Don Kişot (Don Quijote), Güliver’in Seyahatleri (Gulliver's Travels), Robinson Krüzo (Robinson Crusoe)… Bu üç kitabı duymayan yoktur herhalde… Çoğunuz da çocukken en az birini okumuş ya da çizgi filmini izlemiş olabilirsiniz. Bu üç kitabı tekrar okumanızı öneriyorum…
Şimdi, Ali once bize “tıfıl” dedi, şimdi de çocuk kitapları öneriyor diyenleriniz olabilir.. Böyle düşünürseniz doğrusu haksızlık etmiş olursunuz.. Çünkü, esasen her üçü de “çocuklar için” yazılmış kitaplar değil….
Her üçünün de ortak tarafı, yazarlarının yaşadıkları döneme eleştirel gözle bakıp dalgalarını geçiyor olmaları… Öylesine yapılan eleştiriler ki bunlar, hala bugünün toplumları için de güncelliğini kaybetmiş değil… Yani, zaman ve mekandan bağımsız hale gelmiş, başka bir deyişle “evrensel” niteliği olan romanlar bunlar..
Bunları “tam” çevirilerinden ya da yazıldığı dillerdeki asıllarından okumak gerekir… Bildiğim kadarıyla Don Kişot’un tam çevirisi yapıldı. (iş Bankası ya da YKB yayınları olabilir- iki cilt), diğerlerini bilemiyorum… Çocuklar için yayınlananlar ise genellikle kısaltılmış çeviriler…
Yazarları da son derece ilginç kişiler…
Don Kişot’un yazarı Cervantes, W. Shakespeare ile aynı dönemde (1500 lü yılların ikinci yarısı) yaşamış ve hatta aynı yıl (1616) ölmüşler… Osmanlının hayli güçlü olduğu dönemlere denk düşüyor.. Cervantes maceraperest ve hatta serseri, it denilebilecek bir tip.. Adam yaralama, dolandırıcılık gibi adi suçlardan dolayı zaman zaman başı derde giriyor, hapis yatıyor, İnebahtı deniz savaşında İspanyol donanmasında, Osmanlılara karşı savaşıyor, yaralanıyor, esir düşüyor falan filan… Dolandırıcılıkdan dolayı yattığı hapiste başladığı Don Kişot’ u (ki yazdığı tek roman) hayatının sonuna doğru tamamlıyor..
Yazıldığı günden bu güne kendi gücüne bakmadan “idealleri” uğruna tek başına savaşan insanlara “Don Kişot” denmiştir, hep… Onlarla, tıpkı Don Kişot romanında olduğu gibi alay edilir, deli gözüyle bakılır,..Yalnız insanlardır… Hep gıpta ederek, hayranlıkla bakmışımdır onlara, Hepsinin ortak yanı, gözlerinin, bakışlarının güzelliğidir. İnsanın kanını kaynatırlar,…Keşke Don Kişot’lar daha fazla olsa … Ama o günden bugüne bütün toplumlarda “Sanço Panza” lar (Don Kişot’un uşağı) çoğunluğu oluşturmuştur hep…Okuyun bakın, Don Kişot’a mı yoksa Sancho Panza’ yam ı benzemek istersiniz… Yalnız dikkat, Don Kişot’a benzemeye kalkarsanız burnunuz boktan hiç kurtulmaz..
Robinson Krüzo’nun yazarı Daniel Defoe, Cervantes’in ölümünden yaşlaşık 50 yıl sonra İngiltere’de doğmuş bir “Don Kişot” tur aslında.. Döneminin en muhalif yazarıdır. “Muhalif Olmanın Kestirme Yolu” diye, dalgasını geçen bir yazı da yazmıştır.. Önce bu yazıyı hangi tarafa, kimlere yönelik yazdığı anlaşılamamış, herkes bir birinin karşıtı olan tarafa mal etmiş, aradan bir yıl geçtikten sonra kilisede jeton düşmüş ve bunun üzerine Defou yargılanmış, meydanda boyunduruğa vurulup, hapse atılmıştır. Din eğitimi almış bir dinsiz olduğundan cehennem diye bir şey varsa, fırında tavuk gibi kızarmaya devam ediyordur…Dili, kalemi yüzünden şu fani dünyada başı çok belaya girdiğinden ve de zaten toplumda kendini yalnız hissettiğinden, hiç kimsenin olmadığı bir adada yaşamanın hayali, özlemi içinde Robinson Krüzo’yu yazmıştır. “Zaten yalnızım, hiç olmazsa eziyet edecek kimsenin olmadığı bir ada fıstık gibi olur” diye düşünmüş garibim hayatının sonuna doğru..Tıpkı Cervantes gibi o da tek roman yazmış… Ne de olsa ıssız bir ada da geçtiğinden, romanın biraz sıkıcı tarafları da var tabii.. Ehh oraları da atlarsınız.. Bence okuyun…
Güliver’in Seyahatlerini yazan Jonathan Swift de, Daniel Defoe ile aynı dönemde İngiltere de yaşamış… Diğer ikisi gibi maceraperest değil… Hayatı hep aristokratlar arasında geçmiş…Müthiş hayal ve mizah gücüyle hem aristokratları hem de baskıcı rejimi dalgaya alıyor Güliver’in seyahatlerinde.. Çok matrak, eğlenceli… Bu kitapta hala bugünün yöneticilerini, yönetilenlerini görebilirsiniz…
Bu Konuyu Paylaşın !