+ Konuyu Cevapla
Toplam 5 Sayfadan 3. Sayfa BirinciBirinci 12345 SonuncuSonuncu
Toplam 94 sonuçtan 41 ile 60 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: tavsiye edeceğiniz kitaplar..

  1. #41
    Üye mehmet_ihsan_eFe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.02.2008
    Mesajlar
    362

    Standart RE: tavsiye edeceğiniz kitaplar..

    YATMADAN ÖNCE 100 FIRCA DARBESİ

  2. #42
    Üye AngeLust - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08.06.2007
    Mesajlar
    386

    Standart RE: tavsiye edeceğiniz kitaplar..

    Alıntı yapay_element Nickli Üyeden Alıntı
    YATMADAN ÖNCE 100 FIRCA DARBESİ
    bence oldukça gereksiz bir kitap eser bile denemez 1 saatte bitmişti.Yazın sıkıntıdan bunu okumuştum.

  3. #43
    Üye mehmet_ihsan_eFe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.02.2008
    Mesajlar
    362

    Standart RE: tavsiye edeceğiniz kitaplar..

    biLmeem ben cok beğenmiştim.

  4. #44
    Sadık Üye xantho - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26.05.2007
    Mesajlar
    6,114

    Standart RE: tavsiye edeceğiniz kitaplar..



    Gizemli bir kadının öyküsü
    Onu yakından tanıyan, belki de hiç
    tanımayan dostlarının ağzından
    Kim olduğumuzdan emin olmasak da, kendimize karşı her zaman içten olma cesaretini nasıl ediniriz?
    Paulo Coelho, yeni romanı Portobello Cadısı’nda bu sorunun yanıtını arıyor. Portobello Cadısı, Athena adlı gizemli bir kadının öyküsünü, onu çok iyi tanıyan -ya da hiç tanımayan- yakınlarının ağzından anlatıyor.

    İnsanlar bir gerçeklik yaratıyorlar, sonra da kendi yarattıkları gerçekliğin kurbanı oluyorlar. Athena işte buna başkaldırdı ve bunun için büyük bir bedel ödedi...

  5. #45
    Çalışkan Üye serinsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03.08.2007
    Mesajlar
    623

    Standart ORHAN VELİ'Yİ ANLAMAK

    ANLATAMIYORUM



    Ağlasam sesimi duyar mısınız,
    Mısralarımda;
    Dokunabilir misiniz,
    Göz yaşlarıma, ellerinizle?

    Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
    Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
    Bu derde düşmeden önce.

    Bir yer var, biliyorum;
    Her şeyi söylemek mümkün;
    Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
    Anlatamıyorum

    Orhan Veli Kanık

  6. #46
    Çalışkan Üye serinsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03.08.2007
    Mesajlar
    623

    Standart

    BEDAVA



    Bedava yaşıyoruz, bedava;
    Hava bedava, bulut bedava;
    Dere tepe bedava;
    Yağmur çamur bedava;
    Otomobillerin dışı,
    Sinemaların kapısı,
    Camekanlar bedava;
    Peynir ekmek değil ama
    Acı su bedava;
    Kelle fiyatına hürriyet,
    Esirlik bedava;
    Bedava yaşıyoruz, bedava.

    Orhan Veli Kanık
    STREET FİGHTİNG MAN

  7. #47
    Çalışkan Üye serinsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03.08.2007
    Mesajlar
    623

    Standart Sezan Aksu'un savaşa karşı son şiiri

    TANRI'NIN GÖZYAŞLARI

    Bu korkunç kuraklık

    Boynu bükük buğday başakları

    Bu çorak toprak, bu susuzluk

    Tanrı'nın kuruyan gözyaşları

    *

    Bir büyük gözaltı hayatımız

    Ölü çocuklar coğrafyasında

    Kayıplar destanı hikayemiz

    Melekler anaların dilsiz yasında

    *

    Bebeler ergen doğuyor

    Ninniler kahramanlık masalları

    Yaşayan bu kanlı haritada

    Taşırken iki büklüm onca yası

    *

    Bu korkunç bataklık

    Yutuyor körpe tomurcukları

    Dört kitap yazıyor

    Eşittir Tanrı'nın çocukları
    STREET FİGHTİNG MAN

  8. #48
    Çalışkan Üye serinsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03.08.2007
    Mesajlar
    623

    Standart NAR TANELERİ Saroyan, küçük insanları anlattı

    Küçük insanların yazarı: Saroyan


    ARIS NALCI
    aris.nalci@aqos.com.tr

    "Kitaplarındaki karakterler o kadar küçüktü ki Saroyan'm, isimlerini bile bazen zikretmeye gerek duymuyordu. Saroyan için Ermeni olmak ya da olmamak önemli değildi. Öykülerinde geçen Ermeni isimlerini hiç azınlık karakterler olarak düşünmedim"

    İstanbul'da sayıları bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azalmış kitapevlerinin raflarından, yeni yazarlarla tanışmak için seçtiğim kitapların da çoğu zaman yarısına gelmeden merak ederim hangi ülkede yaşıyor bunu yazan diye. Millet o kadar değerli bir kavram olmayabiliyor okurken.

    Ne zaman orjini ve vatanı birbirinden farklı bir yazarla karşılaşsam aynı duygular depreşir içimde. Yazının yazıldığı toprak parçasında yaşayan yazarın, doğuştan kazandığı kimlik ile sonradan ona eklemlendirilen babavatanın kimliğini kendi kültüründe harmanlayan, benliklerini kendi içinde kavurmuş, karmaşık bir insanın iç dünyasını yansıtıyor gibi geliyor bana.

    William Saroyan da bu tip yazarlardan biri. Hatta benim kendi içimde yaptığım bu sınıflandırmanın ilk örneği. Sınıfının ilki... Doğumundan tam ıoo yıl geçti 2008'le birlikte.

    Asırlık çınar William Saroyan ile Şubat 2001'de tanıştım. (Her ne kadar kitaplarını kastetsem de, 'her kitap aslında yazarın kendisidir' diyerek Saro-yanla tanıştım diyebileceğim.) Geç bir tanışıklıktı bizimki. Ama güç olmadı. Çoğunlukla İngilizce yazdığından pek de karşılaşamamıştım İstanbul'daki raflarda. Araş Yayıncılık sağolsun çevirdiği Saroyan kitaplarını bir bir basmaya başladı. Saroyan'la ilk tanıştığımız andan itibaren bir kaynaştık ki sormayın. Benim soyadımda olmayan ama onda olan '-yan' ekinden midir bilinmez. Öyküleri hep günümüzden sokak manzaraları, ev halleri, bir nevi kendim gibi İdiçük insanları anlattı bana. Belki Saroyan'ın yazdıkları kendi iç dünyasını yansıtıyordu onun için ama bana göre Saroyan, kendi yazma isteğini bastırmak ve benim gibilerin de okuma isteğini tatmin etmek için yazıyordu. Bu kadar basitti bu ilişki. Edebiyatın, eserlerine derin anlamlar yükleyen cümlelerine boğmaya gerek yoktu aramızdaki ilişkiyi. 'Ödlekler Cesurdur' ile başladık konuşmaya, ardından 'Paris Fresno Güncesi' geldi. "Bu dünyada kimse halanda birkaç satır yazılmadan göçmemeli" diyordu. Belki de günlüğündeki en edebi lafıydı bu Saroyan'ın. '70 bin Süryani', 'İnsanlık komedisi', 'Yüreğim Dağlardadır-Yaşamak Vakti' geldi ardından da. Daha önce Varlık Yayınları'ndan çıkan 'Aram Derler Adıma' ise tuzu biberi oldu Saroyan serüvenimin.

    Kitaplarındaki karakterler o kadar küçüktü ki Saroyan'ın isimlerini bile bazen zikretmeye gerek duymuyordu. Ama ismi olmayanın fotoğrafı da ekleniyordu öyküsüne ya da güncesine. Saroyan için Ermeni olmak ya da olmamak önemli değildi. Öykülerinde geçen Ermeni isimlerini hiç azınlık karakterler olarak düşünmedim. Ermenistan'da Ermeni olmak kadar doğal ve normalleştiri-yordu öykülerinde kimlikleri Saroyan. Paris'te bir kunduracı dükkanındaki usta (Paris Fresno Güncesi, syf 59) ile amcasıyla sessiz sohbetlerini anlamlandıramadığı Arap arkadaşı (Ödlekler Cesurdur, syf 8-10) hep dünya insanları olarak yansıdı ben; sadık okuyucusuna.

    BİR TAVSİYE

    Hâlâ Saroyan okumamışlar varsa Saroyan'ın 'Ödlekler Cesurdur' öykülerinden başlamanızı tavsiye ederim. Hatta sevgiliniz, çocuğunuz varsa yanınıza alıp yüksek sesle okumanızı, böylelikle birini daha Saro-yan'dan haberdar etmenizi tavsiye ederim...

    Şimdi Saroyan doğumunun 100. yılında etkinlikliklerle anılacak. Tam da kendi yazınına uygun şekilde. UNESCO 2008 yılını 'Saroyan Yılı' ilan ederken herhalde benim gibi Saroyan'ın dünya vatandaşı olduğunu kabullenmiş. Etkinlikler çerçevesinde UNESCO Orkestrası Ermenistan'da da konser verecek. Konserlerin ilki 26 Şubat'ta Fresno'da, Şoğakn Topluluğu'nun konseriyle başladı. Etkinlikleri Fresno'da oluşturulan 'Jübile Organizasyon Komitesi' gerçekleştiriyor.

    Ermenistan Kültür Bakanı Hasmik Poğosyan, Ermenistan'da Yerevan Opera Salonu'nda gerçekleştirilecek programın ekim ayında olacağını ifade ederken, Saroyan'ın doğumgünü olan 31 Ağus-tos'ta Yerevan Panteonu'nda yazarın hatırasını anma etkinliği gerçekleştirilecek. Yerevan Maştots Caddesi ve Moskovyan Sokağı'nın kesiştiği noktaya Davit Yerevanh'nm eskiziyle hazırlanan Saroyan'ın bir heykelinin de dikilmesi planlanıyor. Ermenistan Ulusal Bilimler Akademisi M. Abeğyan Edebiyat Enstitüsü UNESCO sponsorluğunda, Saroyan'ın edebi mirasının farklı yönlerini tahlil eden bir konferans gerçekleştirecek. Devlet okullarında Saroyan'a ilişkin açık dersler gerçekleştirilecek.

    SAROYAN YIL BOYU ANILACAK

    Ermenistan Kültür Bakanlığı'nın ilan ettiği yarışma çerçevesinde, iki tiyatroda W. Saroyan'ı henüz çevrilmemiş piyesleri icra edilecek. Eylül ayında W. Saroyan'ın eser ve piyesleri temel alınarak hazırlanan temsillerin yer aldığı Avrupa, ABD, ve Rusya Fed. davet edilen tiyatro gruplarının katılacağı bir uluslararası tiyatro festivali gerçekleştirilecek. Etkinlikler çerçevesinde yazarın eserlerinden bir seçki Rusça olarak yayımlanacak. Yıl boyunca kamu tv ve radyosu W. Saroyan'a ilişkin programlar gerçekleştirecek.

    http://www.birgun.net/bolum-70-haber...tml#haber_basi
    STREET FİGHTİNG MAN

  9. #49
    Sadık Üye xantho - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26.05.2007
    Mesajlar
    6,114

    Arrow Ömür, modern zamanları sorguluyor

    Mehmet Ömür’ün ‘Kafamı Sıkanlar’ adını verdiği sergisi, 8 Mart tarihine kadar Galeri Kent’te sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Ömür sergide içinde bulunduğumuz yüzyılın insanlar üzerinde yarattığı baskıyı ele alıyor.Sergi günlük hayatın akışı içinde kaçınılmaz olarak maruz kaldığımız, hayatımızı olumsuz olarak etkileyen elemanlara gönderme yapıyor.



    Teknolojinin yarattığı gürültüden, çevre kirliliği, trafik, ekonomik krizler ve savaşlara; insanı çaresizliğe sürükleyen, içimizi tüketen ve bizi derinden yokedenlere bir başkaldırma; sessiz bir çığlık var bu sergide.

    Sanatçı, kendisini sorgulatan nedenleri söyle özetliyor: ‘Bu beşinci sergimi; ilerleyen yaşımda bana yaşamı sorgulatan, insanın yaşam alanını daraltan konulara ayırdım. Beni çembere alıp, sıkıştıran, artık vazgeçilemez hale gelen iletişim araçları, trafik, ekonomik koşullar, paranın kirlenmesi, silahlanma yarışı ve savaş....ölüm.......Ölüm. ..insanoğlu sanki yoketme yarışında artık... Ben yaratmayı seçtim.’

    Meslek hayatını halen serbest hekim olarak sürdüren Mehmet Ömür, 1977 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, 1981 yılında Bursa Uludağ Üniversitesi’nde uzmanlığını tamamladı ve ardından Paris’te çeşitli hastanelerde çalıştı.

    1986 yılında Doçentlik, 1996 yılında ise Profesörlük ünvanlarını alan Ömür, 1988 yılında Haseki Hastanesi 1994 yılında ise Amerikan Hastanesi KBB bölüm Şefi oldu.

    Ömür, 2000’li yılların başında hobi olarak başladığı fotoğraf sanatında, yoğun ve tutkulu bir çalışma ile, hekim kimliğinin yanısıra sanatçı kimliğini de ortaya koyuyor. Bozcaada, Paris Petite Galerie, İstanbul Oda Galeri, Artistanbul Sanat Fuarı ve Arkeopera’daki sergilerinin ardından sanatçı, bu beşinci sergisiyle, sanata bakışını yepyeni bir platforma taşıyor.

    Kaynak: hurriyet.com.tr
    Constant over stimulation numbs me

  10. #50
    Sadık Üye xantho - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26.05.2007
    Mesajlar
    6,114

    Standart



    Karakalpak Kızı
    Tulepbergen Kaipbergenov
    Çeviren: Kayhan Yükseler
    Evrensel Basım Yayın


    Özbekistan'ın özerk cumhuriyeti Karakalpakistan'ın yetiştirdiği önemli bir yazar Tulipbergen Kaipbergenov. Sosyalist gerçekçi anlaylışla kaleme aldığı ilk romanı Karakaplak Kızı ile tüm eski Sovyetler'de adını duyurdu. Kitap o zamanki Sovyetler Birliği cumhuriyetlerinin hemen bütün dillerine çevrildi.

    Romanında 1900'ların başına götürüyor okuru Kaipbergenov. Rusya'da bir devrim süreci yaşanmaktadır. Ve bir Karakalpak kadınıyla birlikte bütün Karakalpak halkının da kaderi değişmektedir.
    Constant over stimulation numbs me

  11. #51
    Çalışkan Üye serinsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03.08.2007
    Mesajlar
    623

    Standart 835 satır-Nazım Hikmet

    Belki bir gün
    O günden
    Çok daha evvel
    prü başında sallanarak
    Bir sabah vakti gölgemi asfalta salacağım

    Belki ben
    O günden
    Çok daha sonra;
    Matruş çenemde ak bir sakalın izi
    Sağ kalacağım


    Ve ben
    O günden
    Çok daha sonra;
    Sağ kalırsam eğer,
    Şehrin meydan kenarlarında yaslanıp
    Duvarlara,
    Son kavgadan benim gibi sağ kalan
    ihtiyarlarla
    Bayram akşamlarında keman
    Çalacağım...

    Etrafta mükemmel bir gecenin
    ışıklı kaldırımları
    Ve yeni şarkılar ösyliyen
    yeni insanların
    Adımları...

    NAZIM HİKMET RAN
    STREET FİGHTİNG MAN

  12. #52
    Çalışkan Üye pr. mışkin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26.09.2007
    Mesajlar
    689

    Macera - Orhan Veli Kanık

    Küçüktüm,küçücüktüm,
    Oltayı attım denize;
    Üşüşüverdi balıklar,
    Denizi gördüm.

    Bir uçurtma yaptım,telli duvaklı;
    Kuyruğu ebemkuşağı renginde;
    Bir salıverdim gökyüzüne;
    Gökyüzünü gördüm.

    Büyüdüm işsiz kaldım,aç kaldım;
    Para kazanmak gerekti;
    Girdim insanların içine,
    İnsanları gördüm.

    Ne yardan geçerim, ne serden;
    Ne denizlerden, ne gökyüzünden ama...
    Bırakmıyor son gördüğüm,
    Bırakmıyor geçim derdi.

    Oymuş,diyorum,zavallı şairin
    Görüp göreceği.

  13. #53
    Sadık Üye xantho - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26.05.2007
    Mesajlar
    6,114

    Standart



    Stella Düşerken
    Linn Ullmann
    Çeviren: Adem Uludağ
    Can Yayınları


    İsveçli ünlü yönetmen Ingmar Bergman'la Norveçli oyuncu Liv Ullmann'ın kızları olan Linn Ullmann'ı Sen Uyumadan Önmce adlı kitabıyla tanıyor Türk okuru.

    Ullmann bu kez Stella'nın öyküsünü anlatıyor. Kitap Oslo’da sıcak bir yaz akşamında başlıyor. Martin, Stella’yı birlikte yaşadıkları on yıla damgasını vuran tehlikeli oyunların bir yenisine davet eder: Dokuz katlı binanın çatısında bir denge hareketi yapacaklardır. Çatının kenarında yürümeye başlarlar. Stella sendeler, bir an Martin’in kolları arasına yuvarlanır ve sonra dehşete kapılmış izleyicilerin çığlıkları arasında yere düşer. Martin onu kurtarmaya çalıştı mı, dersiniz?

    Görgü tanıklarının, Martin’in, Stella’nın kızı Amanda’nın, dostu Axel’in ağzından Stella’nın öyküsünü dinliyor, onun farklı kişilerin gözündeki farklı niteliklerini öğreniyoruz: kıskanç bir eş, tutkulu bir sevgili, melek gibi bir hemşire, anne sevgisinden yoksun bir çocuk, özverili bir anne ve biz yaşayanların artık öğrenemeyeceği bir sırrı olan kadın. Ölümden öte bir yerden bize seslenen Stella ise görünürdeki mutlu ve düzenli yaşantısının ardında nasıl kırılgan bir yaşam sürdüğünü anlatıyor.

    Stella’nın yaşamını, geride bıraktığı insanların anılarında izlerken, o kişilerden her birinin yaşam öyküsünü de gözlemliyoruz.
    Constant over stimulation numbs me

  14. #54
    Sadık Üye xantho - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26.05.2007
    Mesajlar
    6,114

    Standart



    Kırmızı Mantolu Küçük Kız
    Roma Ligocka
    Çeviren: Nuriye Yigitler
    Altın Kitaplar


    Steven Spielberg’in yönetmenliğini üstlendiği Schindler'in Listesi adlı filmi izleyenler bilir. Varşova gettosunun Naziler tarafından boşaltılması sırasında, bütün o çığlıkların, gözyaşlarının, cının ve ölümün arasında dolaşıp duran kırmızı mantolu küçücük bir kız. Siyah -beyaz filmin tek renkli görüntüsü... İşte o kırmızı mantolu küçük kız şimdi İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşadıklarını anlatıyor. Büyük bir açıksözlülükle. Irkdaşları olan tüm Yahudiler gibi gettoya kapatılan ama annesinin azmi ve kararlılığı sayesinde gettodan kaçıp sahte kimlikle yaşamayı başaran Roma Ligocka, çocukken yaşadığı ama hayatının sonuna kadar onunla birlikte gidecek olan hüzünlü anılarını paylaşıyor.

    Spielberg'in yönetmenliğini yaptığı Schindler’in Listesi filminin Polonya-Krakov galasında Roma Ligocka adında bir kadın şaşkın gözlerle filmi izliyordu. Tam bu sırada o unutulmaz sahne oynanmaya başlandı: Kırmızı manto giymiş küçük bir kız annesinin elinden tutmakta ve bu kare, savaşın-soykırım en dramatik sahnelerinden bir olarak beyazperdeden izleyenlerine ulaşmaktaydı. Kadın içinden, “Bu benim! O kırmızı mantolu küçük kız benim!” diye haykırdı. Çünkü, o da annesiyle birlikte filmin anlattığı tarihte aynı toplama kampında bulunuyordu ve üstünde hep kırmızı bir manto vardı. Açlığa, soğuğa, hastalığa; erkekleri, kadınları ve çocukları en küçük bir bahaneyle bile gözlerini kırpmadan öldüren SS’lere rağmen hayatta kalmaya çalışıyorlardı.

    Kırmızı Mantolu Küçük Kız Roma Ligocka, bu filmle birlikte tam elli yıl öncesine gitti. O güne kadar kendisini kâbuslarla takip eden ve hayatının hiçbir döneminde peşini bırakmayan kahredici anılar zihninde yeniden canlandı. Roma, elli yıl sonra çekilen bütün acılarla tek tek yüzleşerek bu anıları yeniden yaşadı.
    Constant over stimulation numbs me

  15. #55
    Sadık Üye xantho - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26.05.2007
    Mesajlar
    6,114

    Standart



    NEREDEYSE BİR BALİNA
    Türlerin Kökenine Güncel Bir Bakış
    Steve Jones
    Evrensel Basım Yayın


    “Neredeyse Bir Balina” (Almost Like A Whale), evrim kuramına bugünün bilgileri ile ışık tutuyor. “Darwin’i güncelleştirğini” belirten genetik profesörü Jones, eseri için şöyle diyor:

    “Kitabım, olabildiğince, ‘Türlerin Kökeni’ni yeniden yazma girişimidir. Darwin’in planını, tarlalardan fosillere, arı kovanlarından adalara kadar uzanan bir iskelet üzerinde geliştirdiği planı kullandım. Ama Darwin’in çok sevdiği tümcelerden biri olan ‘Büyük Gerçeklerim (Grand Facts)’ ile ifade edersek, benim kitabım, 20. yüzyıl sonlarının bilgi düzeyi üzerine kuruludur.”

    “Neredeyse Bir Balina” Darwin’in düşüncelerini, bilimsel gelişmelerin ışığında yeniden okumaya çalışmak ve evrim kuramının biyolojiyi bütünleştirdiğini göstermek için iddialı bir bilimsel-felsefi kılavuz. Bilimsel ödüller kazanan Prof. Jones Profesör Jones, akademik yaşamının yanı sıra BBC dahil, TV programları yaptı, genetik, genler ve evrim konulu popüler bilim kitapları yazdı.
    Constant over stimulation numbs me

  16. #56
    Çalışkan Üye serinsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03.08.2007
    Mesajlar
    623

    Standart Sebahattin Ali

    ALDIRMA GÖNÜL ALDIRMA

    Başın öne eğilmesin
    Aldırma gönül aldırma
    Ağladığın duyulmasın
    Aldırma gönül, aldırma

    Dışarda deli dalgalar
    Gelip duvarları yalar
    Seni bu sesler oyalar
    Aldırma gönül, aldırma

    Görmesen bile denizi
    Yukarıya çevir gözü
    Deniz dibidir gökyüzü
    Aldırma gönül, aldırma

    Dertlerin kalkınca şaha
    Bir sitem yolla Allah'a
    Görecek günler var daha
    Aldırma gönül, aldırma

    Kurşun ata ata biter
    Yollar gide gide biter
    Ceza yata yata biter
    Aldırma gönül, aldırma



    Sebahattin Ali
    STREET FİGHTİNG MAN

  17. #57
    Sadık Üye xantho - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26.05.2007
    Mesajlar
    6,114

    Standart

    PARADOKSAL SANAT SİNEMA
    Metin Gönen, Versus Kitap, sinema, 109 sayfa


    'Paradoksal Sanat Sinema', Metin Gönen'in konuya dair teorik yazılarını barındırıyor. Kitapta yer alan yazılara bakıldığında, sinema teorisi yazılarının çoğunda okurun karşısına çıkan karmaşık anlatımdan, Gönen'in imtina ettiği görülüyor. Dolayısıyla Gönen'in yazıları, ele aldığı konuya derinlikli bakışı ve berrak, duru anlatımıyla ilgi çekiyor. 'Bir Sinemadan Ötekine: Klasizm/Modernizm İkilemi?: Bazin, Deleuze, Epstein ve Godard', 'Çağların Ötesindeki Sinema' ve 'Bir Düşünce Biçimi Olarak Sinema' bölümlerinden oluşan kitap, sinema sanatının paradoksal yapısının, görünebilirlik ve düşünülebilirlik koşullarını oluşturmayı amaçlıyor. "Özde paradoksal bir sanat olan sinemanın, sinematografik-fikirler yaratan bir ilişkilendirme operasyonları sanatı, bir duyumsanır (estetik) düşünce biçimi olduğunu göstermeye çalıştım," diyen Gönen'in yazıları, sinemanın paradoksal yapısına kafa yoruyor.
    Constant over stimulation numbs me

  18. #58
    Sadık Üye xantho - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26.05.2007
    Mesajlar
    6,114

    Standart

    İÇİMİZDEKİ MİTOLOJİ
    Liz Greene ve Juliet Sharman-Burke, Çeviren: Rita Urgan, MB Yayınevi, mitoloji, 253 sayfa


    İki yazarlı 'İçimizdeki Mitoloji'nin en dikkat çeken yanı, günümüz insanının iç dünyasına, antik çağ mitolojilerindeki bireyin iç dünyası çerçevesinden bakması. Mitolojilerdeki bireyler ayrılık, ihanet, geçim sıkıntısı, üçlü ilişkiler, ensest, kariyer kıskançlığı, ilişkilerde yaş farkından doğan sorunlar ve yıkıcı rekabet gibi, aslında günümüzde de varolan sorunlardan mustarip. Yazarlar, modern çağ insanının, kendi sorunlarıyla hesaplaşırken, eski söylence-lerden de yararlanması gerektiğini savunuyor. Kitap, bu bakış açısından hareketle, insanların gündelik hayatlarında yaşadıkları sıkıntılara, mitolojik öykülerle çözüm sunmayı amaçlıyor.
    Constant over stimulation numbs me

  19. #59
    Sadık Üye xantho - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26.05.2007
    Mesajlar
    6,114

    Standart

    MUHTEŞEM SAVAŞÇI: TİMURLENK
    Roy E. Stier, Çeviren: Elçin Aşuroğlu, Elips Kitap, biyografi, 224 sayfa


    Roy E. Stier, 'Muhteşem Savaşçı: Timurlenk'te, dünyada çoğunluğun bildiği adıyla Tamerlan'ın hayatını ve yaşadığı zamanların kronolojik öyküsünü veriyor. Stier, 1336 doğumlu Timurlenk'i, "Yüce Savaşçı" şeklinde tanımlıyor. Timurlenk yaşadığı dönemlerde, İran, Irak, Azerbaycan, Hindistan, Suriye, Çin ve Delhi'ye kadar bütün Asya'yı ve 1402 Ankara Savaşı'nda, Osmanlı ordusunu mağlup ederek, Anadolu'nun İzmir'e kadar olan bölümünü fethetmişti. Kargaşanın, hırsın ve mutlak iktidarın hüküm sürdüğü Moğol topraklarında doğan Timurlenk'i, gençlik yıllarından başlayarak anlatan Stier, bu ismin iktidar hırsı ve şiddetle örülü dünyasına odaklanıyor.
    Constant over stimulation numbs me

  20. #60
    Çaylak phoenix89 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27.02.2008
    Mesajlar
    47

    Standart Paulo Coelho'den iki kitap Veronika ölmek istiyor ve Zahir

    2 haftanın sonunda Paulo Coelho'nun Zahir'ini ve Veronika Ölmek istiyor(türkçe'ye böyle çevrildi sanırım) kitabını okudum.Simyacı'dan hatırlarsınız belki bu yazarı.Veronika Zahir'e göre daha ince bi kitap bir solukta bitiyor

    İlk Veronika ölmek istiyor'dan başlayalım,kitabın ana karakteri olan veronika başarısız bir intihar'dan sonra kendini akıl hastahanesinde bulur.Aslında hayatında o kadar sorunla karşılaşmamıştır,hatta acılı bir ölüm istemez,boğulmaktan korkar ve kısa ve acısız çözüm hap'ı seçer.
    Hastahanede yaklaşık 1 haftalık ömrü kaldığını öğrenir.yazar sadece veronika'dan bahsetmez kitapta,orada diğer hastalarıda inceler ve onların veronika ile ilişkilerini.Onların hayatlarını okuyuca sunar."Deli" kavramını irdeler ve kitaptaki doktor karakterinin ilginç bir tezi vardır ki bunu sizin okuyarak öğrenmenizi tercih ederim.

    Zahir'de ise başarılı bir yazarın aşk kavramını tanımasını anlatır yazar.Yazar evlidir ancak bir gün savaş muhabiri olan eşi ortadan kaybolur.Hiç bir iz yoktur.Yazarın yaşadıklarını anlatır kitap ona,eski konuşmalardan bahsedilir.Yazarın yaşadığı gel-gitleri çok iyi yansıtmış bu kitabında Paulo Coelho.Eşinin sevgilisi olduğunu düşündüğü kazak biriyle tanışır,onunla yaşadığı konuşmalar,o adamın düşünceleri gerçekten çok ilginç ve düşündürücüdür.Zahir kelimesi kitapta şu şekilde anlatılır.bir zamanlar karşılaştığımız bir kişi veya düşünce, başka hiç bir şeye yer vermeyecek biçimde yavaş yavaş bütün düşüncelerimizi kaplar. Bu düşünce veya kişiye zahir denir.


    Keyifli okumalar

+ Konuyu Cevapla

Bu Konuyu Paylaşın !

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46