Hayal Ali Nickli Üyeden Alıntı
Bu sorunun cevabını 18.yy Divan şairi Enderunlu Fazıl’dan daha iyi veren yok bence. Üstat kitabını yazmış. HUBANNAME (güzeller kitabı) adlı eserinde ülkelere, toplumlara gore erkekleri tasvir etmiş. Üstelik huyuyla suyuyla… Bu kitap bugün İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde..
1759-1810 yılları arasında yaşamış olan Fazıl Bey eşcinselliği ile övünen, döneminin tanınmış bir eşcinseli. O dönemin sınırlı imkanlarıyla böylesine derin bilgi ve tecrübeye sahip olması insanı şaşırtıyo valla…. O zamanlar ne internet, facebook, MSN, SMS Magayzin gibi imkanlar ne de uçak filan var… Ehhh işte bu imkansızlıkların olduğu o devirde Fazıl’ın sevgilisi diğer ülkelerin erkeklerini çoook merak etmişmiş… Fazıl’ da sevgilisine kitap yazarak havasını basmış…
Fakat sonrasında Fazılın tahmin edemeyeceği bi şi olmuş… Sevgilisi, “afferim lan oğlanları pek güzel anlatmışsın, eee hadi ama şimdi de kadınları yaz” demesin mi… Beklemediği bu teklif karşısında üstadın beti benzi atmış, “yapmaaa aşkım, ben ne anlarım karılardan, hayatta yazamam valla” dediyse de dinletememiş sevgilisine… Alçak ve acımasız sevgili, “Bak, Fazıl yazmazsan seni terkederim, kılıma dokunamazsın haaa” diye tehdid edince ZENANNAME ( kadınlar kitabı) yi yazmak zorunda kalmış… Sonrasında Fazıl’ın sevgilisi naaaptı acaba?
Neyse dönelim konumuza… Fazıl’ın favorilerinin başında Acem (bugünkü İran), Rum, İspanyol ve Fransız oğlanları geliyor. Bakın nasıl tasvir etmiş bunları; (kısaltarak yazıyorum)
Acem güzelleri: Uzun boy, büyüleyici göz, yay gibi kaşlar, kırmızı yanaklar, yuvarlak çehre., gamzesi etkileyici, gözü alaycı… “Kişi onun canına çk..nü soksa, cahilcesine “baba ne yapıyorsun” diye sorar.
Rum güzelleri: Aleme sanki bir güzellik zerresi düştü, Rum milletine ise güzelliğin kubbesi verildi. Vücutları öylesine ölçülü ki, bu sırra herkes hayret ediyor. Kafirin göğsü billur gibi saf. Beya gerdanın üzerinde siyah saç. Saf gümüş gibi ağır bir mal, sanki süzülmüş bir bal. Yosma yürüyüşlü, şuh edalıdır hepsi. Galata meyhanelerindeki çocuklar, en iyi insanı bile yoldan çıkartır. Yaşı elliyi bile bulsa, aşkıyla yine de kuyuya düşerim..
İspanyol güzelleri: İşvenin mucidi, dünyanın belasıdırlar. İnsana şevk ve zevk veren çehreleri ak olur. Boyları uzun, güzellikleri müstesnadır. Saçları ve kaşları gece rengindedir. Ama aşağılık olur o milletin huyu… (belli ki üstadın canı yanmış)
Fransız güzelleri: Afet gibiler ama zevkte beceriksizler.
Üstat, Istanbul güzellerini de uzun uzadıya övmüş… Güzellerin çeşitliliğine vurgu yaparak “Dünya sanki bir kitap, İstanbul da onun fihristi” demiş. Ama onlardan yana belli ki çok da dertliymiş.. “İstanbul güzelleri cefa etmeye alışıktır, ciğerini önüne koysan binbir vade ile kucağa gelir” demiş… O dönemde Magayzin olsa kimbilir Güzin Ablaya neler yazardı.
(bu yazıdaki bilgi ve alıntılar için kaynak: Murat Bardakçı, Osmanlı’da seks, İnkilap yayınları. 2005)
Bu Konuyu Paylaşın !