yazar: Andre Gide
Genç ve zengin arkeolog Michel'in, karısı Marceline ile balayını geçirmek üzere gittikleri Tunus'ta vereme yakalanmasıyla başlayan ve hastalığının iyileşme boyunca devam eden yaşama ilişkin derinlikli bir öz-sorgulama, yeni bir kimlik arayışı: Ahlakla cinsellik, düşünceyle duygu, beyinle kalp arasındaki sürekli çatışma hali. Kısaca geleneksel toplum düzenini zorlayan bir serüven..
Bastırılmış cinsel dürtülerinin ve gizli homoseksüelliğinin farkına varan ve bunları keşfetmeye karar veren Michel için yaşam artık yeni deneyimler dünyasıdır. Tüm mal varlığını, önyargılarını, her türlü adanmışlık ve sadakati ardında bırakarak, kısaca geçmişine kalın bir sünger çekerek, yeni bir hayata başlamak ister Michel. İçindeki bu yeni enerjinin kendisini "özgür" kılacağına inanmaktadır. Fakat "özgür olmak" zordur...
Hayatın sorgulanışına tanıklık etmek ve düşünce ufkunu genişletmek isteyen herkes için Tahsin Yücel'in mükemmel çevirisiyle bir André Gide klasiği...
kaynak: yenisayfa.com
Senin Egoların,ßenim Legolarım
Gidiyorum şimdi elimde çanta
Kitabın yazarı Alpay Aydın' ı Karamürsel' de tanışıp, yakın arkadaş oldukları Tarkan' ın ilk albümünde sözlerini yazdığı ki bunlar arasında "Söz Verdim", "Asla Vazgeçemem", "Kıl Oldum Abi" gibi hit olan şarkı sözlerinden tanıyoruz. Alpay Aydın aynı zamanda Tarkan' ın ve daha birçok pop star'ın menajerliğini de yaptı.
"Hâlâ üşüyor musun?" diye sordu on dakika sonra.
"Bir tek ellerim." diyerek cevapladım.
"Bakayım" dedi. Sol tarafımda yattığı için sol elimi uzattım, sağ eliyle tuttu. Sırtüstü yatmış tavana bakıyordum.
"Ötekine de bakayım." dedi, sağ elimi ona uzatmak için sola doğru döndüm. O da aynı anda bana doğru döndüğünde yatakta burun buruna geldik. Bir an için birbirimize gülümsedik ve sonra öpüşmeye başladık. Çok kısa süre önce tanışmıştık, ama az zamanda birbirimiz hakkında çok şey öğrenmiştik ve şimdi daha fazlasını öğreniyorduk birbirimiz hakkında. Ancak Tarık' la olan bu sevişme Selim' le olanların aksine çok kısa sürdü ve bir anda kavgaya dönüştü. Daha birkaç dakika olmuştu ki:
"İçine girmek istiyorum." diyerek beni yatakta yüzükoyun çevirmeye çalıştı.
alpay aydın'ın kendi hayatından yola çıkarak yazdığı bu ilk belgesel romanı, uydu yayıncılık tarafından yayımlanmıştır.
kaynak: ilknokta.com
Senin Egoların,ßenim Legolarım
Gidiyorum şimdi elimde çanta
Yeni Bir Hayat
Orjinal isim: A New Life
Aydın Tözeren
Çınar Yayınları / Roman Dizisi
"Yeni Bir Hayat" Amerika'da AIDS Çağı'ndaki eşcinsel yaşamın bir portresi. "HIV-Pozitif olduğumu öğrendiğim an ilk hayatım sona erdi ve ikinci hayatım başladı", dedi bu kitap için görüştüğüm bir eşcinsel delikanlı. Genel anlamda tüm eşcinsel erkekler AIDS salgınıyla beraber yeni bir hayata başladılar. Bu kitabın içerdiği gerçek hikayeler, AIDS Çağı'yla genç ve eşcinsel olmanın anlamını, HIV-Pozitif kişi ile negatif aşığı arasındaki elektriklenmeyi ve oğlu AIDS'den yaşamını yitirmiş bir annenin yolculuğunu dile getiriyor. Kitapta yer alan genel veriler AIDS fırtınasının karmaşık ve gizli akıntılarını ortaya koymakta..
(Arka Kapak)
Senin Egoların,ßenim Legolarım
Gidiyorum şimdi elimde çanta
Orlando, Virginia Woolf’un en tuhaf, en ilginç, mizah dozu en yüksek kitaplarından biridir. Yazar, en büyük eserleri sayılan Deniz Feneri ve Dalgalar arasına sıkıştırdığı ve bir yaz tatilinde bir çırpıda yazdığı bu romanla sıradışı bir kahramanın olağanüstü öyküsünü, İngiltere tarihinin son dört yüzyıl boyunca geçirdiği dönüşümleri ve bunların İngiliz yazınındaki yansımalarını ince değinmelerle, keskin bir mizahla, çarpıcı simgelerle aktarır. Kitabın çevirmeni Seniha Akar’a göre Woolf, Orlando’da sanatçının, dehanın, yaratıcılık sürecinin niteliklerini, bireyin karmaşıklığını, gerçek yaşam ve yazın ikilemini, gerçeğin, aşkın, yaşamın kendisinin niteliklerini, tarih duygusunu, kadının konumunu, erdişilik üzerindeki düşüncelerini, zaman zaman kendisini de tiye alarak yansıtmaktadır. Kısaca özetleyecek olursak; hayata erkek olarak başlayan Orlando, saray çevreleriyle yakın ilişkiler içindedir, hatta bir ara Kraliçe I. Elizabeth’in gözdesi konumuna yükselir. Olgunluk çağında Kral II. Charles’ın elçisi sıfatıyla İstanbul’a gelir, burada bir değişim geçirir ve kadın olur. Özgürlüğü seçerek Bursa dolaylarında çingenelerle birlikte yaşar, yeni kimliğiyle İngiltere’ye döner, dönemin yazar, şair ve nüktedanları bu alımlı kadının çekiciliğine kapılırlar. Ama o, bu entelektüellerin arasında sıkıntıdan patlayacak hale gelir; on dokuzuncu yüzyılın kadınlara biçtiği rolü beğenmediği için hırçın ve aykırı bir kişilik edinir. Dört yüz yıla yakın yaşamını, kitabın yazıldığı tarih olan 1928’de tamamladığında çağdaş, boyun eğmez, dimdik duran bir kadındır.
kaynak: iletisim.com
Senin Egoların,ßenim Legolarım
Gidiyorum şimdi elimde çanta
Eşcinselliğin Doğal Tarihi
Orjinal isim: A Natural History Of Homosexuality
Francis Mark Mondimore
Sarmal Yayınevi / Bilim Kitaplığı
Eşcinselliğin Doğal Tarihi, karmaşık ve tartışmalı bir konu üzerine yazılmış kolay anlaşılır, tartışmaya yer vermeyen bir giriş kitabıdır. Yapıt bir "doğal" tarihtir; çünkü eşcinselliğin biyolojik, genetik ve psikolojik sorunlarına yanıt aramaktadır: Bireyin kendisini eşcinsel olarak görmesine yol açan süreç nedir? Eşcinsel kişiler cinsel kimliklerin nasıl kabullenir ve açığa vururlar? Ve neden bazıları bunu yapamaz? Diğer kültürlerde de süreç hep aynı mı olmuştur? Eşcinsellik üzerine düşüncemizi biçimlendiren tarihsel olaylar nelerdir? Biseksüellik bu tablonun neresinde yer almaktadır? Erkek bedeninde tutsak kadın veya tersini hissetme olarak nitelendirilebilecek travestiliği nasıl anlamalıyız? Bütün bunların eşcinsellikle bir ilgisi var mıdır?
(Arka Kapak)
Senin Egoların,ßenim Legolarım
Gidiyorum şimdi elimde çanta
Eşcinselliğin Sonu ve Heteroseksüelliğin Ölümü
Bert Archer
Çitlembik Yayınevi
Tüm dünyada yeni bir cinsiyet kuramı tartışılıyor: Eşcinselliğin Sonu ve Heteroseksüelliğin Ölümü
"Neden kendimizi cinsel davranışlarımızla açıklamakta direniyoruz?"
Farklı deneyimlere sahip yeni bir okuyucu kitlesi için yazılmış olan "Eşcinselliğin Sonu ve Heteroseksüelliğin Ölümü", yukarıdaki soruya popüler ve tartışma yaratacak bir yanıt arıyor. Bert Archer'ın, Dawson's Creek, Friends, Roseanne, Shakespeare, Madonna ve Calvin Klein'a atıf yaparak ulaştığı yanıtlar, popüler kültürden, edebiyattan, tarihten ve yazarın kişisel deneyimlerinden de beslenerek güncel ve eğlenceli olduğu kadar öğretici bir kitap niteliği taşıyor. Provokatif denebilecek tezler ileri süren Archer, son yıllarda gey/hetero ayrımının ortadan kalktığını savunuyor ve eşcinsel hareketin, tıpkı feminizm gibi, kültürel ve tarihsel bir evreyi temsil ettiğini öne sürüyor.
İlk basıldığında büyük tartışmalar yaratan bu kitapta Bert Archer, her birimizin aklından geçen, fakat asla açıkça tartışmadığımız soru işaretlerinin izini sürerken, bizlere, cinsellik kategorilerinin eskisinden çok daha iç içe geçtiği günümüz dünyasında birbirimize etiketler yapıştırmadan, sırf kendimiz gibi davranarak yaşamanın kapılarını aralıyor.
"Öyle görünüyor ki,bugünlerde sokakta farklı bir şey kendini gösteriyor: kültürel radyodan yayılan yeni bir müzik.Bu müziği hem kadınlarla hem de erkeklerle yatan,onlara aşık olan,onlarla birlikte yaşayan ve onlardan ayrılan sıradan kadınlar ve erkekler yaratıyor ve yine onlar dinliyor; tutku nehri,cinsiyet farklılığını kolayca aşarak onları nerede sonlanacağı bilinmeyen bir yere götürüyor. Şimdilik bu insanlardaha çok, sanatçı, öğrenci, ve diğer kültürel araştırmacıların arasından çıkıyor; fakat bu yalnızlıkları büyük ihtimalle uzun sürmeyecek."
Senin Egoların,ßenim Legolarım
Gidiyorum şimdi elimde çanta
Doğu Perinçek
Kaynak yayıncılık
Doğu Perinçek, bu kitapta toplumsal ve kültürel kökenli eşcinselliği inceliyor.
Eşitlikçi ilkel toplumda, Çin, Mezopotamya, İran ve Anadolu'nun sınıflı toplumunda, köleci Yunan ve Roma'da, Ortadoğu'nun kulluk sisteminde eşcinselliğin sınıfsal ve ideolojik kökenleri...
Cinslerarası eşitsizlik ve eşcinsellik..
Kadın, zihinsel üretim ve eşcinselik...
Çürüyen kapitalizm ve eşcinsellik..
12 Eylül patlaması...
Sokak çocuğunun "cinsel tercih özgürlüğü"...
Sistem sanatçısının ve yazarının işlevi...
Toplumsal çöküş ve eşcinsellik...
İnsanın kendi türünün üretimine yabancılaşması...
Biyolojik eşe yabancılaşma..
Cinsel aşk ve doğa...
Cinsel aşkın zihinsel ve duygusal cephesi...
Eşcinsellik, özgürlükve mutluluk sorunu...
Perinçek'in tezlerine eleştiriler ve yanıtları...
Senin Egoların,ßenim Legolarım
Gidiyorum şimdi elimde çanta
Erdal Atabek
Altın Kitaplar / Erdal Atabek Dizisi
"cinselliğimiz" hep sınav oldu
geçtik mi kaldık mı, bilemedik
borçlu muyuz alacaklı mı, bilemedik
bizim için kararlar verdiniz
biz dinledik ve sustuk
töreler budur dediniz, sustuk
yasalar budur dediniz, sustuk
doğruyu eğriyi siz söylediniz biz dinledik
artık bilelim diyoruz
artık bilelim
şimdi biz konuşalım
insanın olanı insana
bizim olanı bize verin diyoruz
sizden
kendimizi istiyoruz
-Erdal Atabek-
Senin Egoların,ßenim Legolarım
Gidiyorum şimdi elimde çanta
Yalnızlık Adası'nın Erkekleri Psiko-Sosyal Açıdan Eşcinsellik Pınar Çekirge
Altın Kitaplar / Altın Gençlik Dizisi
Bu çalışma erkek eşcinsellerin düşünce ve duygularını, karşı karşıya geldikleri toplumsal ve duygusal açmazları ortaya koymak, ilerde aynı konuda çalışma yapacak psikolog, psikiyatr, sosyolog, gazeteci ya da ilgililere bir basamak oluşturmak amacıyla hazırlanmıştır.
Türkiye'de ilk kez bir grup eşcinsele uygulanan "Minnesota Çokyönlü Kişilik Envanteri"nden (MMPI) elde edilen bulguları da içeren çalışma sonuçları, 8. Uluslararası Kültürel Psikoloji Kongresi'nde bildiri olarak sunulmuştur.
Senin Egoların,ßenim Legolarım
Gidiyorum şimdi elimde çanta
Murat Hocaoğlu’nun, 25 “gönüllü” katılımcıyla gerçekleştirdiği söyleşileri içeren “Eşcinsel Erkekler” isimli kitabı çıktı. Kitap, Türkiye’de bu alanda yapılmış ilk çalışma.
METİS Yayınları’nın Siyah Beyaz dizisi, meraklılarının bildiği üzere, araştırmaya dayalı, gazetecilik niteliklerini içinde bulunduran belge niteliğindeki kitaplardan oluşuyor. Kitapların bir özelliği de çoğunun kendi alanında yapılmış ilk çalışmalar olması. Bu kitaplara bir yenisi daha eklendi: “Eşcinsel Erkekler”. Murat Hocaoğlu’nun hazırladığı kitap, farklı yaş, meslek ve sosyo - ekonomik düzeylerden gelen 25 eşcinsel erkekle yapılmış söyleşilerden oluşuyor.
Kitaba ilişkin haberi yazdığım gün, Ahmet Tulgar’ın Milliyet Pazar’da yayımlanan ve iki gay arkadaşın cinsel ilişkiye girdikleri kişilerce şiddete maruz kaldıkları söyleşinin yayımlandığı gündü. Arkadaşlardan biri 7. kattan düşüp ölürken diğeri de sürekli intiharı düşündüğünü belirtiyordu. Benzer şiddet olayları, işkence, tecavüz ve psikolojik - toplumsal baskıların örnekleri “Eşcinsel Erkekler” kitabında da anlatılıyor.
Senin Egoların,ßenim Legolarım
Gidiyorum şimdi elimde çanta
Amerikada bir kadin .18 ay boyunca erkeklerin arasinda erkek gibi yasayarak bu sürede deneyimlerini bir kitap haline getirdi.
lezbiyen bir gazeteci olan NewYork un ünlü mahallesi Manhattan,da kadin sevgilisi lisa ile birlikde yasayan Norah vincet ,herhangi bir ameliyatla sinciyet degistirerek yada vucudunda hormannal degisiklikler yaptirarak degil,tamamen klasik tedbil-i kiyafet yöntemleriyle gerceklestirdi.
bu deneyim ürünü olarak A self-made man adli kitabi yazan Vincent cocuklugundan beri erkek gibi yasadigini ve dogusdan gelen rol yeteneginin kendisine cok yardimci oldugunu söylüyor.
amacim bu konuda yetenegimi sergilemek olmadigini belirten Vincent tek amacim insan yaratilisi ve karsi cinsin davranis hakkinda birseyler ögrenmekti. diyor
Senin Egoların,ßenim Legolarım
Gidiyorum şimdi elimde çanta
Anatomik cinsiyet, doğuştan belirlenir. Cinsel kimlik, erken çocukluk yaşlarında gelişir. Ergenlik döneminde cinsel yönelim ortaya çıkar. Bu temel yapı üzerinde istemli bir seçimimiz söz konusu değildir. Ancak bu yapının üzerine, cinsel bilgi ve deneyimlerimizi, kişisel değer yargılarımızı ekler, cinsel davranışlarımızı dış dünyadaki olanaklarımıza göre belirler ve cinsel eşimizi seçebiliriz.
Eşcinsellikle ilgili yanlış inanışlar çok yaygın ve abartılı boyutlarda olabilir. Çoğu insanın kafasında kavram kargaşası olmakla birlikte, eşcinsellerin cinsel kimlikleri, anatomik cinsiyetleriyle uyumludur. Bir eşcinsel erkek, aynen heteroseksüel bir erkek gibi, erkek kimliğini benimsemiştir, erkek bedeninde olmaktan, erkek cinsel organlarından memnundur, bunların cinsel işlevlerinden haz alır. Aradaki tek fark cinsel eş seçimindedir.
Heteroseksüel erkeğin cinsel fantezilerinde genellikle kadın bedeni veya kadınla kurulacak cinsel ilişki vardır; eşcinsel erkek, erkek bedenini ve erkekle cinsel ilişkiyi hayal eder. Heteroseksüel erkek, bir kadını cinsel eş olarak ister, bir kadınla cinselliği de içeren bir ilişki yaşamak ister, eşcinsel erkek, bir erkeği cinsel eş olarak ister, bir erkekle cinsel ilişkiden haz alır ve bir erkekle beraberlik ister.
Eşcinsel kadınlar da heteroseksüel kadınlar gibi, kendilerini kadın hissederler, kadın cinsel organlarının işlevlerinden hoşnutturlar, sadece cinsel eşlerinin de erkek değil kendileri gibi bir kadın olmasından cinsel doyum sağlarlar. Eşcinseller kendi cinslerinden biriyle beraberlik isterler ama bu kendilerini diğer cinse ait hissetmeleri demek değildir. Yani erkek eşcinsel kendini erkek olarak hisseder ve kendisi gibi bir erkekle beraberlik ister. Kadın eşcinsel de kendini kadın hisseder ve kendisi gibi bir kadınla ilişkiye girer.
Eşcinsellerin ait oldukları cinsiyet ve cinsel kimlikleri konusunda olduğu gibi, ilişki biçimleri konusunda da pek çok yanlış inanış vardır. Cinsiyetimizi, cinsel kimliğimizi, cinsel yönelimimizi istemli olarak seçemeyiz. Ama cinsel davranışlarımızı, genel veya cinsel ilişkilerimizin biçimini belirleyebiliriz. Bunu kendi değer yargılarımıza, yaşam koşullarımıza ve olanaklarımıza göre hepimiz farklı şekilde yaparız. Heteroseksüel veya eşcinsel olalım, kadın ya da erkek olalım, ömür boyu sadece tek bir cinsel eşimiz olabilir, yaşamımızın farklı dönemlerini farklı ama hep tek bir cinsel eşle geçirebiliriz, aynı anda bir kaç cinsel eşimiz olabilir veya sürekli değişen cinsel eşlerimiz olabilir. Bu cinsiyetimize, cinsel kimliğimize veya cinsel yönelimimize değil, kişisel kimlik ve kararlarımıza bağlı bir durumdur. Cinsel olmaktan çok ahlâkî bir seçimdir.
Genellikle eşcinsellerin daha çok eş değiştirdiğine, uzun süreli ve doyumlu beraberlikler kuramadıklarına inanılır. Oysa hem heteroseksüel kadın ve erkekler arasında gizli veya açık olarak çok cinsel eş değiştirenler hiç de az değildir. Hem de eşcinsel çiftler içinde ömür boyu birlikte yaşayanlar, uzun süreli beraberlikler kuranlar, hak elde edebildikleri ülkelerde evlenenler vardır. Öte yandan heteroseksüel bireylerin çoğunun da sürekli ilişkilerde pek çok sorunları olabilir, doyumsuz ve sorunlu ilişkileri ekonomik nedenlerle, çocukları olduğu için ya da herhangi bir nedenle sürdüren birçok çift de vardır. Elbette eşcinsel çiftler de uzun süreli ilişkilerde, aynen heteroseksüel çiftlerde olduğu gibi, genel veya cinsel iletişime ilişkin sorunlar yaşayabilir ve bu sorunlar nedeniyle profesyonel yardım da alabilirler.
İnsanların cinsiyetleri, cinsel kimlikleri,cinsel yönelimleri yaşamın başka alanlarındaki işlevlerini doğrudan çok fazla etkilemez. Kadın ya da erkek olalım, heteroseksüel, biseksüel ya da eşcinsel olalım, aynı biçimde kendimize özgü bir insanız.
Okul veya iş yaşamımızda iyi / kötü, başarılı / başarısız olabiliriz. İyi bir öğrenci, başarılı bir mühendis, saygın bir avukat, becerikli bir tamirci, çalışkan bir esnaf, dürüst bir memur, ünlü bir sanatçı olup olmamamızın, cinsel kimliğimizle de cinsel yaşamımızla da bir ilgisi yoktur.
Kişilerin cinsel yaşamı yalnızca kendilerini ve cinsel eşlerini ilgilendirir
Senin Egoların,ßenim Legolarım
Gidiyorum şimdi elimde çanta
Örselenmis Cinsellik kisinin cinselligi üzerinde çocuklugunun nasil etkili oldugunu dogrudan sizin üzerinizde gösteriyor. Benzerlerinden farki, size sundugu sayisiz egzersizlerle birçok seyi kesfetmenizi sagliyor olmasi. Dahasi, bakis açisi simdiye kadar Türkçe'de basilmis bu tarz kitaplardan çok daha modern. Bu bakis açisi escinsellikle ilgili bölümlere de yansimis ve son derece dogru yorumlar getirilmis. Hatta cinsel yasamlariyla ilgili örnekler verilen kisilerden bazilari gey ve lezbiyenler ve bu çok dogal bir biçimde, gey ve lezbiyen olduklari belirtilmeden yapilmis. Okuyucu söz konusu kisinin gey oldugunu bahsettigi sevgilisinin de bir erkek ismi tasidigini gördügünde fark ediyor. Iste kitaptaki escinsellik ve biseksüellikle ilgili bölümden alintilar:
Biseksüellik ve Escinsellik
Istatistikler degiskenlik gösterse de Amerikan erkeklerinin yüzde dördünün kadinlarin ise yüzde ikisinin escinsel oldugunu söylemek dogru olacaktir. Yapilan çalismalar escinselligin biyolojik bir nedeni olabilecegini gösteriyor ama çocuklugun ve ailenin bu probleme kaynak oldugunu gösteren net bulgulara rastlanmadi.
Ergenlikte escinsel oldugunuzu kesfetmek, bu durumu oldukça asagilayan ve negatif duygular besleyen bir toplumda oldukça üzüntü vericidir. Birçok kisi "dönme, top, ****" gibi kötü ifadeler kullanir. Cinselligin degistigi, bedenin taninmaya baslandigi ergenlik döneminde birçok biseksüel ve escinsel genç içine kapanma, kendini asagilama ya da intihar gibi yogun seyler yasar.
Toplumda erkekler ve kadinlar farkli sosyallestikleri için, escinselliklerinin farkina varmalari farkli yollardan olur. Kizlarin birbirlerine daha yakin olmalari hos görüldügü için, eger bir lezbiyenseniz cinsel ihtiyacinizi en çok sevdiginiz arkadasinizla farkinda olmadan arkadaslik boyutunda paylasmis olabilirsiniz. Bu nedenle de kendinizi yetiskinlige kadar lezbiyen ya da biseksüel olarak tanimlayamazsiniz.
Ancak, eger bir erkek escinselseniz, ergenlikte kendinizi tanimlamissinizdir. Çünkü erkeklerin sosyallesmeleri daha farklidir. Hemcinslerinize karsi duydugunuz duygusal ve fiziksel istek size bir escinsel oldugunuzu gösterecektir.
Escinsel erkekler farkli sosyallesmeye bagli olarak cinsel kimliklerini aniden netlestirirler ve bu noktada cinselligi yasamaya baslarlar. Lezbiyen genç kizlar ise ergenlikte cinsellik yasamaz, bunun yerine kendilerini tanimaya yönelirler.
Açilmak
Eger bir escinsel veya biseksüelseniz cinsel yöneliminizi ilk fark ettiginizde neler hissettiniz? Birçok genç çogunlukla cinsel yönelimini fark ettiginde kendisini karmakarisik hisseder. Sonra gelecegi hakkinda yorumlar yapmaya baslar. Kendisini tamamen yalniz ve karaya oturmus gemi gibi hisseder.
Biseksüel ya da escinsel yöneliminizi fark ettiginizde diger insanlara yöneliminizi açiklamaya ya da açiklamamaya sizi ne yönlendirdi? Kendinizin çevrenizde ya da okulunuzda tek escinsel oldugunuzu düsündünüz mü?
Escinsel veya biseksüel gençler çogunlukla kendilerini gizler, "straight" (düz, heteroseksüel, karsicinsel) arkadaslarinin olusturdugu gruplara katilmazlar. Kentsel alanlarda ise daha olumsuz bir sekilde kendilerini barlara ve kulüplere atip yasça büyük insanlarin insafina birakabilirler.
Ailelerinin kendilerini reddetmesinden korkan ve ailelerine bu aciyi yasatmaktan kaçinan birçok escinsel ya da biseksüel genç kimliklerini saklar. Ama bu iki yüzlü bir yasami gerektirdigi için kimlik problemleri ortaya çikarir.
Bu tip yönelimli insanlarin aileleri nerede yanlis yaptiklarini düsünerek sürekli kendilerini suçlarlar. Kimileri çocuklarina karsi anlayisli davranir. Kimileri ise çocuklarinin evlenmeyecegini, babaanne/anneanne/torun sahibi olamayacaklarini düsünerek hüzne kapilabilirler.
Neyse ki yetmisli yillara nazaran su yillarda escinsel insanlara bakis açisi oldukça degisti. Toplumda hala escinsellik karsiti (homofobik) duygular barindiran kisiler olsa da escinsellik hakkinda daha fazla bilgi almak ve escinsellerle baglantiya geçmek mümkün. Escinsel ve biseksüel egilimli kisilere Amerika'da güvenli bir ortam saglamak için "National Gay Task Force" gibi kuruluslar var. (Türkiye'de de Istanbul'da Lambda, Ankara'da da Kaos inisiyatif gruplari bu konuda çalismalar yapiyor. Ç.N.)
Hiç süphesiz biseksüel veya escinsel olmanin sosyal utanci gençler için büyük bir engeldir. Ergenlikte ve yetiskinlikte cinsel kimliginizi ortaya koymak ya da koymamak büyük bir çikmaz. Bu hem duygusal açidan hem de sosyoekonomik açidan insanlardan ayri olmanizi gerektiriyor. Açilmak ya da açilmamak; yapilmasi gereken çok önemli bir tercih.
Ergenlikte aileme hep yakin oldum. Ev küçüktü ama yine de fiziksel olarak kendimi rahat hissedecegim bir yer vardi. Zaman zaman sikildigimi ya da yalniz kalmak istedigimi hatirliyorum ama onlari hep sevdim.
Hayata güzel yönleriyle bakiyorlardi ve açik görüslülerdi. Bu yüzden arkadaslarim bizim evde vakit geçirmekten ve özellikle annemle konusmaktan çok hoslanirlardi. Benimle ve arkadaslarimla ilgileniyordu. Beynimizden geçen düsünceler veya hislerimiz onu heyecanlandiriyordu.
Henüz biseksüel oldugumu söylememistim. Kimseyle de cinsel beraberligim olmamisti. Yirmili yaslarimda onlara cinsel egilimlerimden bahsettigimde ilk basta çok üzüldüler ama sonra üstesinden geldiler. Onlara hep yakin olmam onlari üzdügümde ya da sinirlendirdigimde zorluklarin üstesinden gelmemi sagladi. Ama gerçekten zordu
Senin Egoların,ßenim Legolarım
Gidiyorum şimdi elimde çanta
Rönesanstan Günümüze Kadinlar Arasinda Romantik Dostluk ve Ask / Lilian Faderman
Lilian Faderman'in bu kitabi Zuhal Kiliç'in çevirisiyle Göçebe Yayinlari'nin arastirma dizisinden 1997 yilinda çikmis. Kitap tek cümleyle özetlenecek olursa: "Kadinlarin tutkulu dostluklarinin kültürel tarihçesi" denebilir. Lilian Faderman romanlari, dava tutanaklari, ask mektuplari ve pornografi yazini gibi çok çesitli kaynaklara dayanarak, yüzyillar boyunca kadinlarin konumunda ve kadinlar arasi askta meydana gelen degisimleri çarpici biçimde sergilemektedir. Yazar, kadinlarin ayni-cins aski ile kadin cinselligi konusunda sürekli degisen kurumlar arasindaki o parmak basilmasi güç iliskiyi arastiriyor. Ayrica, yeni gelismeye baslayan feminist degerlerin, kadinlarin birbirine tutkularinda ve erkeklerin bunlara gösterdigi-küçümsemeden hayranliga ve sonra tiksintiye uzanan- tepkilerinde her zaman önemli bir rol oynadiklarini gösteriyor. "Erkek Askinin Ötesinde" gürültüsüz bir devrim yapmis, ilk baskisindan bu yana bu konudaki bütün çalismalara temel olusturmus. Kitap, tarihin unutulmus ve göz ardi edilmis parçaciklarindan parlak bir bütün örmekte. Kadin ya da erkek bu çalismayi okuyan kimse, kitabin duyarliliklarinin etkisinden kaçamayacaktir.
Senin Egoların,ßenim Legolarım
Gidiyorum şimdi elimde çanta
Perihan Mağden- Ali İle Ramazan
bir inşaat işçisiyle bir erkek fahişenin aşkını anlatan ve gerçek bir olaya dayanan "ali ile ramazan" geçen hafta doğan kitap tarafından yayımlandı. mağden, bu kadar büyük bir aşk hayatta çok az kişiye nasip olur, diyor. yukarıda, yekta kopan'ın mağden'le yaptığı yaklaşık 14 dakikalık söyleşinin linkini bulabilirsiniz.
Ali İle Ramazan'da Perihan Mağden bir üçüncü sayfa hikâyesinden yola çıkarak toplumun dışına ittiği iki genç erkeğin hayata ve birbirlerine tutunma mücadelesini anlatıyor.
Kimsesiz ve çaresiz iki çocuğun bir yetimhanede başlayıp sıkı dostluktan derin aşka uzanan kısacık ve acı hayatlarının hikâyesi Ali ile Ramazan. Yoksulluğun ve İstanbul'un onları tükettiği yerde, bir üçüncü sayfadan başka gidecek yerleri kalmıyor.
Ali, Ramazan'ın hayatındaki tek temizlik ihtimali.
Tek berraklık, güzellik, iyilik çemberi.
Hayatındaki.
Gırtlağına kadar pisliğe gömülse Ramazan, boka bulansa; gözlerinin önünde Ali'yi canlandırarak, Ali'ye aşkını, Ali'nin ona aşkını; hâlâ temiz olduğunu, olabileceğini, kalabileceğini hayal edebilir.
"Sen benim hayatımdaki tek temiz şeysin Ali," diyor telefonda bir cumartesi.
Toplumun ittiği, itelediği iki genç erkek... Yoksulluk ve İstanbul onları tüketirken, kendine gazetelerin üçüncü sayfasından başka gidecek yer bulamayan derin bir aşk!..
Ali ile Ramazan...
Kısa ama acı yaşadılar...
Ve sonuna kadar gerçekti yaşadıkları.
'Böyle aşk herkese nasip olmaz' - ntvmsnbc Video Galeri
Senin Egoların,ßenim Legolarım
Gidiyorum şimdi elimde çanta
Ayşe Kudat
Satılık Erkeklik
Tarihten Günümüze Erkek Cinselliğinin İstismarı
Doğan Kitapçılık, İstanbul, 2006
Satılık erkek kime denir? Kimler satılık erkek tanımına girer? Erkek fahişe nedir? Erkek fahişeliği kadınlarınki kadar yaygın mıdır? Erkek fahişelerin müşterileri kimlerdir? Seks piyasası ile uyuşturucu piyasası arasında nasıl bir ilişki vardır?..
Ayşe Kudat satılık erkek kavramıyla geçimini bile isteye fahişelik ve/veya jigololukla sağlayan yetişkin erkekleri olduğu kadar, daha küçücük yaşında ebeveynleri tarafından bir mal gibi satılan veya terk edildiği çeşitli kurumlarda, kandırılarak zorla cinsel açıdan kullanılan, başkalarına para karşılığı peşkeş çekilen erkek çocukları ve nesneleşmiş erkek cinselliğinin farklı kullanımlarını ele alıyor.
Kitapta erkek cinselliği ve kullanımı ile ilgili kavramlar netlikle ortaya konurken erkek hakları ve istismarlar konusunda yapılan araştırmaların son derece yetersiz kaldığı, ayrıca bu tip incelemelerin sadece eş cinsel bilim adamları tarafından yapılmış olduğu gerçeği de vurgulanıyor.
(Tanıtım yazısından)
Ayşe Kudat
Ankara’da doğan Ayşe Kudat, doktorasını 1970’te Harvard Üniversitesi’nin Sosyal İlişkiler Bölümü’nde tamamladı, Massachusetts Institute of Technology’de siyasal bilim alanında lisans yaptı. 1976’da Ankara’ya döndükten sonra hem ODTÜ’de öğretim üyeliği yaptı hem de kalkınma vakıflarında görev aldı. Ayşe Kudat, 1982’de Birleşmiş Milletler’in HABİTAT kuruluşunda çalışmaya başladı, konut ve çevre konusunda birçok proje geliştirdi, eğitim programları düzenledi. Dünya Bankası’nın çağrısı üzerine 1989’da ABD’ye giden Kudat, kadın, su, çevresel kalkınma, ulaştırma ve sosyal kalkınma konularında uzmanlık ve yöneticilik yaptı. Pek çok yayını bulunan yazarın, "Kirvelik kitabı" 2004 yılı sonunda Türkçe yayımlandı.
Sevgili Lolacığımın eline sağlık... Eşcinsellikle ilgili kitapları tanıtan çok hoş bi bibliografya oluşturuyor buraya... Adını duymadığım bazı kitapları onun sayesinde buradan öğrenmiş oldum. Ayrıca konferans, seminer vb etkinlikleri de duyuruyor. Çok ama çok önemli buluyorum bu katkısını... Çünkü, burası sadece "gay partilerin" duyurulduğu bir yer olmamalı. Böylece, isteyen gay partileri izler, isteyen konferans, seminer vb etkinlikleri, yeni çıkan kitapları...
Yine Lola sayesinde Prof. David Halperin'in, bir konferans dizizi için Türkiye'ye geldiğini de öğreniyorum... O tarihllerde İstanbul'da olsaydım Boğaziçi üniversitesindeki bu konferans dizisini izlemeyi de isterdim doğrusu. Anlatıcakları da ilginç aslında... neyse..
David Halperin'in kitapları da makaleleri de ilginç ve önemli.. Hepsi de Amerikada'ki ciddi üniversitelerin yayınevleri tarafından basılmış. Valerie Traub'ın editörlüğünü yaptığı ve Chicago üniv. tarafından 2009 da basılmış olan Gay Utancı (gay Shame) adlı kitapta "Nasıl gay olunur" (How To Be Gay) başlıklı kısmı Halperin yazmış.. Michigan Üniveristesi matbaası tarafından basılan diğer bir kitabı "Gayler ne ister; Sex, Risk ve Öznellik üzerine yazılar" (What Do Gay Men Want? An Essay on Sex, Risk, and Subjectivity (Ann Arbor: University of Michigan Press, 2007; rev. ed. 2009)
Başka bir kitabının adı.. "Eşcinsellik Tarihi Nasıl Yazılmalı" ( How to Do the History of Homosexuality Chicago: University of Chicago Press, 2002);
Ve beni ençok ilgilendiren ve merak ettiğim kitabı "Aziz Foucault" (Saint Foucault: Towards a Gay Hagiography New York: Oxford University Press, 1995)... Bence çok doğru ve çarpıcı bir başlık kullanmış Michel Foucault için.. Buradaki yazılarımdan bazılarında Foucault'dan bende söz etmiş hatta ondan alıntılar da yapmıştım... 20. yy ın en önemli düşünürlerinden biri Foucault... Cinselliği ve eşcinselliği ondan daha kapsamlı ele alan ve irdeleyen bir felsefeci var mı onu da bilmiyorum... Kendisi de sıkı bir eşcinsel olan Foucault'un Türkçeye çevrilmiş önemli kitapları da var.. Bunlardan biri de yaklaşık 500 sayfalık "Cinselliğin Tarihi" adlı kitabı. (Ayrıntı yayınları, 2007, çev: Hülya Uğur Tanrıöver)... Aslında eşcinselliğin tarihi dense daha doğru olur... Özellikle batı felsefesinde, hristiyanlıkla birlikte cinsel ahlak anlayışının nasıl değişime uğradığını anlatıyor... Bu kitabı anlayarak okuyabilmek için felsefeye de ilgi duymak lazım, yoksa 5. sayfasında sıkılıp okumaktan vazgeçebilirsiniz...
David Halperin'in kitaplarını ise ne yazık ki okuma fırsatım hiç olmadı...
MUSTAFA SAMSUNLU'DAN
ESCINSEL TEMALI
NEFES KESEN BIR ROMAN
OZGURLUGE UC
12 EYLUL GUNLERININ GERGIN
GENCLIGI
AYKIRI YASAMLAR
KAYBEDILEN BIR HAYAT
YITIP GIDEN YILLAR
12 Eylul oncesi ve sonrasi toplumu etkileyen kaos
ortamindan en fazla etkilenen universite gencliginin
icine dustugu bunalim, karsit gorusluler arasindaki
sokak catismalari, kosulsuz dostluklar, ihanet, oc ve
sonrasinda gunumuze kadar uzayan bir
vicdan azabinin oykusu
Simdi butun buyuk kitapevlerinde ve internet kitap satis sitelerinde
Bu Konuyu Paylaşın !