Kıyıdakiler - Uğuz Ziya Şimşek
Tüm kitapçılarda -- 170 sayfa 9 ytl
Gay, lezbiyen ve fetişistlerin yaşadığı sevinçler, hüzünler, baskılar, açılar sürükleyici bir diller anlatılmış...
Hayata ve cinselliğe bakış açıları onları farklılaştırıyor ve İstanbul’un kaotik ortamında tehlikeye açık hale getiriyor. Dayak, gasp, sırlarının deşifre edilebilmesi, şantaj, tecavüz maruz kaldıkları veya kalma ihtimalinin yüksek olduğu başlıca tehlikeler…
Ülkemiz gay hakları açısından dünyanın en geri kalmış yerlerinden biri. Uğur Ziya Şimşek ‘Kıyıdakiler’ ismindeki romanıyla toplumun yaşam hakkı tanımadığı, ittiği, yalnız bıraktığı hayatları anlatıyor. Sürükleyici ve yalın bir dil kullanan yazar, adrenali yükselten, keyifli bir hikâye sunuyor.
Soru: İlk romanınız ‘Cin Tarikatı’ korku gerilim tarzındaydı. ‘Fener Işığında Aşk’ ise Kuvayı Milliye, futbol ve aşk temalarının işlendiği bir çalışmaydı. Bu ise toplumun dışladığı cinsel kimlikleri anlatan sosyal içerikli bir roman. Uçlarda mı yazmayı seviyorsunuz?
Uğur Ziya Şimşek: Evet. Önceden işlenmemiş alanlarda eser vermek hoşuma gidiyor. Gay, lezbiyen ve fetişistlerle ilgili bir roman çalışması hiç yapılmamış.
Soru: Peki sizi bu çalışmayı yapmaya iten etken nedir?
Uğur Ziya Şimşek: İstanbul’un kaotik ortamında farklı bir cinsel kimliğe sahip olmak gerçekten zor. Bu zorlukların temelinde insan hakları ihlalleri yatıyor ve yapılan haksızlıkların dile getirilmesi gereken mecralardan biri de edebiyat.
Soru: Bahsettiğiniz haksızlıkları bizzat yaşıyor musunuz?
Uğur Ziya Şimşek: Hayır yaşamıyorum. Çünkü ben gay değilim. Fetişist de değilim.
Soru: Yani gaylerin, lezbiyenlerin veya fetişistlerin sorunlarını bizzat yaşamıyor olmanıza rağmen yine de dile getirdiniz.
Uğur Ziya Şimşek: Elbette. Zaten gerçek bir insan hakları savunucusu, ait olmadığı dünyanın sorunlarını da sahiplenen ve mücadele edendir. Ben gay değilim ama gay haklarını savunurum. Türk’üm ama bir haksızlık varsa başka bir ırkın hakkını da savunurum. Erkeğim ama kadın hakkını savunurum. Burada önemli olan temel nokta vicdan ve insanlıktır. Önemli olan da budur.
Soru: Kıyıdakiler tamamen hayal ürünü mü?
Uğur Ziya Şimşek: Kıyıdakiler’i yazmak için birçok gay, fetişist ve lezbiyenle görüştüm. Hayat hikâyelerini dinledim. Ortak sorunları, bakış açılarını tespit etmeye çalıştım. Kitap içindeki karakterler şu anda aramızda olan kişiler ve başlarından geçen hikâyeler, içinde biraz kurgu olmakla birlikte büyük oranda gerçek.
Soru: Kıyıdakiler tamamen sorunlara, odaklı bir kitap mı?
Uğur Ziya Şimşek: Hayır. Aksiyon, heyecan, tutku, aşk, ihanet, ihtiras, acı, şiddet… Birçok unsur var. Sürükleyici bir roman diyebilirim.
Soru: İlk iki romanınızı okumuş biri olarak akıcılık konusunda şüphem yok zaten. (Gülüyoruz)
Uğur Ziya Şimşek: Teveccühünüz. Teşekkür ederim. Akıcı bir dille yazmayı ve yalın cümleler kullanmayı tercih ediyorum.
Soru: Sebebini sorabilir miyim?
Uğur Ziya Şimşek: Benim tarzım bu. Görselliğe dayalı, aksiyonu yüksek bir anlatım oluşturmaya çalışıyorum. Günümüzün yazarları geçmiş dönemlerin yazarlarına nazaran daha farklı bir sosyal kitleye hitap ediyor. Artık izlemek okumanın ötesine geçti. İnsanlar izlemeyi tercih ediyor. Televizyon, yazın sanatının tahtını hiç acımadan zapt etti. İnsanlar kitapla bağlantı kurmakta zorlanıyor. Cünkü televizyon, radyo, internet (özellikle msn) gibi alanlar özellikle gençlerin kitaba nazaran çok daha fazla ilgilerini çekiyor. Eskiden bunların hiçbiri yokmuş ve insanlar kitaba daha çok vakit ayırabiliyorlarmış. Vakit ayırmanın da ötesinde alternatif yokmuş.
Soru: Yazarların işi zorlaştı yani!
Uğur Ziya Şimşek: Hem de çok zorlaştı. Mesela Sefiller isimli dünya klasiği 1500 sayfa civarında. O zamanlar insanlar bu kalınlıkta kitapları okumuşlar. Şimdi de klasik olduğu için okunuyor. Ama hiç bilmediğiniz bir yazarın 1500 sayfalık kitabını alır mısınız? Bu soruya kaç kişi evet eder. 1500 sayfalık bir eseri kaç yayınevi basar? Artık okuma alışkanlıkları değişmiştir. İnsanlar ilgilerini kolayca kaybedip, Messenger’a veya televizyon yönelebiliyorlar. İlgiliyi en üst seviyede tutmak için, yalın cümleleri ve heyecanı en üst seviyede tutan bir anlatımı tercih ediyorum.
Soru: Kıyıdakiler’in okura vermek istediği ‘şey’ nedir?
Uğur Ziya Şimşek: Öncelikle okuma keyfi yüksek bir roman. Toplumun farklılıklara bakış açısı, hoşgörüsüzlükler, iki yüzlülükler… Halkımız söylem düzeyinde gayliğe karşıdır. Ama bir yandan da perdeler adında bu ilişkileri yaşamayı ihmal etmezler. Yaşadığımız topraklar ikiyüzlülüğün çok yaygın olduğu yerler. Aşırı tutucu bir gazetenin yazarı olan Hüseyin Üzmez, 14 yaşında bir kıza tecavüz iddiası ile tutuklandı biliyorsunuz. Ülkemizdeki ikiyüzlülüğün en yakın örneklerinden biridir bu kişi. Gazetede ve televizyonda namus, ahlak dendi mi mangalda kül bırakmayan 78 yaşındaki bu şahıs, iddialara göre 14 yaşında bir kıza tecavüz etmekte dinen bir sakınca görmüyor. Ülkemiz laik bir cumhuriyet olduğu için bu şahıs tutuklanabiliyor. Ya şeriat devleti olsaydık? O zaman bir nikâh kıyılarak 14 yaşındaki bu çocuk 78 yaşındaki adamın bilmem kaçıncı karısı olarak kanunen ve dinen bir güzel koynuna sokulurdu. Bu kişler üniversite yıllarında saçı uzun veya küpeli erkekleri, yada kız arkadaşıyla el ele dolaşanları ahlaksızlıkla suçlar ve döverler. Gaylik lezbiyenlik ise kesinlikle hayat hakkı tanımadıkları olgular. Bu çok ahlaklı(!) kişilere bakınız ki kendileri bir fırsat buldular mı her türlü rezilliği yapabiliyorlar. Demek istediğim toplum inanılmaz derecede iki yüzlü.
Soru: Gaylere yönelik ne gibi iki yüzlülükler var?
Uğur Ziya Şimşek: Bulunduğu ortamlarda gaylerin imha edilmesi gereken yaratıklar olduğunu söyleyen ama bir yandan da aktiv ve pasif ilişkiler yaşayan birçok ağır abi! var. Ünlü sanatçılar, siyasetçiler ve işadamları var. Bana danışmanlık yapan gaylerden, birçok ünlü ile ilgili enteresan hikâyeler dinledim.
Soru: Kıyıdakiler çok başarılı bir isim. Gerçekten de bu ülkede gay olmak, toplumun kıyısında kalmak demek. Peki sizin kendinizi kıyıda hissettiğiniz bir yön var mı?
Uğur Ziya Şimşek: Ben insana haklarına, demokrasiye inanan, laik, cumhuriyetçi biriyim. Yani Fazıl Say’ın dediği gibi gittikçe azınlığa itilen gruptanım. Bu yönle kendimi azınlıkta hissediyorum. Zaten ‘yazarlık’ da kıyıda olma konusunda başlı başına bir olgu. Ülkemizde toplumun bağrına bastığı kaç tane yazar var? Nazım Hiket memleketi terk etmek zorunda kalmıştı. En son da Orhan Pamuk terk etti. Yazar ilericidir ve muhaliftir. Bu yönünü ön plan çıkaran her yazar kıyıya itilmiştir ülkemizde. Bir gün öğrencilerim ‘Hocam, siz Amerika’da, Avrupa’da veya Japonya’da bir yazar olsanız Ferrari’ye binerdiniz. Ama Türkiye’de ancak bakarsınız!’ dediler. Güldük. Haklıydılar. Öyle ya Türkiye’de Ferrari’ye binmek ancak devlet destekli müteahhitlerin oğluna ya da siyasetçilerin oğluna yakışır. Yazarın ne haddine! Yani ne madden ne de manen bir yazar olarak kendimi toplumun merkezinde görmedim, görebileceğimi de sanmıyorum. Kıyıya itilmeye mahkûm bir mesleğim var.
Soru: Kitap ne zaman raflarda olur?
Uğur Ziya Şimşek: Mayıs’ın 15’i gibi kitapçılarda olur.
Soru: Başarılar diliyorum. Umarım hedeflerinize ulaşırsınız.
Uğur Ziya Şimşek: Teşekkür ederim.
hangi siteden aldıysan kaynak belirtebilir misin? ayrıca teşekkürler...
böyle kitapların artarak yazılması gerekiyor, bu nedenle tebrik ediyorum yürekliliği ve duyarlılığı için yazarı![]()
alıcam ve okuyacam ilk fırsatta.teşekkürler .
kırmızıturuncusarıyeşilmavimor
güzele benziyor, inşallah okumak nasip olur
giovanni'nin odası (giovanni's room)
yazarı james baldwin.
eşcinsel bi aşkı anlatıyor. kitap çok övülmüş ama beni çok tatmin ettiğini söyleyemem..
bilgiler için teşekkürler![]()
Öğretmen olarak çalışan bir gayin istabulda yaşadığı hüzünbaz ilişkileri anlatan bu kitap beni çok etkiledi. Uğur Ziya Şimşek'in bu etkileyici romanını hepinize öneriyorum.
Kitabın yazarımı,söyleşiyi yapanmı kendisi.
STREET FİGHTİNG MAN
Google : Kıyıdakiler
http://www.google.com.tr/search?hl=tr&q=k%C4%B1y%C 4%B1dakiler&meta=
Google : kıyıdakiler uğur ziya şimşek
http://www.google.com.tr/search?hl=t...B1dakiler&meta=
Yahoo : Kıyıdakiler
http://search.yahoo.com/search?p=k%C...p=mss&ei=UTF-8
Yahoo : Kıyıdakiler Uğur Ziya Şimşek.
http://search.yahoo.com/search;_ylt=...t-501&ei=UTF-8
Konu derya tarafından (27.05.2008 Saat 03:17 ) değiştirilmiştir.
Escinsel Erkekler - Yirmi Bes Taniklik
Murat Hocaoğlu
- 11 yasindaydim. Bir grip gibi tedavi olacak, bir gün bitecekmis gibi bakiyordum...
- Evlilik bekledigim huzuru veremedi. Içimde hep bir eksiklik vardi...
- Dinimle kimligimi baristirmam zor oldu. Ikisinden de vazgeçemezdim...
- Bati'da escinseller yakilirken, bizde padisahlar erkek sevgililerine siirler yaziyordu...
- Türkiye'de escinsellik, Akdeniz toplumlarinin ikiyüzlülü güne uygun bir biçimde, söylenmedigi takdirde rahatlikla icra edilebiliyor...
- Escinsellik, bireyin kendi hayatiyla ilgili bir durum aslinda. Ama toplum-birey çatismasi isin içine girdigi zaman politik tarafi ortaya çikiyor...
Escinsel Erkekler, Türkiye için bir "ilk kitap" olma özelligi tasiyor. Bu kitapta yer alan 25 röportajda Türkiyeli escinsel erkekler ilk kez, özgür bir sekilde, kendilerini, çocukluklarini, aile iliskilerini, is ve eglence yasamlarini, sorunlarini, özlemlerini, acilarini ve sevinçlerini anlatiyorlar.
Murat Hocaoglu'nun uzun bir arastirma ve dogrudan görüsmeler sonucu hazirladigi kitap sadece escinsel erkeklerin öykülerinden ibaret degil. Hocaoglu, önde gelen escinsel grup ve çevrelerin temsilcileriyle, aralarindaki görüs ve durus farkliliklarini da tartisiyor.
Escinsel Erkekler, escinsel yasamin hukuki, kültürel ve siyasal boyutlarini ve sorunlarini, özyasamöykü ;lerinden yola çikarak sergileyen önemli bir çalisma.
www.tulumba.com/storeItem.asp?ic=zBK980255DJ704
bir sitedeki Sokakkitaplari yayincilik,Uğur Ziya Şimşek,Kıyıdakiler ve Cin Tarikatı Kitaplarının Bulunduğu Sayfalar Hack edildi...
Bildiğiniz gibi Sokak Kitapları Yayıncılık ve Cin Tarikatı aynı yazara aitti.
en son eşcinsel'lere yonelik bir roman yazmıştı..
http://eslistanbul.googlepages.c om/1.gif
http://eslistanbul.googlepages.c om/2.gif
http://eslistanbul.googlepages.c om/3.gif
Konu peno tarafından (09.06.2008 Saat 13:21 ) değiştirilmiştir.
ya buraları da hack etmesinler:S hemen eserlerimin bi kopyasını alayım![]()
indirebilceğim bir link var mı ki??
E-book
"Her şey değişti, beklemek bile.. Daha önce bi köşede beklerdik sevdiklerimizi, şimdi masa başında online olmasını bekliyoruz." /Anonim/
kitap zaten ucuz...en azından türk yazarlar için e-book yada korsanı tercih etmesek...
haklı bulduğun için teşekkür ederim..
Ümit kötülüklerin en kötüsüdür çünkü işkenceyi uzatır...
NietzscheAğladığında/Irvin Yalom
saatler, dünyanın sonundaki ev, giovanni'nin odası, paramparça, üçüncü tekil şahıs, hergele âşıklar, pinhan, volkan'ın romanı...
Bu kitabı deli gibi arıyordum geçen gün arkadaşlarla pincurstan cıktın ve rıhtıma doğru yururken kadıkoyde lezbıyen arkadasıma bu kıtabın ayracını verdıler o da bak neyle karslastık gıbı bır tepkı verdı ve ben aradıgım kıtap oldugunu gorunce gerıye dogru bir heyecanla kosmusum ve dagıtan kıza dırek kıtabı nerede bulacagımı sordum.O da burada satılıyor diyerek benı mağazaya dogru goturcektı ve hatta yazarımızda burda tanıtıyor dedı ben o an ucmusum zaten kendımı yazarın yanında kalabalıkta buldmKitaba atladım direk yazarla filan tanıstm imzaladı kıtabımı ordan 50 yaslarında bir kadın bana neden bu kıtabı aldıgımı sordu hiç tereddütsüz herkesin içinde ee ben bu kitabı gay oldugumdan tercıh edıyorum dedım .Herkes şok gecirdi o belli oluyordu yuzlerınden sonra seviyeli tartısma , yanlarından ayrılırken kadının benı özguvenımden tebrık etmesi çok hoştu!Ayrıca ne amaclı oldugunu bılmesem de bir kameranın bizi çektiğini sonradan fark ettim.
18 yaşındayoım çok çok yaşımı gostermıyorum,mutluyum bilinçliyim!Gizli değilim kimseden cekınmıyorum alacagım tepkilere acıgım veriğim tepkilerede acıklar!En guzelıde bu kıyıdakılerden değilim...(:
Gercekten güzel bir kitap ama onemlı olan bizim değil bizim gibi dusunemeyenlerın okuması daha etkıleyıcı olur.
Yazar: Oscar Wilde.
Promenade'da dolaşırken, esmer, cılız, hafif kambur, soluk benizli, güzel mavi gözleri siyah halkalarla çevrili, zarif ama hem fiziksel hem de duygusal olduğu anlaşılan derin bir acıyla yaşlanmış ve çökmüş çizgilere sahip genç bir adamla sık sık karşılaşıyordum. Nice'de yalnızca ve onmaz bir melankolinin pençesinde gibi görünüyordu.
Doğal olarak, kısa zaman içinde konuşmalarımızda bir müzisyenin adı da geçer olmuştu ve zavallı küçük dostum onunla olan ilişkisin parça parça itiraf ediyordu bana. Ve işte böylece, sıradışı aşklarının gizlerini öğrenmiş oldum ve bana anlattıkça, hiçbir şeyi atlamadan kaleme alabildim.
Bu nedenle, okuyacağınız anlatı bir roman değildir. Bu gerçek bir hikayedir, şüphesiz ölümlülerin büyük çoğunluğu tarafından anlaşılmadan kalacak tutku dolu kısa varoluşların ölümle kesildiği, duyarlı, fazlasıyla nevrotik, iki genç ve güzel varlığın dramatik macerası. Grieux ve Teleny'nin aşk öyküsü bütün çıplaklığıyla anlatılıyor.
kaynak: ilknokta.com
Senin Egoların,ßenim Legolarım
Gidiyorum şimdi elimde çanta
Bu Konuyu Paylaşın !