Bildiğiniz gibi ülkemizde maalesef eşcinsel ve travestilere karşı pekte hoş olmayan manzaralarla karşılaşıyoruz...bunlarda n bir tanesi de cinayetler...
Artık insanlar o kadar çok nefret ediyorlar ki...iş adam öldürmeye kadar gidiyor...
Cinayetler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sizce neden insanlar nefret dolu? Bir insanı öldürebilecek kadar bu kadar nefret nereden geliyor olabilir?
Sizce bunların önlemi nasıl alınabilir,en azından hafifletilebilir?
bence olay kişilerin durumu kabullenmek istememesinden kaynaklanıyor adam bizim durumumuzu rahatsız edici buluyor ondan sonra gidip kendine bi kaç tane de destek buluyor (din olsun toplumun genel bakışı olsun) daha sonra da bizden biri karşına geçip bizim için normal bi davranışta bulunduğunda zıvanadan çıkıp katlediyor
aslında bu yeterli bi açıklama sayılmaz çünkü birini öldürmenin açıklaması olamaz
söylediklerim doğrultusunda cinayetlerin azalması için daha saklı durulması gerektiğini söyleyebilirim ama bu durumu değiştirmez hatta bence daha da kötü olur biraz daha insanların içine girip "normal" insanlara bizim de bir çok yönden onlar gibi olduğumuzu göstermemiz lazım ama ne yazıkki bu kolay bir şey değil
sadece eşcinseller değil ki,ellerine tüfek versen,bi de öldürme hakkı versen nüfusta büyük bi düşüş yaşanırdı heralde.nedenini bilemiyorum,kimseden o kadar nefret etmedim çünkü.
ama burdaki konumuz eşcinsel ve travesti cinayetleri...peno Nickli Üyeden Alıntı
farketmiyor ki aynı şey...ha misyoneri öldürmüşsün ha eşcinseli.ikisi de aynı şeye hizmet etmiyor mu?çözümü falan da yok bu işin kafaların değişmesi lazım ama kafa var mı ki onlarda?
arkadaşım insan cinayetlerinden bahsetmiyoruz...sadece cinayetlerin bir kısmı olan eşcinseller ve travestilerden bahsediyoruz...ve diyorum ki neden bu kadar nefret dolu insanlar,bunlar nasıl hafifletilir?...sen kafa dğeişmesi diyorsun ok...
dediğini anladım zaten,ama ben genel olarak insan cinayetlerinden bahsetmedim.yani karısını öldüren psikopat kocadan değil,farklı olanı kabul edemeyenlerden bahsettim genel olarak.yani demek istediğim, malatya'da öldürülen üç misyoneri öldüren,bir eşcinseli de çok rahat öldürür.çünkü ikisi de farklı olanı düşman olarak görüyor.ikisi arasında fark yok.genel sebep hazmedememe ve kalpsizlik...başka bişey değil,değişmek gerekiyor yani kısaca ama kolay değil@kin1984 Nickli Üyeden Alıntı
Nefret cinayetleri toplumun gidrek muhafazakarlaşmasından kaynaklanıyor,empati yapamama,kendi gibi olmayandan nefret etme.Toplumu tektipleştirme,erkek egemen bir toplumun devamını sağlama.
o da konuyla bağlantı kurduğun bir düşüncedir... lafın özü hazmedememe ve kalpsizlik sebepleri,hafifletmek içinde kafalarında değişmesi diyorsun...
aynen öyle@kin1984 Nickli Üyeden Alıntı
![]()
Tamamen katılıyorum,fazla politize etmek istememiştim,ama sanırım bunların arkasındada biraz politika aramak gerekir.Toplumu tek tipleştirme,farklı düşünceye,yaşam biçimine tahammülsüzlük.Eşcinsel cinayetlerin nedenleride ötekilerle aynı.peno Nickli Üyeden Alıntı
Escinsellere yonelik cinayet ve/ya siddet eylimlerinin temelinde sadece dinsel , sosyolojik , tarihsel ve siyasal olaylar yatmiyor birazda bizi tanimamalarinin payi var.
Ortalama bir heteronun tanidigi gayleri ve travesti modellerini dusunelim : taksimde veya yollarin ortasinda bicak ceken travestiler , surekli millete laf sokan , onun bunun isini yikan , pek birseyden anlamayan gayler...
Farkinda olarak veya olmayarak tvde bile gayler yerden yere vuruluyor , 5.element filminin kotu adami gay , cem yilmazin gora filmindeki kotu karakterler gay , avrupa yakasinin en sik kullandigi mizah konularindan biri gay ...
Dolayisiyla zaten dinsel ve sosyal dogmalarla yasaklanmis gaylik iyice aykiri ve iyice korku verici oluyor ...
Oysa Tarihe baktığımızda eşcinsellik korkusunun bu kadar yaygın olmadığını, tersine eski Yunan medeniyetinden tutun da Osmanlı divan edebiyatına kadar eşcinselliğin "saf sevgi" olarak konu edildigini biliyoruz. Yine ayni donemlerde kadinlarin sahneye cikmasinin yasak oldugu icin gerek sahne icinde gerekse hayatta travesti olan tapilan divalar var ... Asil soru su , ne oldu da "normal" kabul edilen bu olgularin edepsiz , iffetsiz ve "anormal" bir olgu haline gelmis olmasi ve bu konuda bizim neler yapabilecegimiz...
Ben yeterince taninmiyor olmamizin bunda buyuk bir payi oldugunu dusunuyorum. Insanlar genellikle gay deyince efemine , her aksam baska biriyle yatip kalkan , sevmeyi bilmeyen , arsiz ... insanlar hayal ediyorlar. Bizim de digerleri gibi bir hayat yasadigimizi bilmedikleri icin goremiyorlar...
Bu toplumsal yargilar yetmezmis gibi birde gayligin sonradan kazanildigini dusunen toplumumuz, bilincli veya bilincsiz sekilde "gaylesmekten" veya gaylerin artmasindan korkuyorlar. Kadinlar sevgilerinin gay olmasidan , erkekler bir sekilde escinsel bir yakinlasmadan korkuyorlar yani bir cesit turumuz tukenirse korkusu ...
Eger insanlar , bizim ne kadar siradan ve "normal" hayatlar yasayan insanlar oldugumuzu , gay olmak icin bir secim yapmadigimizi ve secimle gay olmanin bir ihtimal olmadigini ve bizim tehdit unsuru olusturmadigimizi gozlemleme firsati bulsalar,
bu homofobik eylemlerde azalacaktir diye dusunuyorum...
Sigmund Freud psikoanalitik yaklaşımın kurucusudur.
Freuda göre insanoğlunun doğuştan getirdiği iki temel ve kuvvetli eğilim vardır; cinsellik (sexuality) ve saldırganlık (agression).
Bu iki temel eğilim insanoğlunun toplum içinde uyumlu yaşamasını zorlaştırdığından, cinsellik ve saldırganlık davranışları, aile, öğretmen gibi çocuğun sosyalleşmesinde önemli rol oynayan kişilerce çocukluktan itibaren sürekli baskı altında tutulur ve cezalandırılır.
Freud'a göre toplum tarafından hoş karşılanmayan cinsellik ve saldırganlık duyguları bilinçaltına itilirler, çünkü bu tür düşünce ve istekleri sürekli bilinçte tutmak bireyde gerginlik ve rahatsızlık yaratır.
Bilinç altına itilmiş arzuların farkında olmayız, ancak onlar bizim davranışımızı etkilemeyedevam ederler, kaybolup gitmezler şu veya bu biçimde toplumca kabul edilebilen davranış kılıfına bürünerek (sanat, bilim, spor vb. alanlarda) kendilerini ifade ederler...
Eşcinsel öldürmenin dayanılmaz kolaylığı
Gene bir “gay” cinayeti (ne yani, biz heteroseksüeller neşesiz, ruhsuz insanlar mıyız?)... Gene bir inşaat işçisi... Kamyon sürücüsü de çıkabilirdi, balıkçı da, üçüncü ligden futbolcu da...
İzmirli bir işadamı... Kendi işinin sahibi olup da cebinde azıcık parası bulunan herkes bu ülkede işadamı maşallah... Banka memuresinin bankacı, şoförün ulaştırma sorumlusu, bekçinin güvenlik görevlisi, magazin ayakçısının yaşam analisti, kelin de tarama özürlü olması gibi, “upgrade edilmeyi” ne kadar seviyoruz!
Elbette “chat” yaparken tanışmışlar (eskiden bu iş Bahri Baba Parkı’nda hiç de sanal olmayan yollardan bitirilirdi)... İnşaat işçisi bile bilgisayar kullanıyor, memleket ne kadar kalkınmış!
Evine çağırmış... Kadın kılığına girmiş... İş koymuş... Asılmış...
Sonrası malum, “bana ters geldi, boğazını kestim”... Çünkü eve demli çay içmeye ya da Fransız edebiyatındaki son gelişmeleri tartışmaya çağırıldığını düşünmüş olmalı... Beriki domalınca çok şaşırmış, aaa, hayatta böyle şeyler de varmış yahu! Oysa delikanlıya yakışmaz, en iyisi ben bunu hemen öldüreyim!
Sonra bir arkadaşını çağırmış, birlikte izleri yoketmişler. Arkadaşı midyeci.
Eşcinsellere çok kızıyorum.
Hayır, eşcinsel oldukları için değil tabii.
Kendilerini bu kadar kolay öldürttükleri için. Canlarını kurtarmayı başardıklarında da yedikleri dayakla kalıyorlar.
Çünkü bunları hem döverler, hem...
Niçin döverler, niçin öldürürler?
Çünkü hayvan oğlu hayvan kendisinin de eşcinsel olduğunu bir türlü kabullenememektedir, kendi kendisine duyduğu tepkiyi “partnerine” yöneltmektedir, psikoloji biliminin diliyle söylersek bir “savunma mekanizması” olarak “projeksiyon” yapmaktadır; intihar edecek yüreği olmadığı için de ötekini öldürüp rahatlamaktadır. Dayak için de aynı dürtüler geçerlidir.
Batılı eşcinseller evlenme, çocuk evlat edinip büyütme aşamasına geldiler, bizim lumpenlerin birçoğu “eşcinsel ilişkide pasif olan kötü kişidir, aktif olan sayılmaz” havasındalar... Zengin ve gizli eşcinsellerle para karşılığı yatan, ama “ben eşcinsel değilim çünkü ilişkide aktif olan benim” diye ısrarla iddia eden yakışıklı bir serseri tanımıştım... Televizyona da çıkıyordu.
Oysa bir başka ve çok ünlü eşcinsel ahbabım da bana “aktif pasif diye kesin bir ayırım sözkonusu değildir, genellikle roller değiştirilir” demişti.
Eşcinsellere kızıyorum, çünkü onlar erkeğe kadının baktığı gibi bakmıyorlar, “para” ya da “karakter” falan aramıyorlar. Güçlü omuzlar, fiyakalı bir surat... Bu yaklaşım onları gidip gidip lumpenlerle, yani ayaktakımıyla ilişki kurmaya yöneltiyor. Bir profesör bir sırık hamalıyla, bir şair bir kaldırım satıcısıyla yatabiliyor. Kadının erkekte aradığı “güç ve güvence” onlarda yalnızca fiziksel anlamda makbul. “Kendi küfvü” olan kişileri bulamıyorlar.
Oysa biz bunu yapmayız. Ben kapıcının karısıyla yatmam, bir prenses de bana tükürmez!
Eşcinsellere kızıyorum, çünkü bizden çok daha fazla zamparalık ediyorlar. Bizim adımız çıkmış, oysa onlar bir türlü “sevdiğini bulunca kıçını kırıp onunla oturmayı” bilmiyorlar, “cruising” tabir edilen eş arama gezilerinin trafiği gereğinden fazla yoğun... O zaman da hem ölümcül hastalık kapma tehlikesi artıyor, hem de fiilen oracıkta öldürülme tehlikesi.
Kendinizi bu kadar kolay öldürtmeyiniz. Dayak yemeyiniz, iki tane de siz ekleştiriniz.
Muhtaç olduğunuz kudret, kolunuzdaki kaslarda mevcuttur.
Bir zamanlar korumalığımı yapan bir polis arkadaş, daha önce ahlak zabıtasında çalışmış, Taksim’de travesti kovalıyormuş, bir gece bunlardan birini yakalamış, kolundan sertçe çekip ekip arabasına tıkacak olmuş... “Herif çeneme bir yumruk geçirdi ki feleğim şaştı” demişti...
“Ne o,” dedim, “kadın gibi göründüğüne bakıp sen onu kadın mı sanmıştın? Evdeki eksik eteği sopalamaya benzemez bu iş!”
Engin Ardıç
20.03.2007
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=71473,10,2
bu yazıyı biliyorum slowtime ama ben senin görüşlerini almak isterdim...
eşcinseller hoş görülmektedir heryerde tüm dünya da da durum malesef aynı gibi ama artık eşcinsel cinayetleride eskiye göre daha as işlenio gibi ya da ben mi daha as rastlıorum bu tras haberlere yawaştan toplumda alıştı gibime gelior bisden sorakigelen nesiller daha şanslı..
Pardon bir süre giremedim de.@kin1984 Nickli Üyeden Alıntı
Elbetteki her cana kıyma fiili gibi bu iş de soysuzca bir hareket.Sanırım cinayet vakalarının özellikle bizim gibi geleneksel toplumlarda fazlaca görülmesinin ana sebebi bastırılmış eşcinsellik duyguları.Tabi diğer yandan sadece eşcinselliğin değil, hetoreseksüel cinselliğin de daha yeni yeni rahatça tecrübe edildiğini görüyoruz.Yani seksüel açıdan toplumda bir sıkıştırılmışık, bastırılmışlık var.Dolayısıyla cinsellik bir tabu olarak tezahür ediyor.
Bilindiği gibi toplumumuzda namus ve ahlak kavramları göreceli olduğu kadar "örf ve adet" anlayışına dayandırılarak da çok tehlikeli sonuçlara davetiye çıkarıyor.Bütün bunları hesaba kattığımız zaman, AB yolunda "açık toplum" haline gelmemizin önemi biraz daha ortaya çıkıyor.İşin doğrusu pek çok tv'de ve filmde eşcinseliğin normal bir şey olduğu propogandası yapılmaya başlandı bile.Eşcinsel karakterler şirin gösteriliyor ve yavaş yavaş eşcinselliği tartışmak daha da kolaylaşmaya başladı.O yüzden ben de bu cinayetlerin azalacağını tahmin ediyorum.
Bu Konuyu Paylaşın !