Eşcinsellikle ilgili roman,hikaye yada eşcinsellik tarihi hakkında,eşcinsellikle ile ilgili bilimsel araştırmalar için hazırlanmış kitaplar biliyor musunuz?
Cinsellik ve Korku, Türk okurunun, filme de çekilen Dünyanın Bütün Sabahları adlı romanıyla tanıdığı Fransız yazar Pascal Quignard'ın ilginç bir incelemesi. Antik Yunan'dan başlayıp Roma İmparatorluğu ve Hıristiyan dünyasına gelene dek cinselliğin korkuya dönüşümünün nedenlerini inceleyen yazar, bu kitabı yazmaktaki amacını, 'aynı kökten gelen cinsel istek ile korku'nun gizine meydan okumak' olarak açıklıyor. Antik Yunan'da asla bir utanç kaynağı olmayan cinsellik, Yunanlılar tarafından, hiçbir kurala bağlı olmadan, keyifle, doyasıya yaşandı. Bu kural tanımaz cinsellik, Romalılarda ürkütücü bir melankoliye dönüştü. İki halkın birleştikleri tek nokta, hem Yunanlıların hem de Romalıların kadın-erkek cinselliği ile eşcinsellik arasında hiçbir zaman bir ayrım yapmamasıydı. Cinselliğin haklılığını ve dozunu belirleyen, toplumsal konumdu. Hatta eşcinsellik, Yunan dünyasında topluma kabul edilmenin kurallarından biriydi. Eşcinsellik kavramı, ancak 1869'da ortaya atıldı. Cinsel ve ailesel ilişkiler Hıristiyanllıktan önce Romalılarda başkalaşıma uğradı; Hıristiyanlar da bu başkalaşımı sürdürdü, cinselliği kurallara bağladı. Giderek namus kavramı geçerlilik kazandı ve cinsellik korkunun egemenliği altına girdi. Pascal Quignard, yıllar süren bir araştırmanın sonucunda hazırladığı bu kitabında günümüzün en önemli temalarından birinin, cinselliğin kökenine uzanıyor.
Bu kitabı okumadım ama en azından varlığından haberdar omamız bile bazen yeterli diye düşünüyorum.İmkanı olan ,bulabilen arkadaşlara en azından tavsiye niteliğinde olur...
100 Gay Geçmişten Günümüze Dünyamızın En Ünlü Gay Men ve Lezbiyenleri
Paul Russell; Çeviren: Oya Özdilek
Milliyet Yayınları;
Paul Russell bu yeni yapıtıyla, 2400 yıllık insanlık tarihini ilk çağlardan günümüze kadar tarayarak, eşcinsel yaşamın genel bir krokisini çıkarıyor. Başka bir deyişle, tarihteki ünlü eşcinselleri teşhis etmekten çok, listesine aldığı yüz kişinin eşcinsel kültüre katkılarını araştırıyor. Yazar, Socrates'ten Sappho'ya, Michelangelo'dan Leonardo da Vinci'ye, Büyük İskender'den Shakespeare'e, Oscar Wilde'dan Rock Hudson'a, Madonna'ya kadar bu insanların her birinin, hem genelde tarihi nasıl etkiledikleri, hem de özelde eşcinsel/lezbiyen kimliğini nasıl etkiledikleri konusunda ölçümler, değerlendirmeler yapıyor. Sansürsüz ve subjektif olan bu değerlendirmeler nedeniyle, ele aldığı kadınların ve erkeklerin yaşamlarını yeniden keşfediyor; dahası, onların biyografilerine, bastırılmış cinselliklerinin öyküsünü ekliyor. Bunu yaparken de olabildiğince belgeci bir tutumla çalışmayı tercih ediyor Russell..
Paul Russell; Çeviren: Oya Özdilek
Milliyet Yayınları;
Doğu Perinçek, bu kitapta toplumsal ve kültürel kökenli eşcinselliği inceliyor. Eşitlikçi ilkel toplumda, Çin, Mezopotamya, İran ve Anadolu'nun sınıflı toplumunda, köleci Yunan ve Roma'da Ortadoğu'nun kulluk sisteminde eşcinselliğin sınıfsal ve ideolojik kökenleri... Cinsler arası eşitsizlik ve eşcinsellik... Kadın, zihinsel üretim ve eşcinsellik... Çürüyen kapitalizm ve eşcinsellik...
12 Eylül patlaması... Sokak çocuğunun 'cinsel tercih özgürlüğü'... Sistem sanatçısının ve yazarının işlevi... Toplumsal çöküş ve eşcinsellik... İnsanın kendi türünün üretimine yabancılaşması... Biyolojik eşe yabancılaşma... Cinsel aşk ve doğa... Cinsel aşkın zihinsel ve duygusal cephesi... Eşcinsellik, özgürlük ve mutluluk sorunu... Perinçek' in tezlerine eleştiriler ve yanıtları...
bu kitapları alıp okumayı çok isterdim fakat annem ve babam kıtır kıtır keser beni o yüzden internetten bakıyorum konularına kitapların : ) saol tanıtım için tarkan abü
On bir kişiyle yapılmış röportajlardan oluşan Lubunya'da Selin Berghan'ın araştırmasına yön veren temel soru, transseksüellerin toplumsal cinsiyet kimliklerini ve bedenlerini inşa ederken, mevcut ataerkil sistemi hangi noktalarda dönüştürdükleri, hangi noktalarda yeniden ürettikleri. Bu amaçla transseksüelliğin, eşcinsellik ve travestilikten farkının altını çizen yazar, transseksüellerle yaptığı konuşmalarda, çocukluk, aile ortamı, ana babayla ilişkiler, ilk cinsel deneyimler, kişilerin cinsiyet rolleriyle uyum ya da uyumsuzlukları, çevreden gelen baskılar, 'tedavi olmak', fuhuş piyasası, fiziksel değişimler, ameliyat olma, kadınlık ve erkeklik, ve toplumun transseksüelleri 'ötekileştirmesi' gibi temaları inceliyor.
Judith Butler
Çeviren: Osman Akınhay
Agora Kitaplığı
'Lezbiyen teoriler, gey teoriler' deyişi beni hiç rahatsız etmiyor, çünkü kimlik kategorileri hep düzenleyici rejimlerin enstrümanları olmaya eğilimlidir. Bunu söylerken, lezbiyen etiketi altında siyasal faaliyetlerde bulunmayacağımı kastediyor değilim, ancak bu etiketin tam olarak neye işaret ettiği konusunda sürekli bir belirsizlik kalmasından yana olduğumu da vurgulamak isterim. Kaldı ki, kimlik kategorileri beni her zaman rahatsız eden bir çerçeve olmuştur; ben kimlik kategorilerini değişmez ayak bağları sayarım.
Gey (ve lezbiyen) kimlikleri heteroseksüellikte içerikli olsa bile, gey (ve lezbiyen) kimlikler heteroseksüellikle belirlenmez ya da ondan türemez, keza, heteroseksüellik o kimliklerin içerildiği tek kültürel ağ değildir.
Heteroseksüellik, tamamen silmeye çalıştığı ve asla silemediği, veya tali kılmaya çalıştığı ama her zaman için önsel bir ihtimal olarak öylece ortada duran homoseksüelliğe derinden bağımlıdır.'
Bülent Sönmez
Nüve Kültür Merkezi Yayınları
Eşcinsellik kavramını irdelemek için öncelikle bizim temel kimi sorunları ele almamız kaçınılmaz olacaktır. Bu çerçevede insanın doğası, ahlaki yargılar ve hayatın anlamı gibi temel sorunların ağırlıklı olarak ele alınması gerekmektedir. Ancak burada eşcinsellik ilgili psikolojik ya da sosyolojik bir analiz yapma niyetinde değiliz. Biz sadece konunun felsefi çerçevesini çizmeyi ve rasyonel temellerini ortaya koymayı deneyeceğiz. Bu meselenin ahlak felsefesi açısından ele alınması kaçınılmaz olacaktır. Çünkü ahlak felsefesi iyi ve kötü kavramlarının özüne inmeye çalışan bir alandır. Ayrıca cinsellik gibi organizmanın temel güdülerinden birisinin insanın doğası ile ilgisi olduğundan konunun antropolojik bir boyutu da bulunmaktadır. Dinsel yargılar ve insanın ruhsal yapısına dönük yönü olmasından dolayı meselenin dinsel ve psikolojik boyutları da bulunmaktadır. Bu noktada bizim birçok noktadan meseleye yaklaşıp değerlendirmemiz kaçınılmaz olacaktır Bu yüzden burada biz meseleyi ahlaki, antropolojik, psikolojik ve dinsel bakış çerçevesinde ele almayı deneyeceğiz. Her ne kadar özelde eşcinsellik ile ilgili olsa da aslında bu çalışma bir bakıma ahlaki tavrın anlamını bulma çabası olarak da değerlendirilebilir.
Bert Archer
Çeviren: Ayşe Borovalı, Koray Atak
Çitlembik Yayınları;
Neden kendimizi cinsel davranışlarımızla açıklamakta direniyoruz?
Farklı deneyimlere sahip yeni bir okuyucu kitlesi için yazılmış olan Eşcinselliğin Sonu ve Heteroseksüelliğin Ölümü, yukarıdaki soruya popüler ve tartışma yaratacak bir yanıt arıyor.
İlk basıldığında büyük tartışmalar yaratan bu kitapta Bert Archer, her birimizin aklından geçen, fakat asla açıkça tartışmadığımız soru işaretlerinin izini sürerken, bizlere, cinsellik kategorilerinin eskisinden çok daha iç içe geçtiği günümüz dünyasında birbirimize etiketler yapıştırmadan, sırf kendimiz gibi davranarak yaşamanın kapılarını aralıyor.
Marco Politi
Çeviren: Duygu Yenal
Bilge Kültür Sanat;
Ünlü İtalyan gazetecisi Marco Politi'nin İtalya'da büyük yankı uyandıran kitabı Eşcinsel Bir Rahibin İtirafları, eşcinsel bir rahibin yaşam öyküsünü anlatıyor. Kitap; rahibin küçüklüğünde yaşadıkları, annesi, babası, çevresi, okuduğu okullar, din adamı olmaya karar verişi ve tüm bunların arasında eşcinsel olduğuna yönelik ipuçları veren olaylar ve ayrıntıları aktarıyor. Rahip, eşcinselliğini otuz dört yaşında keşfediyor ve kabulleniyor. Geceleri sokaklara çıkıyor, birer gecelik ilişkiler yaşıyor. Hatta bekaretini başka bir rahiple kaybediyor. Tüm bu yaşadıkları içinde, rahip ve eşcinsel kimliğini, kiliseye olan bağlılığını ve eşcinselliğin dinsel ve toplumsal konumunu sorguluyor. Kitapta ayrıca, geniş bir eşcinsel din adamı ağının varlığından ve bu ağı oluşturan toplulukların düzenlediği yerel ve ulusal toplantılar aktarılıyor.
Eşcinselliğin yoğun olarak sorgulandığı ve tartışma konusu edildiği günümüzde, bu olguya, sansasyondan uzak, gerçekçi bir bakış açısı ile yaklaşmak isteyenlere...
Emil Tode
Çeviren: Egemen Öztan
İletişim Yayınları;
Estonyalı bir üniversite öğrencisi, 'Doğu Avrupa'nın Kültürel Entegrasyonu Projesi' çerçevesinde Fransız şiirinin başlıca örneklerini Eston diline çevirmek üzere Paris'e gelir. Çok geçmeden iki dil arasındaki sınır genç edebiyatçıya aşılamaz gibi görünecek ve kendini şimdiki zaman ile geçmişi arasında sıkışmış hissedecektir. Bu yeni ve yabancı dünyada, tanıştığı Fransız bir meslektaşı ile girdiği aşk ilişkisi iç dünyasını da örseleyecek, sarsacak ve yeniden kuracaktır. Egzotizmin karşılıklı çekimi üzerine kurulu bu eşcinsel aşk, genç adamı yaşananlarla halüsinasyonların birbirine girdiği bir ruh haline sürükleyecektir. Bu ilişkiye bir son verme isteği onu sevgilisini öldürmeye kadar götürdüğünde acaba sınırın hangi tarafındadır, gerçeklikte mi, hayalde mi? Emil Tode'nin Estonya Ulusal Kitap Ödülü'ni kazanmış bu ilk romanı, aynı zamanda Eston edebiyatından Türkçe'ye çevrilmiş ilk edebi eserdir
Ne demek arkadaşlar hepinizin çabası sitenin daha kullanışlı ve yararlı olması değilmi..Benimde biraz emeğim olsa ne olur sanki
BİR EŞCİNSELİN SIRADAN HİKAYESİ
Devrim Yılmaz
Kapak tasarımı: Hande Durmuş
An Yayıncılık;
Bir gün kendim için önemli bir karar aldım. Günlük tutacak, yaşadıklarımı kitap haline getirecektim. Kimi zaman asla gerçekleşmeyeceğini düşünsem de kitap benim için hep umut kaynağı oldu. Bugün karşınızda olabilmem bana inanan, destek olan insanların gücüyledir. Yaşamıma katılmış herkesi burada anıyorum. Anlattığim öykünün gerçekliğinin şahidi bu insanlar'
diyor kitabında yazarımız Devrim Yılmaz ve bizi kendi hayatından kesitlere ortak ediyor...
'Dünya Tarihinde En Etkin 100 Eşcinsel'i yazmadan önce yayımladığı romanlarla eleştirmenlerden övgüler alan Paul Russel, eşcinsellik araştırmaları üzerine dersler verdiği Vassar College'de öğretim üyeliği görevini yürütüyor. Paul Russell yapıtında,2400 yıllık insanlık tarihini ilk çağlardan günümüze kadar tarayarak, eşcinsel yaşamın genel bir krokisini çıkarıyor. Başka bir deyişle, tarihteki ünlü eşcinselleri teşhis etmekten çok, listesine aldığı yüz kişinin eşcinsel kültüre katkılarını araştırıyor. Yazar, Socrates'ten Sappho'ya, Michelangelo'dan Leonardo da Vinci'ye, Büyük İskender'den Shakspeare'e, Oscar Wilde'dan Rock Hudson'a, Madonna'ya kadar bu insanların her birinin, hem genelde tarihi nasıl etkiledikleri, hem de özelde eşcinsel kimliğini nasıl etkiledikleri konusunda ölçümler değerlendirmeler yapıyor.
Sansürsüz ve nesnel olan bu değerlendirmeler nedeniyle, ele aldığı kadınların ve erkeklerin yaşamlarını yeniden keşfediyor; dahası, onların biyografilerine, bastırılmış cinselliklerinin öyküsünü ekliyor. Bunu yaparken de oldukça belgeci bir tutumda çalışmayı tercih ediyor Russell.
James Baldwin
Çeviren: Çiğdem Öztekin
Yapı Kredi Yayınları;
Baldwin'in on yıl yaşadığı ve yaratıcılığını bulduğu Paris'te yazdığı Givanni'nin Odası, o günler için işlenmesi bir hayli cesaret isteyen bir konuyu, 'eşcinsel aşk'ı ele alıyor: Amerikalı beyaz delikanlı David'in Paris'te İtalyan garson Giovanni ile yaşadığı eşcinsel ilişki, toplumsal değer yargılarının baskın çıkışıyla bu ilişkiden kaçıp ve evli bir erkek olarak 'güvenli' bir hayat sürmek için eski sevgilisi Hella'ya sığınması ve bütün bu çabaların üçüne de trajik sonuçlar getiren sonuçsuzluğu...
Denis Diderot
Çeviren: Adnan Cemgil
Engin Yayıncılık ;
Diderot bu romanında 18. yüzyıldaki bi rmanastırın içyüzünü anlatır. Bir çeşit kadınlar zindanıdır bu manastır. Baştan sona insan doğasına aykırı din baskısına yöneltilmiş bir yergidir bu roman. Ama bireysel özgürlüğe ateşli bir övgüdür de. Diderot, yaşamlarını kalın taş duvarlar arasında sürükleyen mutsuz kadınların yaşlandıkça ne denli acımasız, doğal duygularından yoksunlaştığını canlı tablolarla betimler. Erkeklerden uzak yaşamaya mahkum edilen yaşlı kadınlar ve genç kızlardan çoğu, eşcinselliğin sapıklığına süreklenir. Diderot kadınlar arasındaki sevişme sahnelerini anlatırken, çağdaş psikolojinin verilerini sezdiğini göstermektedir. Romanın önde gelen kişisi Suzanne, bu manastır cehenneminden kurtulmak için canla başla çalışır ve romanda bir genç keşişin yardımıyla duvardan aşarak, gerçek doğa yaşamına kavuşur. (Arka Kapak)
Tahar Ben Jelloun
Çeviren: Işık Ergüden
Merkez Kitapçılık;
Faslı genç Azel'in tek hayali, yolsuzlukların, yoksulluğun, yobazlığın ve adaletsizliğin eline düşmüş ülkesini terk edip İspanya'ya gitmektir. Gündüzleri radikal dincilerin görevlendirdiği 'adam toplayıcılar'ın vaatlerini dinlerken, geceleri rüyasında denizi aşıp İspanya'ya gittiğini görür. Tam da ülkesiyle ilgili bütün umutlarının tükendiği bir noktada Miguel'le tanışır. Miguel, genç adamın hayallerini gerçekleştirebilecek güce sahip, üst sınıftan, eşcinsel bir İspanyol'dur. Ancak Azel'in hayallerini gerçekleştirmesinin bir bedeli olacaktır...
Fas asıllı Fransız yazar Tahar Ben Jelloun, Gitmek'te Azel'in kız kardeşi Kenza'nın, onun Türk sevgilisi Nâzım'ın ve Doğu'yla Batı'nın ezeli çatışmasının kurbanı olan nicelerinin buruk hikâyelerini anlatıyor.
Bu Konuyu Paylaşın !