Bir de "aga" diye bir tabir var ki en sinir olduğum da odur.
ne varki yaz kardeş kardeş geciniyoruz burda
dua edin emmi oglu demedim..
Kendimi bikızla aynı yatakta düşününce tüm hücrelerim kasılıp komaya giriyo![]()
Daha kreşteyken, bi oğlanla dövüşürken çocuk üstüme çıkmıştı ve "pes mi?!" diye sormuştu bana...üstüme çıkması çok hoşuma gittiği için "pes" dememiştim ve o gün bende "bir gariplik" olduğunu farkettim. Ama sanırım 10 yaşımda falan kabullendim bu durumu![]()
Küçükken kendime nevresimlerden elbise yapardım.
Yada annemin kıyafetlerini topuklu ayakkabılarını giyerdim.
Nerden bilebilirdim ozamanlar, eşcinsellik neymiş...
Büyüdüm, gözüm açıldı, internetle tanıştım.
Ama hala encinselliğimi kabul etmemiştim.
Korkuyordum, polisten, sapıkça düşünceleri olanlardan, yaşımın küçüklüğünden.
Sonra daha da büyüdüm, ilk deneyimim 23 yaşında başımdan geçti.
Şimdi 27 yaşındayım, iki elin parmaklarını geçmez seviştiklerim.
Böylesine deneyimsizim, ama anladığım tekşey benden istenen sadece bir delik.
Şimdiyse eşcinsel olmak ve bunu kabul etmek huzur veriyor.
İnsanın kendini bilmesi güzel de tek sorun Türkiyede eşcinsel olmak zor.
Geleneksel değerlerin hakim olduğu toplumlarda akrabalık ilişkileri son derece önemli olduğundan günlük konuşmalarımızda akrabadan, aileden olmayan kişilere de “akrabalık ilişkjsini tanımlayan kavramlarla” seslenmeyi pek severiz. Bu kavramlardan kadınlarda erkekler de sıkça yararlanır… Başta pazarcılar olmak üzere esnaf kısmısı, kendisinden alışveriş eden ya da etme potansiyeli taşıyan herkesi /müşterileri “akraba” gibi görme eğiliminde olsa gerek (ki son derece rasyonel bir davranış…) yaşlıca kadınlara “anne”, yaşlıca erkeklere “baba” ; daha genç erkeklere (yaşı kendisinden küçük olsa da ) “abi”, daha genç kadınlara da “abla” diye seslenmeyi pek sever. Alışverişe gelen ablasının / annesinin kocasını tanıyorsa “enişte nasıl”, tersi ise “yenge nasıl” diye de hal hatır sorar, sevgi ve saygılarını iletmeyi de ihmal etmez…
Leoncum kıl olsa da biz erkek milleti de birbirimize bu akrabalık ilişkilerini tanımlayan kavramlarla öncelikle sesleniriz…Tabiii seslenenin özelliğini de önemli ölçüde yansıtır..
Karrrdeşimmm, abicimmmm, abisiii (yalakaların tercihi)
Birader, / Bilader, (daha çok bıçkınların tercihi)
Baba, amca, enişte (özellikle daha yaşlı, “olgun”/ şişman erkekler için esnafın tercihi )
Dayı, emm (i) oğlu (köylünün tercihi)
Bacanak (kimin tercihi bilmiyorum)
Bacım ( Uçan gayler için Pegoşun tercihi)
Ben kendi arkadaşlarım da bile bu tarz hitaplar duymuyorum ben kıl olsamda sen kullanmakta özgürsün
Hiç kuşkusuz cinsel yönelim kendini daha çocukluktan belli ediyo... Ben küçükken hep erkekleri düşlerdim. Televizyonda gördüğüm güzel vücutlu erkerkeklere tutkuyla bağlanırdım. Bu hisleri bi kıza karşı asla hissetmedim. Yani duygusal anlamda her zaman erkeklere daha yakın hissettim kendimi... Tabii o zamanlar 'eşcinsellik' kavramının bilincinde değildim. Bir erkeğin hemcinsinden hoşlanmasının doğal karşılanacağını düşünüyordum. Bunun zaten herkeste var olan, normal birşey olduğunu zannediyordum. Okula başlayınca aslında bu durumun pek de alışılmış birşey olmadığını farkettim... Kendimi bunun geçici bi durum olduğuna inandırmaya çalıştım. Yine de erkeklerden hoşlanmaya devam ettim. Her ne kadar en iyi arkadaşlarım daima kızlar olduysa da bi kız bana aşık olduğunu söyleyince ondan soğuyordum. Sonra bu durumu kabullenmeye başladım. Zamanla cinsel kimliğimi tamamen özümsedim... Şimdi halimden memnunum.
Bu Konuyu Paylaşın !