelim ki girdik ilişki sonrası onun yaşı büyük konumu daha iyi diye beni nasıl istismar edebilecek ki eğer yaptığımız suçsa burda tek suçlu ben miyim ? Onun suçu yok mu ? yani ben ilişkiye tek başıma girmedim ya sonuçta beraber girdik.Ben hiç birşey yapabileceğini düşünmüyorum.Sadece korkutmak amaçlı ama aynı kozlar benimde elimde var bence eşitiz![]()
Bu Konuyu Paylaşın !