“İlk merhaba kısmında” benden hayli yaşça küçük sevgili arkadaşlarım genellikle “abi” diye hitab ederek hoş geldin diyor. Bunun, yaşımdan çok yazdıklarımla ilişkili olduğunu düşünüyorum. Bana duyduklarını hissettiğim saygıdan dolayı da teşekkür ediyorum. Bu da, doğrusu, bana yeni bir sohbet konusu açmamı sağladı: “Size akıl veren abileriniz var mı?”
Kültürümüz gereği kendimizden yaşça büyük kişilere abi, abla, teyze, amca diye seslenmeyi alışkanlık haline getirmişizdir. Bunu aşmak, bu alışkanlıktan vazgeçmek kolay değil. Eh, ne de olsa yaşça büyük, daha görmüş geçirmiş diye düşünürüz. Özünde güven duygusunu, kollanma, korunma ihtiyacını yansıtır. Abiliğin de (ağabey) kendinden daha küçükleri (yaşça ya da akılca), zayıfları korumak, kollamak gibi bir misyonu var elbette. Esasen salt bu gözle bakınca hoş bişi, işin bu yanına da hiç itirazım yok., yanlış anlaşılmasın… Ben “akıl verme” yönünü sorguluyorum.
Abiler,(tabii amcalar da, halalarda, teyzeler de vb, ama bana abi dediniz ya o yüzden hep abi diyorum) bu misyonun farkında olarak ya da olmayarak akıl vermeyi severler doğrusu. Biliyor musunuz, ben de akıl vermeyi severim, ve buna da çok yatkınım doğrusu. Bu nedenle bana “abi” demeye devam edip beni havaya sokmamanızı tercih ediyorum. (Zaten forumun bir Güzin Ablası da var, onu da ekmeğinden etmeyelim). Çünkü size “abi” olarak akıl veren, sıkıcı biri olmak istemediğim gibi sizin de aklınıza ihtiyacım olduğu açık.. Nasıl olsa çevrenizde, isteseniz de istemeseniz de akıl veren “abileriniz” vardır diye düşünüyorum. Bu abilerle idare edin diyorum.
Aslında bu konuda söyleyeceklerim de bitmiş değil.. Lafı, daha da fazla uzatmak istemiyorum. Konuya olan ilginize göre yeri gelince aşağıdaki sorulara ben de cevap vereceğim.
Şimdi sıkı durun… Abiniz sorularına geçiyor…
Bende daha çok soru var ama sizi daha fazla tüketmim. Canınız hangi soruya cevap vermek istiyorsa ona cevap verin. . Allah, akıl verenleri de başımızdan eksik etmesin.ki aklımız başımıza gelsin !...
- Çevrenizde siz istemeden akıl veren abiler var mı? Ne ölçüde? (yüzdeye vurursanız daha iyi anlarız.)
- Bu abiler size akıl verdiğinde gözyaşları içinde boynuna sarılıp teşekkür ettikten sonra ertesi gün de akıl almaya mı gidiyorsunuz yoksa sinir katsayınız yükselip onları görmemek için yolunuzu mu değiştiriyorsunuz? (sinir katsayınız yükseliyorsa 100 üzerinden kaça yükseldiğini de belirtirseniz memnun olurum)
- Bu tür abileri ne ölçüde seviyorsunuz ? (çok seviyorum-seviyorum- birazcık seviyorum-sevmiyorum,-nefret ediyorum-bu tür duyguları kaybedip hissizleşiyorum)
- Verdikleri akılların genellikle ne kadarı işinize yarıyor ? (Tümü, çoğu, birazı, hiçbiri- isterseniz bunu da yüzdeye vurun)
- Akıl verdiklerinde aptallaşıp, aklınızdan kuşku duymaya başlıyor musunuz? (mesela bende olur. Konuşma süresi ve kıvamına dayalı olarak zeka düzeyimde ani gerileme başlar, cevap vermekte bile zorlanırım. Elimde değil..)
- Genellikle yaşla, verilen aklın kalitesi arasındaki ilişkinin doğru orantılı olduğunu mu düşünüyorsunuz?
- Çevrenizde gerçekten aklına güvendiğiniz,(ille de bir probleminizi danışmak olarak düşünmeyin, herhangi bir konuda), konuştuğunuzda beyninizin beslendiğini, parladığını hissederek heyecanlandığınız kişiler var mı? Kaç kişi? Bunlar sizden yaşça daha mı küçük , daha mı büyük (abi), yoksa aynı mı ? Kim ? (arkadaşınız, sevgiliniz, kardeşiniz, akrabanız vb….)
ya tamam akıl vermeleri kötü bir şey değil de hata yapmamızada izin vermeleri gerekiyor biraz da. kendileri hata yaparak bugünlere geldiklerinden o aklı kendinden genç olanlara vermek istiyorlar. o yüzden akıl verme para ver lafı bana çok doğru geliyor. hatta bir musibet bin nasihatten iyi gelir lafıda bunu destekliyor. eskiler direkt olarak nasihat vermesinler bunu ima ederek göstermeleri lazım. kalp kırmadan bağırmadan çağırmadan sırf hareketle bile anlatılacak öğretilecek çok şey var. ama bu demek değildir ki her tür dış ortamdan gelen bilgiye kapalıyım. her denklemin bir orta noktasını bulmak lazım. anlayış sevgi kardeşlik diye mesajımı vererek kapatayım yazımı. ama Ali abi () çok güzel bir yazı dilin var söylemeden edemiycem. kendine iyi bak
......................... ......................... ......................... ......................... ......................... ..............
ne kimse bana akıl versin,nede ben kimseye akıl verim...Zaten bana söylenen bir şeyi harfi harfine yapan birisi değilim.Muhakkak kendi kafama göre takılırım.Bnaaa ters
Hiç olmadı öyle abi falan o yüzden ilk soruda kestim![]()
çat diye çatlamak üzereyim ,
neresinden tutup da düzeleyim,
"ortalık olmuş müze neyin", herkesi oyasım var.
çok olmadı hiç şu ana kadar ama akıl almaktan pek hoşlanmam. bi başladımı bi daha durmuyorlar. insanın kendi özgüvenini parçalamak oun yerine kendisine olan saygıyı getirmek için uğraşıp duruyorlar. aman uzak olsun öle abi ...
``Akil verme`` tabirini kabul etmiyorum. Cevremde bana kendi bakis acilarini sunan bircok insan var. Zaten bunu farkinda olarak veya farkinda olmadan surekli yapiyoruz. Sonucta nedir ogut vermek : kendi subjektif dogrularimiz , gecmis tecrubelerimizden yola cikarak bunlari empati kurarak karsimizdakinin durumuna uyarlama cabasi. Cevremdeki insanlarin bakis acilarini ve tecrubelerini mumkun oldugu kadar cok dinlerim , bu bana farkli bakis acilari getirme sansi sagladigi gibi , olasi senaryolar hakkinda da fikir sahibi yapar.
- Çevrenizde siz istemeden akıl veren abiler var mı? Ne ölçüde? (yüzdeye vurursanız daha iyi anlarız.)
Tabii eger biri bana ben senin abinim (herseyden once bilen bilir abi/abla sifatina laik gordugum cok sinirli kisi vardir ve bu sifati sirf biri benden yasca buyuk diye vermem.) A ise B dir C ise D dir ve bu boyledir nokta seklinde bir yaklasimda bulunursa gerekli cevabi cok ta sevimli olmayan sekilde alir.
Eger ogut verenden kacma gibi bir durum varsa ortada sagliksiz bir durum var demektir. Bu sizin baba, abi , abla olarak karsinizdaki kisiyi kisitladiginiz ve ona kendi hatalarini yapmasina izin vermediginiz anlamini tasir. Hepimiz hatalarimiz sayesinde bircok sey ogrendik ve bizim buna hakkimiz oldugu kadar baskalarinda buna hakki var. Ogut verenin gorevi sadece kendi bilgisi , tecrubesi ve bakis acisi dahilinde fikrini sunmaktir. Son secim daima kisiye ait olmalidir ve bunun boyle oldugunu ogut alan anlamalidir.
- Bu abiler size akıl verdiğinde gözyaşları içinde boynuna sarılıp teşekkür ettikten sonra ertesi gün de akıl almaya mı gidiyorsunuz yoksa sinir katsayınız yükselip onları görmemek için yolunuzu mu değiştiriyorsunuz? (sinir katsayınız yükseliyorsa 100 üzerinden kaça yükseldiğini de belirtirseniz memnun olurum)
Bu hem ogut alani , hem ogut vereni korur. (ogut verdiginiz kisinin aglayarak gelip senin yuzunden basima bu geldi demesi senaryosu).
Saglikli bireysel gelisimin parcalarindan biride kendi kararlarimizi verebilmek ve kendi kararlarimizin getiri ve goturuleriyle yuzlesebilmek becerisidir. Eger karsinizdakinden bu hakki alirsaniz veya karsindaki bu hakkini size teslim ettiyse ortada saglikli olmayan birseyler var demektir.
Hangi tur abileri ? Biraz genellenmis bir soru , cevap veremem cunku sanirim hem bana ne ben soyle yapardim diyen cok arkadasim var (sanirim normalde insanlarin abi diye hitap edecegi insanlar cogu) ama ortada belli bir baski yok.
- Bu tür abileri ne ölçüde seviyorsunuz ? (çok seviyorum-seviyorum- birazcık seviyorum-sevmiyorum,-nefret ediyorum-bu tür duyguları kaybedip hissizleşiyorum)
Tek verilmis akil uzerinden yola cikmam. Bircok kisinin bircok dusuncesini alir onlari kendi deger yargilarim , etik dusuncelerim ve inanclarimla harmanlarim. Ancak ve ancak tek bir kisinin fikrini aldigim konu buyuk ihtimalle o kisinin ozelini kapsaycak konulardir. ``Akil verme`` olayina bu perspektiften bakarsak sanirim oran %100 lerde olacaktir.
- Verdikleri akılların genellikle ne kadarı işinize yarıyor ? (Tümü, çoğu, birazı, hiçbiri- isterseniz bunu da yüzdeye vurun)
Neden ki ? Akil veren insanlar benden akil aliyorlar ... bu dedigim gibi bir bilgi , tecrube alis verisi... Dolayisiyla kendimi ustun veya alcak hissetmek icin tek bir neden bile goremiyorum.
- Akıl verdiklerinde aptallaşıp, aklınızdan kuşku duymaya başlıyor musunuz? (mesela bende olur. Konuşma süresi ve kıvamına dayalı olarak zeka düzeyimde ani gerileme başlar, cevap vermekte bile zorlanırım. Elimde değil..)
Hayir. Yaptigim tanim cercevesinde kisinin tecrubesine bagli oldugunu dusunuyorum. Tecrube disinda kisinin iletisim ve empati becerileride tabii cok onemli bir rol oynuyor. Yas sadece belki kisinin olasi tecrubelerinin ne kadar oldugunu gosterebilir ama tecrube edinmek veya yasananlardan , okunanlardan ders cikartmak bile kisisel bir beceri ...
- Genellikle yaşla, verilen aklın kalitesi arasındaki ilişkinin doğru orantılı olduğunu mu düşünüyors unuz?
Her belli bir yasa eren bu beceriye erisseydi tarih bu denli tekerrur edermiydi , biz tekrar lale devrine donebilirmiydik ?
Evet tabiki var... Hic saymadim. Ben herkesin fikrini alanlardanim sanirim tabii bagzi insanlarin fikirleri daha agir basiyor... Ailem , yakin arkadaslarim (bunlar icinde yasitlarimda var , buyuklerde kucukler de ) Akil almak akil vermek degilde bizimkisi daha cok bir beyin firtinasi sanki... ben diyeyim 10 kisiyiz sen de 100
- Çevrenizde gerçekten aklına güvendiğiniz,(ille de bir probleminizi danışmak olarak düşünmeyin, herhangi bir konuda), konuştuğunuzda beyninizin beslendiğini, parladığını hissederek heyecanlandığınız kişiler var mı? Kaç kişi? Bunlar sizden yaşça daha mı küçük , daha mı büyük (abi), yoksa aynı mı ? Kim ? (arkadaşınız, sevgiliniz, kardeşiniz, akrabanız vb….)
öncelikle hoşgeldiniz demeliyim ( bir süredir şehir dişinda olduğum için forumdan uzak kaldim bu nedenle sizi forumda yeni görüyorum ) bence akil vermek yerine deneyimlerin paylaşilmasi daha doğru olur gibi geliyo bana zaten insan bu yolla almasi gerektiği şeyleri içinden aliyo kendine ama yaşayip görmek diye bi konuda var tabii . Bende deneyimlerini benle paylaşacak *****tiğimda dertleşeceğim birilerinin yanimda olmasini isterim bu iyi birşey kanimca diyeceklerim bundan ibarettir . Kendinize iyi bakin... Hoşçakalin !!!...
Sevgili Girasoleciğim,
Bu yazıyı, sadece bana “abi” denmemesi için yazmıştım. Aklımca da bunu daha çarpıcı biçimde ifade edim derken işin bokunu çıkarmışım affedersin. Amacından sapıp akıl verme meselesi odak haline geldi. Bazen ayrıntılar işi özünden saptırıyor.
“Bak işte gördün mü yazılı iletişimin zayıflığı” dediğini duyar gibi oluyorum. Ama suç, yazılı iletişimin değil, yazanın.
Dediklerine katılmamak mümkün değil. Zaten görüş farklılığımız da olmadığı için konu sıkıcı hale geldi,
Şu kadarını söyleyeyim. Yetişme döneminde entelektüel açıdan çevremdeki ağabeylerin hayli katkısı oldu bana. Onların sayesinde kitap okumayı, müzik dinlemeyi ve sinemayı sevdim. Meslek seçimimde bile onların büyük katkısı oldu. Bugün onlara çok şey borçlu olduğumu söyleyebilirim.
Sevgili Pointer,
Hoşbulduk. Katkıda bulunduğunuz için de ayrıca teşekkür ederim.
Alicim sana bir tavsiyeBenim ilk buradaki yazilarima bakarsan bende siz kullaniyordum ama fark ettim ki bu forumda Nick ve siz eki pek ise yaramiyor hatta aksine ``osmanli donemi konusmasi`` diyorlar.. bence sen de direk informala gec.
bu arada gercekten dedim. iste bak yazili iletisim zayifligi !! Ehh zaten yazili iletisim zayifligindan kastim de bu ! Yazar baska birsey ifade etmeye calisirken kisiler baska anliyor.
anlasdik mi Ali AbiSaka yaptim Ali
![]()
Girasoleciğim,
Çok haklısın. Aynen öyle. Günlük yaşamımda bulunduğum ortamlar itibariyle maalesef ortaya çıkan bir alışkanlık. Burada da zaman zaman farkında olmadan sürdürüyordum. Uyardığın için sağol. Gerçekten komik oluyor. Sağol.
Alii abiiiHani bana cevap ?
Evet akıl vermek ve nasihat etmekten bende hiç hoşlanmam Pointer'in dediği gibi deneyimleri paylaşmak, görüşleri belirtmek ve öneri yapmak en sağlıklısıdır derim...
Selam Dostluklara...
bana akıl tanışan abiler var ahuahau xD.
kırmızıturuncusarıyeşilmavimor
kim akıl vercek yaakıllı olsun,aklını alırım
![]()
Ne bir kürk ister bu şen gönlüm,
Ne bir han ne de saray ..(addicted to Nostalgia)
Sophisticated
kırmızıturuncusarıyeşilmavimor
Çok haklısın, Yaşın, yaşam deneyimini yansıtması (ki bunun içine insanın kafasını geliştirmesi de giriyor...) dışında akılla pek bir bağlantısının olmadığı düşüncesindeyim. Bazen insanlar yaptıklarından dersler alarak akıllanıyor ya da bu bile olamıyor. Bazılarının ise akıllanmak için deneyime ihtiyacı olmuyor.
Firlamaca demiş oluşumun sebebi ise kendimle de ilişkilendirdiğim, hoşuma çok giden akıllıca bir cevap olmasındandı
fırlamaca demenden rahatsız olmadım zaten hatta bi daha söyle bi daha bi daha...
kırmızıturuncusarıyeşilmavimor
Bu Konuyu Paylaşın !