bugün işten eve gelirken minibüsteyken aklıma geldi;
iş hayatım iyi gidiyor şu aralar, kendim için ideal olduğunu düşündüğüm mesleği bulduğumu düşünüyorum. yaptığım işi söylediğim zaman çoğu insanın benle ilgili düşüncesi 180 derece dönebiliyor. daha yolun başındayım ama işin matematiğini çözdüğümü ve ilersinin benim için çok iyi olacağına inancım tam. ama öte yandanda yaşım 28 oldu (geçen cumartesi benim doğum günümdü kimsede kutlamadı burdanneyse önemli değil bende çıktım arkadaşlarla uludağa bursa manzarasıyla avundum
) bu yaşa kadar bir tek aşkım dediğim insan oldu onunda şimdi düşününce aşk olmadığını tamamen çıkar ilişkisi olduğunu anlamış bulunuyorum. çıkar dediğim maddiyat değil tamamen cinsel isteklerin geçiştirilmesi işlemi
![]()
şimdi can alıcı soru burda aklıma takıldı. eğer bu saatten sonra aşkım diyebileceğim biri hayatıma girerse gel buralardan kaçalım kimsenin bizi tanımadığı bir yerlere gidelim orada sıfırdan bir hayata başlayalım derse kabul eder miyim?
şimdi ailemi bir daha göremeyecek olmak arkadaşlarımdan uzak kalacak olmak beni feci şekilde ürkütüyor olsa da beni rahatlattı bir yandan da. sonuçta diğer yandan da evlen baskısı olmayacak ailenin akrabaların hatta işyerindekilerin bile. tam bir karara varamadım genede. iki türlü de çoklu değnek oluyor denkleştiremedim bir türlüsiz ne yapardınız böyle bir durumda en çokta onu merak ediyorum
![]()
......................... ......................... ......................... ......................... ......................... ..............
ilk önce mesleğin ne ki merak ettimdüşünce değiştiriyomuş...
ben gitmeyelim başka yere derdim büyük ihtimal, ama aşkın ilk zamanlarında gözümde dönmüş olabiliyor bunu farkettim yakın bi zamanda, hiç belli olmaz yani benim ne diyeceğim![]()
ya bence işte aşkı için onu bunu bırakıp oralara buralara gitmek ya da herşeyini geride bırakmak çok ani olarak karar verilen ve tam düşünülmeyen bişey bence. Yani evet rüya gibi bişey düşününce. Mis gibi belki dünyadaki en çok sevdiğin insan ile birlikte başka bir yerde herkesten uzaktasın beraber yaşıyorsun herşey birlikte oh ne güzel felan ama bu her zaman böyle gitmicek ki. İnsan ne kadar böyle doğaperest de olsa ne bilim hadi bi çılgınlık yapalım herşeyi geride bırakalım da dese olmıcak söylendiği kadar kolay. Elbet zorlukları olacak. Ha tmm aşacaksınız belki bunları.. ama sonra aile arkadaş sonra belki çok gereksiz şeylerden stres olduğunuz için gereksiz yere bir sürü kavga olacak tartışma olacak. "Huzur" olmıcak büyük ihtimalle bir süre sonra. Ama bunları direk herşeyi bırkaıp giderseniz olmaz demek istiyorum. Yoksa diğer şekilde olabilecek bişeyler
......................... ......................... ......................... ......................... ......................... ..............
30x34y ciğim öncelikle doğum gününü kutlarım ( doğum günü kısmına da iyi dileklerimi yazdım, umarım beğenirsin)
Gelelim hayatın gerçeğine... Hiiiiç endişelenme 30x34yciğim, "gel buralardan kaçalım kimsenin bizi tanımadığı bir yerlere gidelim orada sıfırdan bir hayata başlayalım" diyen olmaz... Olsa da kanma sakın... Kaldı ki nereyi teklif ettiği de önemli..
"Aşkım gel seninle Afganistan'a kaçalım" dese, "aaa o kadar uzağa gidemem, İran daha uygun" mu diyeceksin?
Yani ne diyeyim sana eger uzun zamandir cikiyorsaniz (uzun zaman 5-6 yil veya daha fazla) ve deli gibi asiksaniz ve cok uyumluysaniz. Eger evlenebilsem ben bu adamla evlenirdim diyorsan yap ama bunu ancak karsindakiyle %200 uyumluysan ve karsindakine ve kendi hislerine %1000 guveniyosan yapmalisin.
Hayata kimsenin beni tanimadigi yerlerde en bastan baslamak konusunda doktorasini yapmis biri olarak soylemeliyim ki hic kolay olmuyor ve cok fazla caba gerektiriyor.
Ayrica ben bir daha aileni veya arakdaslarini neden goremeyecegini anlamadim. Uzaya mi yerlesiyorsunuz?
Büyük konuşmıyayım ama, öyle bi durumda cevabım hayır olur... Niye kaçayım be? Görüyorum güvendiklerimin sonra neye dönüştüklerini. Yok uzak olsun bana hayatımın aşkı falan.
yok öyle biri cesur kendıne guvenen iki lokma bi hırka diyen adam...
ben birine teklif etmiştim yemedi yusuf yusuf etti yeni yani anlıyorum iyikide kabul etmemiş
eğer seni çok severse o senin hayatına ayak uydursun
bende öyle düşünmüştüm aslında. işini gücünü kurulu düzenini bırakıp gitmek çok zor olsa gerek. ama karşımdaki insanın bana aşık olduğunu bilmek -ama gerçekten bilmek- bütün bu hayatın gerçeklerini gözümde ufaltabilir ve önemsiz bir konuma da sokabilir. gerçek bir aşkın bulunması hayatının mesleğini bulup yapmaktan veya ömrünce yaşamak istediğin bir yerde bulunmaktan daha zor bir olay. iş güç para statü kazanmak hepsi gelip geçici şeylermiş gibi geliyor bana. yanılıyorda olabilirim tabii![]()
......................... ......................... ......................... ......................... ......................... ..............
30x34y kodlu arkadaşım aynen yanılıyorsun... Esas gelip geçici olan aşktır... para kazandırcak bi işin olursa, dikkatli harcayıp doğru yatırımlar yaparsan, har vurup harman savurmazsan paran da statün de kalıcı olur...
Atalarımız boşuna dememiş damlaya damlaya göl olur diye...
Konu Hayal Ali tarafından (14.08.2010 Saat 17:28 ) değiştirilmiştir.
İki gönül bir olunca samanlık seyran tabii.
Sevdiğin işi yapmak, o yolda ilerlemek bunlar da elbette emek isteyen olaylar. Aşk gelip geçici mi bilmem, ama uzun süreli ve dengeli ilişkileri görebildiğimize göre, demek ki böyle bir gerçeklik var. Ancak, hak etmeyen kişilerle bunu yaşamanı istemem. Özellikle baş başa kaldığın anlarda birinin kişiliği az çok ortaya çıkıyor ve senin kaldıramayacağın türden bir doğası varsa, güvenini hak etmiyorsa değmez.
Yine de ciddi ciddi güvenebiliyorsan, aranızdaki aşk bittikten sonra bile gerçekten dost kalabileceğin biriyse -bana öyle biri denk gelmedi şu ana kadar, o yüzden olasılıklar üzerinden konuşuyorum- dene derim şansını. İkiniz de aynı ortamda mutlu olabilecekseniz, şansınızı zorlamaya değer.
Kolay gelsin şimdiden.![]()
Diyelim ki son model, kıyak mı kıyak bi spor araban oldu. 90 km hızla otobanda giderken lastiğin patladı. Diyelim ki elli katlı bi ticaret merkezin oldu. Gecenin 03:50'sinde yerle bir oldu. Diyelim ki kariyerinin doruğunda başarılı bir müdür oldun. Sabah kalktığında iflas etmiş senin şirket. Diyelim ki bankaya para yığdın. Mışıl mışıl uyurken telefonun çaldı, "banka soyuldu". Çok mu abarttım. O zaman en basitinden herşeyin var bir gece uyumak için yatıyorsun ve bir daha uyanmıyorsun. Nerede kalıcılığı ?
Dikeni yüzünden hesap sormak yerine "gülden"... Derin bir soluk alıp; hapsetmeli kokusunu içine...
Sunburncüğüm haklısın söylediğin koşullarda bunların hiçbiri elbette kalıcı diil... Hatta yolda yürürken insanın kafasına saksı da düşebilir.... Rahmetli ananem, "bugün varız yarın yokuz" derdi... Dediği gibi de oldu...
Aşka gelince...
Onu kaybetmek için o saydığın kazalara, doğal afetlere bile gerek yok...şu ya da bu sebeple kolayca bitiveriyor
Hele hele bi de iflas edip parasız pulsuz kalırsan, malını mülkünü kaybedersen "aşkını "da otomatikman kaybediyorsun...
Sakııın yanlış anlama "aşk" da yalnızca paranın belirleyici olduğunu söylemeye çalışmıyorum... Koşullar zorlaştığında, ayakta kalmak için çetin bir savaşa giriştiğinde ilişkiler de yıpranıyor, aşk maşk kalmıyor..
Zor zamanlarında terkedilmek var ya insanın canını çok acıtan bi durum...
[
Doğru söylüyorsun aslında. Aşk kayıpsız kazanılınca geriye kaybedecek aşkın kendisi kalıyor. Buda doğaldır. Tek sebep “aşk”ın kendisi olursa da ayrılığa neden olabilecek bütün sebepler sus pus oluyor. Buda olağanüstüdür.
Yazılmış, çizilmiş aşkların sonu hep böyle oluyor. Önceden tasarlanmış, doğallığını yitirmiş. İllede pahalı hediyeler almak, her gün aşkın şerefine şampanya patlatmak, ferrariyle dolaşmak gerekmez aşkın tadını çıkarmak için. Bütün bunlar olsa sonra” aşkımız monotonlaştı” diye şikayet ederiz. Verilen bir çiçeğin değerini yabana atmamak gerek. Onada para lazım deme bana, git bir bahçeden orana burana dikenler batarak aşır. Bir mağazaya girip mücevher almaktan daha zevklidir inan. Şahsen e.şeğin sırtında dolaşmayı ferrari ile dolaşmaya tercih ederim.
Gözdeki manayı göremiyorsa insan onun sadece bir renkten ibaret olduğunu zanneder. Sonrada renklerin peşine düşer. Renklere tutulur, manadan uzaklaşır, ışık kaybolur. Hayatında aşkında tadı basit şeylerde. Aşkı özgür bırakmak yeterli. O bizi yaşatmalı biz onu değil. Ancak böyle kalıcı olur, gerçekliğe yaklaşır.
Bu düpedüz korkaklık aşk falan değil. Aşk bizim için hiç değerli değil, sorun orda. Bir tercih yapmak gerekiyorsa kişisel menfaatler ön planda oluyor. Aşk karın doyurmuyor. Zaten aşkın mideyle hiç alakası yok. Bunu kaç kişi biliyor ki ? Seni anlıyorum, olan bu.
Dikeni yüzünden hesap sormak yerine "gülden"... Derin bir soluk alıp; hapsetmeli kokusunu içine...
Bu Konuyu Paylaşın !