Ortalıkta lak lak eden kimse yok... Anlaşılan ramazan rehavetini atamadı kimse üzerinden... Gerçi şimdi de bayram ziyaretleri var...
bayramlık yeni bi konu açayım dedim...
hepimiz katıksız aşk yaşayamamaktan, bzi üzen, sevgimize karşılık alamadığımız, nankör sevgililerden şikayetçiyiz...
peki...
bi de kendi kendimizi değerlendirelim...
Sevgilimizin bizi sevmesi için esas kriter ona fena halde aşık olmak, bağlı olmak mı ? Bunu sık sık ifade ederek "seni seviyorum, senden başkasını gözüm görmüyo valla" demek yeterli mi?
Hadi yakışıklısınız, sempatiksiniz, akıllısınız, iyi kalplisiniz, bunları da anladık... Bunlar birinin ilgisini çekmek için iyi özellikler... Hadi bu özelliklerinizle ilgiyi çektiniz diyelim... Yattınız da... Ya sonrası? Aşkının sevgisinin devamı için napcanız? Hele de uzaklardaysanız... Her gece MSN den "aşkıııımmmmmm benimmmm, seni çoook seviyom billahi" demek yeterli mi?
Neden size bağlı kalsın? nİye sevmeye devam etsin sizi? Ona karşı hissedebebileceğiniz sorumluluklar neler olur? Neler yaparsınız onun için?
Zor sorular di mi?
ya sevmekte tek başına yetmiyor onunda sevdiğinden emin olmak istiyor insan. eğer ki onun bağlılığından eminsem bu güveni bende ona aşılamaya çalışırım. bir yere gidiyorsam o sormadan haber veriririm ki aklı bende kalmasın dahası bu benim onun yanlış anlamasından korktuğum ve bağlılık mesajı verir ki bu da benim istediğim bir şey sonuçta. sonrasında özel günlerini unutmam (doğum günü, düğün sünnet falan)
her zaman seni seviyorum demem o da değerinden çok şey kaybetmesin diye. özel anlarda yanlız kaldığımızda bir bakışın bir temasın arkasından söylerim ki daha bir anlamı olsun hiç unutulmasın.
şimdilik bu kadar geldi aklıma daha gelirse derim gene bir şeyler.
......................... ......................... ......................... ......................... ......................... ..............
Diyelim ki o da senin gibi düşünüyor... yani senin de onu sevdiğinden ve de senin bağlılığından emin olmak istiyor... Birbirinizden emin oluncaya kadar adım atmıcanız mı? Bi tarafın adım atması lazım yoksa kavuşamazsınız birbirinize gibi geliyo... Hadi diyelim ki bu adımları sen atmaya başladın, güven vermek için o dediklerini yapıosun... güven vermek için her gittiğin yeri de haber veriosun; "canııım şimdi teyzemgile gidiyorum.... markete tuvalet kağıdı almaya gidiodum da bi arıiiim seni dedim..." gibi, gibi...
Özel günlerini de unutmadın, hatta sünnetinde kirvesi bile oldun...
özel anlarda da bakışınla, dokunuşunla sevdiğini de hissettirdin...
O da sana aynılarını yaptı diyelim...
Eeeeeeee? yetti mi?
Kaçamak, kısa bir cevap olacak ancak: Beni sevmeye devam etmeli, çünki yaralarını saracak olan benim.
....bu kadar korkmak zaten ölmeye benzer.
Ben seni bir okyanusun derinliğinde buldum da sevdim
Parlak bir inciydin benim için
Paha biçilmez bir inci
Ben seni soğuk ve yağmurlu bir günde
Seni düşünürken gülüşündeki sıcaklığın içime dolup da
Beni sardığı bir anda sevdim
Seni sadece selvi boyun, siyah saçların ya da kara gözlerin
Güzel bir yüzün var diye değil
Fikirlerinle, konuşmandaki güzelliğin ve benim o kor halde yanan yüreğimle sevdim
Ben seni derinden ve hissederek sevdim
Her kalp atışımda vücudumun dört bir köşesine yayıldığını
Beni sardığını her nefes alışımda ciğerlerime işlediğini bilerek sevdim
Seni kış gecelerinin o soğuk yatağında birlikte uyuyup beni ısıttığın
Yaz sıcağında uyuyamayıp sıkıntılarım olduğun
Ve rüyalarımda buluştuğumuz gecelerde sevdim
Seni ellerinden tutup kanımın kaynadığı
Kalbimin yerinden fırlayacağını hissettiğim anlarda
O ıslak dudaklarınla beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim
Ben seni o sensiz anlardaki boş ve değersiz geçen dakikalarda
Kayıp zamanlarımızda, seni arayıp bulamadığım
Çaresizlik içinde olduğum, içki sofralarını dost bildiğim anlarda sevdim
Sen ne kadar uzak olsan da,
Aramızdaki kilometreler nasıl çoksa
Ben de seni o kadar yoğun ve o denli çok sevdim
Seni kalbimde yanan ateşin ile
Zihnimde oluşan hayallerin o ay parçası çehrenle
Bana derinden bakan o gözlerindeki ışıltıyı göreceğim anları beklerken
Kalbimin yanıp tutuştuğu anlarda
Gelip o bu ateşi alevlendirerek
Bana sarılarak beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim...
(Alıntı)
Ben neden sevdim, o neden sevmeli ? Sevgi birçok insanı ortak bir noktada buluşturan duygu olmasına rağmen bu konuya cevap yazmak oldukça zor. Herkes aynı şeyleri ister ve ararken sevgiye bahane sorulur mu ? Az önce papazın 25'lik sevgilisini okudum. Yorumlarda pek olumlu değil. Tabular içinde, kendi koyduğumuz sınırlar içinde sevgiye neden aranmaz.
Beni şımarıklığımla sevsin. Gün olsun yalanlarımı sevsin. İpek gibi saçlar dururken o benim ak pak saçlarımı sevsin. Onun güvenilir olduğunu bilip ona güvendiğim için sevsin, ona inandığım için bana inansın. Bende kendinden bir şeyler görebiliyorsa sevsin. Bende sevgi aramasın,sorgulamasın sevebiliyorsa sevsin. Bana bağlı kalmasın, mecbur hissetmesin, caddeye bakan kapı açıkken kalabiliyorsa yanımda kalsın. Beni özgürlüğü kadar sevsin...
Dikeni yüzünden hesap sormak yerine "gülden"... Derin bir soluk alıp; hapsetmeli kokusunu içine...
Hem Hepetik'in hem Sunburn'un cevabı gerçekten çok anlamlı ve çok güzel.. Çok beğendim... "yara sarmak" hiç aklıma gelmemişti gerçekten..
her iki cevabın da ortak yanı, bence "hem sevgiyi hem dostluğu" birlikte yansıtması.. Zaten özünde birbirinden ayrılabilecek kavramlar da değil... Ama işin içine "aşk" girdiğinde galiba ayrı bakıyoruz bu kavramlara... "Dost" olmayı beceremiyoruz. Çünkü "sevgili" ilişkisinden çok daha zor ve çok daha fazla sorumluluk gerektiriyor.
Yatakta en özel anları paylaştığın bi insanı daha fazla tanıma konusunda sabırsısız, beklentimiz çoğu zaman "yalnızca bizi sevmesi gerektiğinden ibaret" ... elbtte sevmeli, gerekiyor da... ama sadece beklenti bu olduğunda sevgi mevgi kalmıyor sanırım... Halbuki dostumuzdan sadece beklentimiz bu olmuyor.. Onu hoşumuza giden yönleriyle daha kolay kabulleniyoruz... Daha soğukkanlı baktığımızdan olsa gerek...
Bu konuyu açarken ben de bi cevap bulamıyordum... Öyle ya, onca yakışıklı, sempatik, akıllı, çıtır varken niye beni sevsin ki?
ortalıkta oscar'lık oyuncular dönüyor
zaten irin sevmek isteyince ilkin korkunç bir insan sarraflığı performansı göstermek gerekiyor ki; seviyor mu sevmiyor mu anlaşılsın. ancak aşkın, sevginin vs. duygusal kaynaşımların ön gereksinimi duygusal alış-veriştir. ancak bir taraf aşırı şüpheci, garantici, kendini korumacı davranmak zorunda hissettiğinden, karşı taraf sevebilecek biri olsa bile soğumalar gerçekleşiyor. bi çok örneği yaşanmadı mı şimdiye kadar?
kimsenin suçu yok
suç:
riyakarlarda,
önden gösterip arkadan iş görenlerde,
ona buna bunu deyip şuna buna böyle yapanlarda,
bugün susma haykır eşcinseller vardır,
yarın yakın bunları, su veren itfaiye'ye bilmem ne yapayım diyenlerde,
daha saymalı mıyım?
kimsenin suçu yok.
herkes kendini korumak zorunda.
kimse bir tuşa basıp da duygusal çöküntülerini, kırıklarını, üzüntülerini bir kerede silemez.
ayarı bulmak göreceli. yöntem bulmak gerek. her yiğidin bir yoğurt yiyişi misali üslup takınmek ve öyle anılmak.
nasıl olsa kimin ne olduğu, ne yaptığı, nasıl bilir olduğu ışık hızıyla yayılıyor. en azından böylece, bu çocuk böyle yapıyorsa seviyor/sevmiyordur yorumunu üzerimize çekmek mümkün.
bunlar bir kaç yöntem olabilir. yine de %100 tutarlı değil. ince işlerin ince detayları vardır. planlar ince işlerde düşünülen gibi işlememekte. işlese zaten tadı çıkmaz ki ince işlerin.
buyrun sahne sizin...
Diginolojist
Diginizm
Diginik
Diginsel
Diginleşim
Bu Konuyu Paylaşın !